David Bowie’nin Davulcusu Her Gün Uyuşturucu Kullanıyordu; fakat Bir Şey Hayatını Tamamen Değiştirdi

1964 doğumlu olan Sterling Campbell, çocukluk günlerinden beri davul çalıyordu.

Erken yaşlarında, İngiliz rock yıldızı David Bowie’nin New York’lu davulcusu olan Sterling Campbell; her gün alkol ve sigara/esrar içerek kontrolsüz bir hayat yaşıyordu. Bu kısır döngü, 90’lı yıllarda bir gün hayatını tamamen değiştiren o değerli bir şeye rastlayana kadar, aynı şekilde devam etti.

1964 doğumlu olan Sterling Campbell, çocukluk günlerinden beri davul çalıyordu.

Sterling NTD.TV’ye, “12 yaşından beri tüm hayatım boyunca davul çaldım. Davul benim bir parçam haline geldi,” diye anlatıyor.

Sterling Campbell ©Epoch Times | Benjamin Chasteen

1986’da 22 yaşında olan Sterling’e, Amerikalı şarkıcı Cyndi Lauper ile turneye çıkma fırsatı verildi. Ondan sonra Rock’n Roll kariyerinde yükseldi. O zamandan beri Duran Duran, B-52, Soul Asylum, Gustavo Cerati ve David Bowie gibi sayısız dünyaca ünlü sanatçıyla çalışma fırsatı buldu.

1992’de David Bowie ile beraber çalmaya başladı. Campbell, David ile yaptığı ilk görüşmesini “harika” olarak tanımlıyor.

Sterling, The Epoch Times için yayınlanan bir makalede, “Sonunda kahramanımla tanışmıştım, çok davetkardı, gülümsüyordu.” diye anlatıyordu.

Sterling, sonraki 14 yıl boyunca, David ile çalmaya devam etti.

Uyuşturucu Bağımlılığından Kurtulması

Sterling, kariyerinin üst noktasında olmasına rağmen, hayatta hiçbir amacı olmadığını hissediyordu. Her gün iki paket sigara içiyordu, ve uyuşturucu ile alkol bağımlısı haline gelmişti.

Sterling, “Her gece içiyordum, her gün esrarlı sigara içiyordum, her gün kadeh kadeh içiyordum, birinden diğerine delice haplar kullanıyordum” diyor. “Bunu her gün yapıyordum, bu sanki iş tanımınım bir parçasıydı.”

©Video Screenshot | NTD.TV

Yıllar boyunca, Sterling bu kötü alışkanlıklardan kurtulmak için çok uğraştı, 1998’de bir gün Doğu’dan gelen antik bir uygulamaya rastladı.

O gün, Sterling, New York City’deki Riverside Park’ta yürürken, bir grup insanın yumuşak, nazik ve yavaş hareket eden egzersizler yaptığını gördü.

Bu huzur dolu egzersizler ilgisini çekti. Aralarından bir kişiyle konuşmaya giderek; onların, zihin ve bedeni birlikte geliştiren kişisel bir gelişim uygulaması olan Falun Gong’u (Falun Dafa olarak da bilinir), uyguladıklarını öğrendi.

“Konuşmamız bir süre devam etti. Neden ilgilendiğimi bilmiyordum, içgüdüsel bir duygu gibiydi.” Diyor.

©Tianti Books

Zhuan Falun’u (Falun Dafa’nın temel kitabını) alıp okuduğunda, sanki bu kitap benimle konuşuyor gibi bir his vermişti diyor.

“Onu okuyordum ve ona inanıyordum” diyor. Bunun tam olarak onun ihtiyaç duyduğunu şey olduğunu anladığını söylüyor.

Falun Gong’u uyguladıktan sadece iki hafta sonra, hayatı 180 derece değişti.

“Artık sigara içmek, içki içmek ya da uyuşturucu almak istemiyordum. Yani, bu büyük bir dönüşümdü.” diyor.

Uygulamanın onun daha iyi bir insan ve müzisyen olmasını sağladığını belirtiyor.

©Minghui

“Standartlarımı bir insan olarak yükselttim – başkalarını kendinden önce düşünmeyi öğreniyorsun. Bu tamamen kalbinizle ilgili bir durum” diyor. Sterling, İskoç gazetesi olan Metro’da 27 Kasım 2003’te yayınlnan bir röportajında, “ Artık David’in müziği için daha fazla kendimi veriyorum, daha özverili hale geldim.” demişti.

O zamandan beri, Falun Gong uygulamasını yapmak hayatının bir parçası haline geldi. Sahnedeki her performansında, yanında “Doğruluk, Merhamet, Hoşgörü” (Falun Gong’un ilkelerinin) anlamını taşıyan, Çince olarak yazılı özel bas davul setini getiriyordu.

