256 Yaşındaki Bir Çinli Ve Uzun Yaşamın Sırrı

Kategori : GÜNDEM,SAĞLIK,The Epoch Times - Editörün Seçimi |

Li Qing Yun (1677 – 1933) 256 yaşında öldü.  24 eşi oldu ve tam dokuz Qing Hanedanı imparatoru gördü.

Qin Yun belirli yöntemler sayesinde tam 256 yaşına ulaşmıştır. O, 24 eşe sahip olmuş ve tam dokuz Qing Hanedanı imparatoru görmüştür.

Qi Yun hakkında çok az bilgi mevcut, fakat bilinen bir gerçek ise, New York Times gazetesindeki bir ölüm ilanında atılan başlık: “Kaplumbağa, güvercin, köpek”. Li’nin hayat sloganı bunlardan ibaretti ve bu sayede inanılmaz bir  yaşa ulaşabilmişti.

“Kalbini sakin tut, bir kaplumbağa gibi sesiz otur, bir güvercin gibi yürü ve bir köpek gibi uyu.”

Li’nin bir çok mesleği vardı, o bir doktor, herbalist (bitki uzmanı), qigong ustası ve stratejik danışmandı. Günlük hayatında belirli alışkanlıkları takip ediyordu: düzenli vakitlerde yemek yiyor, şarap ve sigara kullanmıyordu. Li, vejetaryen besleniyordu ve Goji Berry çayı da onun vazgeçilmeziydi.

Li, erken yatıyor ve erken kalkıyordu. Vakti olduğunda, dik bir şekilde oturuyor, ellerini kucağına koyuyor ve gözlerini kapatıyordu. Bu şekilde bazen saatlerce hareket etmeden oturuyordu. Li, kart oynamayı da çok seviyordu ve çoğu zaman rakiplerinin öğle yemeğini ödeyecek kadar para kazanıyordu. Li, öz güveni olan ve cömert birisi olarak biliniyordu ve çevresindeki insanlar onu takdir ediyor ve seviyorlardı.

Li tüm hayatını bitkilere ve uzun yaşamın sırlarını araştırmaya adamıştı. O, Çin ve Tayland da birçok yeri geziyor ve bitki topluyordu. Topladığı bitkiler ile hastalıkları tedavi ediyordu.

Araştırmalar

Uzun yaşamın araştırmacısı ve „The Blue Zones: Lessons for Living Longer From the People Who´ve Lived the Longest“) adlı kitabın yazarı Dan Buettner, kitabında ve 2009’da katıldığı (TED talk*) adındaki bir konferansta, dünyanın 4 farklı bölgesinde yaşayan insanların yaşam şekli ve alışkanlıkları hakkında konuştu.

Bu gruplar, Kaliforniya Adventistleri, Okinawalılar, Sardinyalılar ve Kosta Rikalılar idi. Dünya üzerinde 100 yaş üstüne en fazla insan bu yerlerden çıkıyor ve genel olarak dünya ile kıyaslandığında, bu dört bölgede yaşayan insanların ortalamadan daha uzun yaşamaları ile biliniyor. Dan Buttner bu insanların yaşadığı bu bölgeleri ” blue zones” ( mavi bölgeler) olarak adlandırıyor.

Buttner’in araştırmalarına göre mavi bölge de yaşayan grupların hepsi vejetaryen bir beslenmeyi tercih ediyor. Kaliforniya’nın Loma Linda şehrinde ikamet eden Kaliforniya Adventistleri- İncil’de yazdığı gibi, baklagiller ve yeşil sebzeler tüketiyorlar. Sardunyanın yüksek dağlık bölgelerinde yaşayan çobanlar ise, mayasız tam tahıllı ekmek, peynir ve şarap tüketiyorlar.

Buttner’in araştırmalarına göre düşük kalorili bir diyet ömür uzatıyor. Okinawalı grup ise, tam olarak bunu yapıyor. Konfüçyüs kurallarına göre yaşayan grup tam doymadan sofradan kalkıyor.

Belki de sır Li’nin içtiği Goji Berry çayında yatıyordur. Li’nin hikayesi duyulduktan sonra, İngiltere ve Fransa’daki doktorlar Goji Berry meyvesini derinlemesine araştırdılar ve bilinmedik bir vitamine rastladılar, bu vitamin x veya güzellik vitamini olarak biliniyor. Yapılan araştırma Goji Berry meyvesinin vücutta yağ stoklanmasını engellediğini, karaciğer hücrelerinin üretimini teşvik etiğini ve kan şekerini ve kolesterol seviyesini düşürdüğünü gösteriyor.

