Kalp Şeker

Çocuk elindeki kalp şeklindeki şekeri zevkle yiyiyordu. Arkadaşları ona şekeri nerden aldığını sordular. ‘Almadım ‘ dedi çocuk. ‘Evde  vardı. Odamda masanın üstünde duruyordu; sanırım annem aldı’.

Eve gitti. Annesine bu güzel şekeri nerden aldığını sordu. Annesi ona şeker almadığını , şekerin nerden geldiğini bilmediğini söyledi. ‘Belki ‘ dedi annesi ‘baban almıştır’.

Akşam babası gelince  ona  da sordular. Fakat babası da almamıştı şekeri. Allah Allah  kim almış olabilirdi ki… Üstelik odasına kadar getirmiş, masanın üstüne koymuştu….  Tanıdıklarını  düşündüler. O gün hiç kimse gelmemişti  evlerine .  Birisinin eve gizlice girip o şekeri masanın üstüne koyması da mümkün görünmüyordu.  Çünkü annesi evdeydi , hiç dışarı çıkmamıştı. Gelen olsaydı haberi olurdu . Sonunda merak etmekten vazgeçtiler. Yapacak başka bir şey yoktu.

————————————

Şehirden , hatta  köylerden bile uzakta bir yerde tahtadan yapılmış küçük bir kulübede yaşayan Esma Nine ile Hakkı Dede  adında yaşlı bir karı koca vardı. Birbirleriyle çok iyi anlaşıyorlardı. Birbirlerine olan sevgileri onları bir arada tutuyor ve her türlü zorluğa göğüs germelerine neden oluyordu. Hayatı,  yaşamayı,  insanları, hayvanları çok seviyorlardı. Çocukların onların hayatında ayrı bir yeri vardı…

Kulübelerinde  ihtiyaçlarını karşılayacak kadar eşyaları vardı. Fakat onlar kendilerini hiç fakir hissetmiyorlardı. Bulundukları yerde para olmadan rahatça yaşıyorlardı.  Kulübelerine yakın bir yerdeki pınardan içecek sularını temin ediyorlardı. Yakındaki orman da onlara her türlü yiyecek sağlıyordu.

Yıllar önce  Esma  Nine ile Hakkı Dede şehirde yaşıyorlardı. Zengin denebilecek durumdaydılar. Güzel de bir evleri vardı. Bir gün  istedikleri  gibi  bir kızları  oldu. Öyle mutluydular ki… Bütün amaçları kızlarını en iyi şekilde yetiştirmekti.  Fakat her şeyin yolunda gittiğini düşündükleri bir zamanda kızları hastalandı. Bir süre sonra da onu kaybettiler.

Esma Nine ile Hakkı Dede  bu duruma yıllarca çok üzüldüler. Sonunda bulundukları şehirden ayrılmaya karar verdiler. Evlerini , paralarını  ihtiyacı olan insanlara verdiler. Çok az bir eşya ile şimdi yaşadıkları bu kulübeye geldiler. Kendilerine yeni bir hayat kurup üzüntülerini unutmaya çalıştılar.

Bir yılbaşı gecesi, Esma Nine ile Hakkı Dede  üzgün üzgün otururlarken kapı çalındı. Uzun zamandır evlerine gelen giden olmadığı için merakla birbirlerine  baktılar  .  Hakkı Dede  kapıyı açtı.  Kendileri gibi yaşlı bir kadın kapıda soğuktan titriyordu. Onu hemen içeri davet ettiler. Isınması için battaniye verdiler. Önüne sıcak yemek koydular.

Kadın kızının evine gitmek için yola çıktığını,  fakat kar bastırınca yolunu kaybettiğini söyledi. Yaşlı karı koca onun geceyi evlerinde geçirebileceğini, hatta  istediği kadar evlerinde misafir edebileceklerini  söylediler.

Esma  Nine ile Hakkı  Dede  sabah uyandıklarında yaşlı kadının gittiğini gördüler. Kadının uyuduğu yerde bir kese buldular. Kadının onu unuttuğunu düşündüler. Oysa kadın  keseyi onlara bırakmıştı.  Keseyi açtılar. İçinden iki tane şişe çıktı. Birinin üzerinde  kalp şeker malzemesi , diğerinin üzerinde ise görünmezlik sıvısı yazıyordu. Bir de bir kağıt vardı kesenin içinde. Kağıtta ‘kalp şeker yapın çocuklara dağıtın. İyilik yapan  çocuklar  olduğu sürece hiç eksilmeyecek’  yazıyordu.