Fotoğraf: David Bowie, San Francisco’da 2002 yılında, davulda Sterling Campbell ile birlikte. Campbell’ın bas davulunda Doğruluk, Merhamet, Hoşgörü’nün Çince karakterleri yazılı. © Mark Jeremy

“İnsanlar her zaman bazı şeyleri üzerine yazmak isterler. Davuluma bazı olumlu şeyler koymak ve insanlara ne tür bir insan olduğumu göstermek istedim” diyor, Sterling.

David Bowie’nin “Reality (Gerçeklik) Turu” Sırasında Farkındalığı Arttırdı

Sterling, David Bowie’nin son büyük dünya turunda onunla beraberdi – 7 Ekim 2003’te Danimarka’nın Kopenhag kentinde başlayan Reality Turu, Dokuz ayın üzerinde sürdü ve 100’den fazla şehre seyahat ettiler.

Sterling, “Bu benim kişisel favori turum ve benimle beraber sonsuza dek devam edecek” “Çok güldük.” diyor.

O zamanlarda, David her konser verdiğinde, Sterling girişte kar amacı gütmeyen “Falun Gong Dostları” grubu için bir stand ayarlıyordu.

Stantta Falun Gong uygulayıcıları, bu uygulamaya yönelik Çin’de yapılan zulüm hakkında farkındalık yaratma fırsatını yakalarken, Sterling de desteğini göstermek için, medyaya Çin’de sesini yükselterek destek vermesi nedeniyle tutuklanması konusundaki deneyimlerini anlatıyordu.

©Minghui

Falun Dafa Bilgi Merkezi’ne göre, Çin Komünist Partisi (ÇKP) 20 Temmuz 1999’da uygulamayı yok etmek için acımasızca bir zülme başlamış ve o zamandan beri milyonlarca Falun Gong uygulayıcısı tutuklanarak gözaltına alınmıştır. Çin’de tahmini 70 milyon ila 100 milyon kişinin üye olduğu Çin Komünist Partisi, Falun Gong’un popülaritesini, otoriter yönetime ve ateist ideolojiye karşı bir tehdit olarak algıladı.

Uluslararası toplum, ÇKP’nin devlet destekli bir şekilde Falun Gong uygulayıcılarını hedef alan, uygulayıcılardan canlı iken organ toplanması sürecinin yanı sıra; uygulamayı itibarsızlaştırmaya yönelik yanlış bilgilendirme kampanyasından uzun zaman boyunca haberdar olamadı.

©Minghui

Şubat 2002’de Sterling, 60 veya 70 Falun Gong uygulayıcısıyla beraber, Çin halkına “Falun Dafa’nın iyi olduğunu” anlatmak için Çin’e gitti.

Minghui.org’a, “Çin’deki Falun Gong uygulayıcıları bana cesaret verdi. Onlar, bu zor durumda bile insanlara Falun Gong gerçeğini anlatmak için cesurca ileri adım attılar. Batılı uygulayıcılar olarak, Tiananmen’e giderek daha fazla dikkat çekmek istedik” diye anlatıyor.

Sterling, sonunda Çin’de tutuklandı ve sınır dışı edildi.

©Minghui

“Bizi yakaladılar ve zulme uğradığımız polis karakoluna götürdüler,” diye anlattı Sterling.

“Çin’de bir haftası polis tarafından gözaltında tutularak geçirdiğim, inanılmaz iki haftalık bir dönem geçirdim ve sonraki hafta Carnegie Hall’da, Tibet Evi için David ile bir gösteri yapacaktım.”

Uluslararası Af Örgütü’nün bir destekçisi olan David, insan haklarını önemsiyordu ve Sterling’in çabalarında ona destek oldu.

Sterling, “David, çok destekleyiciydi” dedi.

“İnsani biriydi. Birçok şeyi önemserdi, insan haklarını önemserdi ve dünyada neler olup bittiğini bilirdi.”

©Wikimedia Commons | Photobra| Adam Bielawski

Ne yazık ki, David, 10 Ocak 2016’da son albümü olan “Blackstar”ın piyasaya sürülmesinden iki gün sonra karaciğer kanserine yenildi ve vefat etti.

“David gerçek bir insandı, iyi bir kişiydi,” diyor Sterling.

“David benim ve diğer tüm müzisyenlerin kendisi olmasına izin verirdi” diye devam ediyor. “İnançlarıma saygı duyuyordu ve herkesin bunun gibi kendisini ifade etmesini istiyordu. David ile çalışmak gerçekten onur verici bir şeydi ve bu her zaman değer vereceğim bir şey olacak.”

İlgili videoyu izleyin:

Daha fazla bilgi için : http://tr.falundafa.org/

 

NTD

Haber çeviri: Ç. Akdeniz, Epoch Times TR

 

 

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.