Goji Berry “mutluluk meyvesi” olarak da adlandırılıyor ve insanı gençleştiriyor, bu meyve ayrıca beyin hücrelerini canlandırıyor, hormon salgılanmasını sağlıyor, vücuttaki pis kanı attırıyor ve bu sayede insanın vücut dokusunun ve organlarının normal çalışmasını sağlıyor.

Meditasyon

Birçok bilim insanı, düzenli meditasyonun sayısız faydalarını belgeledi. Massachusetts Tıp Fakültesi’ndeki Nöro bilim adamları, yüksek teknolojinin kullanıldığı yerlerde çalışan iki grup ile bir deney yaptı. Bir grup normal şekilde yaşamını sürdürmeye devam ederken, diğer grup düzenli olarak meditasyon yaptı.

2003’te Psychology Today’de yayınlanan bu  makaleye göre, araştırmada meditasyon yapanların beyinin sol frontal lobun  aktivitesinde belirgin bir kayma saptanmış. Bu zihinsel kaymanın olumsuz stresin etkilerini zayıflattığı ve ayrıca depresyon ve anksiyeteye iyi geldiği görülmüştür, ayrıca korkunun merkezi olarak bilinen amigdala’nın da aktivitesinin azaldığı görülmüştür.

Meditasyonun yaşa bağlı beyin büzülmesine de karşı koyduğu ve genel ruh sağlına faydalı olduğu saptanmıştır. Buettner araştırmalarında meditasyon dışında, planlı bir şekilde dinlenmenin ve kendine zaman ayırmanın da, burn-out sendromuna karşı faydalı olduğunu saptamıştır.

Toplum ve Sosyalleşmenin Önemi

Buettner ayrıca mavi bölgelerdeki güçlü toplum bağları ve sosyalleşmenin de çok önemli olduğunu ortaya koymuştur. Okinawalıların güvenebilecekleri sıkı dostları vardır. Yüksek dağlık bölgelerde yaşayan Sardunyalılar yaşlı insanlara çok saygılılar. Adventistler ise sıkı aile bağlarına sahiptir.

Aidiyet duygusu, iyi arkadaşlar ve sıkı aile bağları, sağlıklı bir yaşam tarzını destekliyor.

Malcolm Gladwell “Outliers” adlı bir kitap yazdı. Bu kitapta Rostetans adlı bir İtalyan grubunun araştırmalarını paylaştı. Bu İtalyan grup şuanda ABD’nin Pensilvanya şehrinde yaşamaktadır. Bu grubun üyelerinin ortalamaya göre daha sağlıklı ve uzun yaşadıkları görülmüştür, ayrıca ortalamaya göre çok daha az daha kalp rahatsızlıklarına yakalandıkları da saptanmıştır. Kapsamlı bir araştırmada bu grubun ne özel bir diyeti, ne de özel bir gen havuzuna sahip olduğu görülmüştür.

Gladwell Rosetans ailesi hakkında şunları yazdı, “Rosetans ailesi güçlü ve koruyucu bir aile bağına sahip ve bu güçlü bağ onları modern hayatın getirdiği olumsuzluklara karşı izole ediyor.” Rosetans ailesi kendileri için bir dünya ve çevre oluşturdular, dağlık bir şehirde sağlıklı bir yaşam sürdürmektedirler.

Hayata Anlam Katmak

Mavi Bölgeler’e seyahat ederken Buettner, o bölgelerde yaşayan insanların emeklilik için bir kural koymadıklarının farkına vardı. Mavi Bölge’deki motivasyonlar farklı idi, sanki devam etmenin, devam etmeyi kolaylaştırdığı gibi bir algı gözlemliyordu.

Okinawalılar ve Sardunyalılar yaşlılıkta dahi anlamlı bir hayat sürdürmekteler. Oralarda Buettner, yüz yaşında hala dağlara tırmanan insanlara rastlamıştır. Onlar çitler inşa ediyor, balık tutuyor ve büyük büyük büyük torunlarına bakıyorlar.

Fakat onlar batılıların spor salonunda yaptığı gibi egzersizler yapmıyorlar. “Onlar sade bir hayat sürdürmekte, bu da esasen fiziksel aktif bir yaşamın garantisidir”, diye ekliyor Buettner. Onlar yürüyor, yemek yapıyor, ev işleri ile uğraşıyorlar ve bahçeleri ile ilgileniyorlar.

Christine Lin, Epoch Times