Her Şey Geçer

 

sadece bir kaç fotoğraf kalır geriye

Geçiyor elbette. Üzüntüler de geçiyor sevinçlerde. Hangi acı sonsuza kadar sürmüş ya da hangi mutluluk yıllarca devam etmiş. Olmuyor. Hiçbir şey aynı kalmıyor hayatta. Yıllar geçiyor, aylar ,haftalar günler saatler geçiyor. Her şey değişiyor.

Her gün yeniden başlıyoruz hayata. Her gün yeniden doğuyoruz. Tıpkı güneşin her gün yeniden doğduğu gibi. Az sonra ne yaşayacağımızı bilmeden gözlerimizi açıyoruz yeni bir güne . Hayatın bize ne getireceğini bilmeden.

Hayat çizgilerimiz zaman zaman kesişiyor. Hiç tanımadığımız insanlarla ummadığımız olaylar yaşıyoruz. Bazen mutlu oluyoruz bazen mutsuz. Hiçbir hayat çizgisi dümdüz gitmiyor. İnişli çıkışlı eğriler halinde seyrediyor. Başkalarının hayat çizgileriyle bazen yan yana bazen iç içe geçerek gidiyor.

Bazıları bizi derinden etkiliyor. Tesadüf sandığımız o karşılaşmalar bizi bambaşka biri yapıyor. Çünkü artık tek başına giden o zayıf çizgi olmuyoruz .

Olağanüstü herhangi bir şey yaşamasak da hayatın kendisi risklerle dolu . Önümüzü göremeden , bilemeden ne olacağını ; yaşayıp gidiyoruz. Neden bu hayatı yaşadığımıza , sonunda neler olacağına dair hiçbir bilgiye sahip olmadan. Sadece tahmin ediyoruz o kadar.

Çoğu zaman aklımız sınırlı kalıyor , tahminlerimiz yanlış çıkıyor. Başka hayallerle çıkıyoruz yola ; kendimizi bambaşka yerlerde buluyoruz. Planlar programlar yanıltıyor bizi. Çoğu zaman da insanlar yanıltıyor . Çünkü herkes kendisine göre en doğru olanı düşünüyor. Ve kendisine en çok yarayacak şekilde yönlendiriyor bizi. Kimse, kimse için en doğruyu söylemiyor.  Bilse de söylemiyor. Söylese  kendisi zarar görecek belki de.

Oysa ne kadar önümüzü göremesek de hayatta bizi en doğruya yöneltecek şeyler de var. HİSLERİMİZ. Yüreğimizin ta derinlerinden çıkıp gelen bu hisler bizim için en doğru olanı söylüyor. Bizim en yüce hayrımıza olacak şekilde uyarıyor bizi. Fakat biz nedense bu hisleri yeterince algılayamıyor , sesine kulak veremiyoruz. NEDEN? Çünkü o kadar meşgulüz ki kendi dışımızdaki olaylarla içimizden gelen sese kulak veremiyoruz. Ne yiyeceğiz ,ne giyeceğiz , ne satın alacağız, o ne yapmış, bu ne diyor derken asıl ihtiyacımız olan şeyleri göremiyoruz.

Çoğu zaman birlikte yaşadığımız insanları , sevdiklerimizi gözümüz görmüyor. Sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi erteliyoruz sevgilerimizi. Esirgiyoruz bir çift güzel sözü. Nasılsın demeyi, özlemlerimizi söylemeyi, sarılmayı, sohbet etmeyi.

Bir sonraki nefesi dahi alacağımızın garantisi yokken bu dünyada ; sonra diyoruz hep sonra . Sonra yaparım ,sonra görürüm, sonra söylerim ,sonra gelirim. Biz sonralara saklarken düşüncelerimizi belki de hiç gelmeyecek sonralar. Çünkü şimdiyi yaşamıyoruz hiç.

Asıl olan “şimdi “yaşadığımız. Ne geçmişte yaşıyoruz ne gelecekte. Bu gün çocukları izlerken müzik dersinde ; onların ne kadar “anı” yaşadıklarını fark ettim. Ne geçmişin pişmanlıkları vardı üzerlerinde ,ne de gelecek kaygıları.

Kaygı duyarak geleceğimizi değiştiremiyorsak eğer ve keşkelerle geçmişi yenileyemiyorsak ; neden üzüyoruz kendimizi. Bardağın dolu yanını görebilen insanlar ancak hatalarını tekrar etmezler. Geriye bakmanın da hiçbir anlamı yok önümüzde koskocaman bir yaşam varken.
Ne kadar yaşarsak yaşayalım bu dünyada en güzeli sevdiklerimizle birlikte olmak.
Semra Şener

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.