Çocuklara kalp şeker yapma fikri hoşlarına gitti Esma Nine ile Hakkı Dede’nin. Şişedeki malzemeyi kullanarak kalp şeker yapmaya çalıştılar. Bir kaç denemeden sonra başardılar.  Şimdi onu çocuklara vermeleri gerekecekti. Hangi çocuklara vereceklerdi kalp şekerlerini. Kağıtta ‘iyilik yapan çocuklar’ yazıyordu.   İyilik yapan çocuklar bulmak için şehre gitmeye karar verdiler.

Biraz dinlenmek için bir parktaki banka oturdular.  O sırada parkın yan tarafından gelen çocuk seslerini duydular. Tesadüf bu ya  parkın yan tarafındaki ilkokulda teneffüs zili çalmış çocuklar bahçeye çıkmışlardı. Çocukları izlemeye koyuldular. O kadar çok çocuk vardı ki… Nasıl seçeceklerdi… Onlar böyle düşünürlerken ani bir fren sesiyle irkildiler. Ardından cılız bir miyavlama sesi geldi kulaklarına. Sesin geldiği yere doğru baktıklarında bir otomobilin yavru bir kediye çarpıp yoluna devam ettiğini gördüler. Otomobil kediye çarpıp onu yolu kenarına fırlatmıştı. Etraftan olayı görenler oldu fakat kimse yardıma gelmedi sadece Zeynep dışında. Zeynep okulun bahçesinden olan biteni görmüştü. Koşarak okulun dışına çıktı. Yavru kediyi kucağına aldığı gibi koşmaya başladı.

Oturdukları banktan olanları izleyen  Esma Nine ile Hakkı Dede birbirlerine  baktılar. Her ikisi de aradıkları çocuğun bu olduğunu düşünmüşlerdi.  Acele bir şekilde  banktan kalkıp çocuğa yetişmek için koşar adımlarla yürümeye başladılar.

Zeynep kucağında yavru kediyle bir sokak ötedeki veterinere girdi.  Heyecanla  olan biteni anlatırken veteriner kediyi çoktan muayene masasına almış, muayene  etmeye başlamıştı.

Allahtan kedinin çok önemli bir şeyi yoktu. Sadece arka ayaklarından birisi biraz incinmişti. Veteriner kedinin ayağını bandajla sardıktan  sonra  başını okşadı ve kediyi kucağına aldı. Bir kaç gün orada kalması  gerektiğini, isterse  daha sonra uğrayıp bakabileceğini söyledi. Zeynep’in içi rahat etmişti. Hiç olmazsa zavallı kedi kendisini toparlayıncaya kadar veteriner gözetiminde kalacaktı. Veteriner  kediyi orada bulunan kafeslerden birisine koyduktan sonra Zeynep ayrıldı.

Sonraki günlerde Zeynep her gün veterinere gelerek kedinin durumunu takip etti. Yavru kedi bir kaç gün sonra eskisi gibi hoplayıp zıplamaya başlayınca Zeynep onu yeniden aldığı  parka  geri götürdü.

——————————————-

Zeynep’in annesi o gün alışveriş yaptıktan sonra eve geldiğinde eşyaları içeri almak için kapıyı aralık bıraktı. Tam o sırada görünmezlik iksirinden içerek görünmez  olan  Esma Nine ile Hakkı Dede usulca eve girdiler. Hazırladıkları Kalp Şekerlerini Zeynep’in  odasındaki masanın üzerine  bırakıp çıktılar.

Zeynep kalp şekerlerini kimin getirdiğini çok merak etmişti. Eve gelince şeker kutusunu eline  aldı. Belki bir yerinde bir not falan vardır diye kutuyu incelemeye başladı.

Kutunun yan tarafına sıkıştırılmış küçük bir kağıt gördü. Kağıdı  açtı. İçinde aynen şunlar yazıyordu. ‘Merhametli iyiliğin için’.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.