Che Guevara; “Kahraman” mı, “Katil” mi?

Kategori : DÜNYA,GÜNDEM,POLİTİKA,The Epoch Times - Editörün Seçimi |

Che Guevara (GettyImages)

 

9 Ekim Pazartesi günü, komünist devrimci Che Guevara’nın ölümünün 50. yıldönümüydü. Küba, Nikaragua ve Venezuela’da onun adına günlerce anma törenleri düzenlendi. Fakat, Che’yi eleştirenler de var ve onlar: “Che Guevara’nın acımasızlığını vurguluyor ve onun işkenceye başvurduğunu ve siyasi cinayetler işlediğini söylüyorlar. Onlara göre “Comandante” (kumandan) bir  kült sembolü olmayı hak etmiyor.

Bolivya büyük bir anma töreni ile 50 yıl önce öldürülen Arjantin Marksist devrimci Ernesto Che Guevara’yı andı. Vallegrande ilçesinde yaklaşık 2,000 kişinin katıldığı anma töreninde konuşan Bolivya Devlet başkanı, “Che’yi anmanın en iyi yöntemin, onun yaptığı gibi ‘anti-emperyalist mücadeleyi’, devam ettirmektir” dedi. Başkan Evo Morales, Che Guevara’nın “Bolivya’nın özgürlüğü için” öldüğünü ve Latin Amerika’nın “kurtuluşundan” başka bir şey istemediğine dair atıfta bulundu.

Anma törenlerine Guevara’nın erkek kardeşleri ve dört çocuğunun yanı sıra, Küba’nın Başkan Yardımcısı Ramiro Valdés ve Guevara’nın gerilla biriminden Leonardo Tamayo Nuñez (lakabı “Urbano”) ve Harry Villegas Tamayo (lakabı “Pombo”) da katılmıştı. Törene Venezuela ve Nikaragua’dan delegasyonlar da iştirak etti. Anma töreni, Bolivya’daki beş günlük kutlamaların doruk noktasıydı.

ABD gizli servisi CIA tarafından eğitilmiş Bolivya askerleri Che Guevara’yı, 8 Ekim 1967’de Güney Bolivya’daki Vallegrande şehrinde yaraladı ve yakaladı. Yakalandığı ikinci gün, La Higuera yakınlarında, Bolivya Devlet Başkanı René Barriento’nun emri ile bir subay olan Mario Teran tarafından vurularak öldürüldü.

Küba’da “Kumandan” lakaplı Che Guvera için anma törenleri

Küba’da aynı şekilde, 8 Ekim Pazar günü “Comandante” anısına bir tören düzenlendi. Guevara 1950’lerin sonlarında, diktatör Fidel Castro ile beraber Fulgencio Batista hükümetine karşı devrimin bir parçası olmuş ve Fidel Castro ile beraber savaşmıştı.

Che Guevara ve savaşçıları Aralık 1958’de, Sierra Maestra’daki şiddetli savaşlardan sonra, Santa Clara’da Batista birliklerine karşı zafer kazanmıştı. Onlar, 1959 yılı başlarında, Havana’da zafer yürüyüşü gerçekleştirdiler. Zafer yürüyüşünden bir ay sonra, Guevara ikinci evliliğini gerçekleştirdi ve  Kübalı Aleida March ile evlendi.

Che Guevara 1959-1961 yılları arasında Küba Merkez Bankası başkanıydı ve 1961-1965 yılları arasında Sanayi Bakanı olarak görev yaptı.

1965’te Che Guevara beklenmedik bir şekilde bütün bu görevleri ve makamları bırakarak Afrika’ya gitti. Bir sene sonra Latin Amerika’ya döndü ve Bolivya’da bir devrim başladı. Fakat Bolivya ordusu Yuro vadisinde, Che ve savaşçılarına bir pusu kurarak onları etkisiz hale getirdi.

Sahte kahraman

Che Guevara, Marksist bir devrimci, gerilla lideri, doktor ve yazardı. 1956-1959 yılları arasında Küba Devrimci ordularının merkezi lideriydi ve Fidel Castro’dan sonra en önemli simgesel figürlerden biriydi.

Guevara sol görüşlü bir ailede yetişmişti. Kendisi tıp okuyor ve çok seyahat ediyordu. Guatemala’dayken, Guatemala Devlet Başkanının Amerika’nın çabaları sonucu devrildiğine ve yeni bir hükümetin inşa edildiğine şahit olmuştu. Bu olaydan sonra Che, Meksika’ya gitmiş ve Fidel Castro öncülüğündeki komünist devrim hareketine katılmıştı.

