Ahmet Rasim

Dostum

“Güler”sin ama hayatta hep gül,
Yüzünden eksilmesin tebessüm her gün,
Uğramasın keder kapına bir gün,
Bırakmasın mutluluk peşini her gün.

Dostum dediğimin yarısı sensin,
Dert ortağımın tamamı sensin,
Yalansız riyasız konuşan sensin,
Mutluluğu ömrünce hak eden sensin.

Bekliyorum

Bekliyorum her sabah benle doğasın diye,
Bekliyorum denizler maviye doysun diye,
Bekliyorum kokunu rüzgar getirsin diye,
Bekliyorum gülüşün çiçekte açsın diye.

Sende özlüyormusun birtanem beni,
Benim kadar kimse sevemez seni.

Bekliyorum bulutlar bize ağlasın diye,
Bekliyorum yüreğim sana kanasın diye,
Özlediğin vuslatı birgün bulasın diye,
Şu kötü kaderini birgün yenesin diye.

Sende özlüyormusun birtanem beni,
Benim kadar kimse sevemez seni.

1865’te İstanbul’da doğdu, 1932’de İstanbul Heybeliada’daki evinde yaşamını yitirdi. Menteşeoğulları’ndan Kıbrıslı Bahaeddin Efendi’nin oğlu. Kendisi doğmadan babası ailesini terkettiği için annesi Nevber Hanım tarafından yetiştirildi. Öğrenimini yolsul çocuklara eğitim hizmetini bugün de sürdüren Darüşşafa’da tamamladı. Posta ve Telgraf Nezareti kalemine memur olarak girdi. Bir yandan memurluk yaparken diğer yandan Ahmed Mithad’ın yayınladığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Kısa bir süre öğretmenlik yaptı. 2. Meşrutiyet’ten sonra Hüseyin Rahmi Gürpınar ile birlikte “Boşboğaz” isimli bir mizah dergisi çıkardı. Ceride-i Havadis, Tasvir-i Efkar, Yenigün, Akşam, Vakit, Cumhuriyet gibi gazetelerle birçok dergide çok sayıda makale, fıkra, gezi mektubu, anı türlerinde yazıları yayınlandı. Suriye, Sofya ve Romanya’da muhabir olarak bulundu. 1927’da İstanbul milletvekili oldu. Bu görevi ölümüne kadar sürdürdü. Daha çok ustası Ahmed Mithad’ın edebi çizgisini izleyen, döneminin güçlü akımı Servet-i Fünun içinde yer almayan Ahmet Rasim, öğrencilik yıllarında saltanata karşı çıkan şair ve yazarlara özenerek şiirler de yazdı. Daha sonra yazıya yöneldi. Ama şiiri bırakmadı. Muallim Naci etkisindeki şiirlerini “Leyla Feride” takma ismiyle Musavver Malumat dergisinde yayınlattı. Döneminin tüm edebiyat ve siyasi tartışmalarından uzak kaldı. Benimsediği gerçekçi-gözlemci çizgide yazılarını sürdürdü. Kısa, canlı cümlelere, yaygın ve güncel deyimlere dayanan arı bir İstanbul Türkçesi ile yazdı. Darüşşafaka’daki öğrencilik döneminde Zekaî Dede’den müzik dersleri aldı. Çoğunun güftesi kendisine ait 60 kadar şarkı besteledi. Bu şarkılardan 40 kadarı günümüze ulaştı.

 

 

 

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.