Tıp öğrencisi olduğu dönemlerden itibaren Che, günlük tutuyor ve yazı yazıyordu. Che’nin yazıları bir çok filme konu oldu ve bu yazılar edebi bir kaliteye sahipti. Che’nin yazıları ve konuşmaları Küba’nın çok ötesini aşarak dünyanın dört bir tarafına yayıldı ve birçok Komünist devrimci akımını etkiledi. Hayatı ve trajik ölümü onu adeta bir efsaneye dönüştürdü ve bu sebepten dolayı Che Guevara medyada geniş bir çalışma yelpazesine konu oldu. Che’nin hayatı ile ilgili birçok kitap yazılmış ve film çevrilmiştir.

Tıp öğrencisiyken yazdığı seyahat günlüğünden,

“Dünyayı iki zıt kutba ayırmak için, büyük ruh rehberi devasa adımları ile ilerlediğinde, ben halkımın yanında olacağım, silahlarımı kana bulayacağım ve öfkeden çıldırmış bir vasiyete mağlup olmuş düşmanların gırtlaklarını keseceğim. Burun deliklerimin genişlediğini hissediyorum.”

– Bu şiir çok açık bir şekilde sözde “kahramanın” karanlık iç yüzünü ortaya koyuyor.

ABD dergisi, onu 1999 yılında, 20. yüzyılın en etkili 100 kişisinden biri olarak lanse etmişti.

Bases Vakfı: Che kültürün sonlanmasını istiyor. Vakfa göre Che, sadece bir “katil”.

Küba’daki Che Guevara Anıtı milyonlarca kişi tarafında ziyaret edilmektedir. Che’nin altı metre yüksekliğindeki bir heykeli Santa Clara şehir merkezinde bulunmaktadır. Şehirde ayrıca Guevara’nın kişisel objelerinin sergilendiği bir müze ve kemiklerinin bulunduğu bir türbe de bulunmaktadır.

Bir başka anıt da, Guevara’nın doğduğu Rosario şehrinde mevcuttur. Weser Kurier’in haberine göre, Guevara’nın anıtının kaldırılması için “Bases Vakfı”, Guevara’nın 50. yıldönümünde şehir konseyine bir dilekçe verdi. Bases Vakfı, Che Guevara’yı bir “katil” olarak nitelendiriyor.

Dilekçe Alman Friedrich Naumann Vakfı tarafından destekleniyor. Buenos Aires’deki ofis başkanı Jörg Dehnert bir gazeteye verdiği röportajda şunları söyledi: “Latin Amerika adeta Guevara’ya tapıyor, onun siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için işlediği suçlar, acımasızlığı ve kullandığı işkence yöntemleri görmezden geliniyor.

“Che” Küba’nın ilk çalışma kampını kurmuş ve yüzlerce mahkumun öldürülmesi emrini vermişti.

Dilekçede, devrimden sonra Guevara’nın baş soruşturmacı rolünden bahsediyor. Havana’daki La Cabana Kalesi’nde Guevara’nın emriyle 300 sözde “karşı-devrimci” idam edildi.

Bunun dışında  birçok eşcinsel ve muhalif de hapsedildi ve ağır şartlar altında çalışmaya zorlandı ve birçoğu işkenceden geçti. Emrindeki kişilerin de bu kamp ile tehdit edildiği biliniyor. Sovyetler Birliği, Küba’daki nükleer silahları geri çekmesi Che’yi çok sinirlendirmiştir. O, füzeler kalsaydı onları kullanacaktım demiştir “savunma ilkesine dayanarak”.

Rusya’ya “destalinizasyon” başlatmasına rağmen, Che, Moskova ziyaretinde Joseph Stalin’in mezarına çelenk koymuştu. O, Küba tarımını Sovyet modeline göre tasarladı ve bunu yaparken olumsuz etkilerini hiç düşünmedi. Devrim fikrinin sürdürülmesi onun için doğacak olumsuz sonuçlardan daha önemliydi.

Küba doğumlu Amerikalı Humberto Fontova, Guevara’yı acımasız bir taktikçi olarak tarif ediyor. Birçok eleştirmen ise, Guevara’nın başarısız ekonomi ve sanayi politikasının sebeplerinin, kişiliği ve yetersiz ekonomik politik bilgisinden kaynaklandığını vurguluyor.

Sonja Ozimek, The Epoch Times