Kanık’sadığım Biri Orhan Veli…

Kategori : Bir Şair Birkaç Şiir |

Bir Garip Orhan Veli

Kanık’sadığım Biri Orhan Veli Şiirleri 2. baskı kitap kapağı

Orhan Veli Şiir evi İstanbul’da pek çok sanat etkinliğinin düzelendiği bir mekan. Mekanın kurucusu Orhan Veli şiirlerinin sevdalısı Şeref Özsoy. Kendisini İstanbul’da Orhan Veli Şiir Evi’nde tanıdım. Kitap, şiir ve Orhan Veli vazgeçilmeziydi onun. “Kanık’Sadığım Biri Orhan Veli” kitabına önsöz olarak yazdığı  “İlkçağ Ozanı”  yazısı ile bu usta şairi ölüm yıldönümünde bir kez daha anıyoruz.

İlkçağ Ozanı

1914’de doğan, 15’de konuşan, şiir, yazı ve fikirleriyle günümüze kadar susmayan Orhan Veli, 19 Mayıs 1938’de Mehmet Ali Sel takma adıyla Gençlik dergisinde yayımlanan Sicilyalı Balıkçı şiirinde, 2038’de de okunacağını bildiğini vurguluyordu:

Yüz sene sonra bugünkü dünyadan

Bir tek insan kalmadığı gün,

Sicilya sahillerinde yaşayan balıkçı

Bir yaz sabahı ağlarını atarken denize

Her zamankinden daha geniş gökyüzüne bakıp

Benden bir mısra mırıldanacak şarkı halinde

Şiirin devamında, kendince karamsarlığa kapılsa da artık bizler biliyoruz ki sırf Sicilya’da değil, bütün dünyada okunacaktır.

13 Nisan 1914 Pazartesi günü, sabahleyin, İstanbul’da, Beykoz’a bağlı Yalıköyü’nün İshak Ağa Yokuşu’nda, 9 no’lu evde doğar Orhan Veli. Babası Klarnetist Mehmet Veli, annesi Fatma Nigar’dır. İki kardeşi vardır, Adnan Veli ve Füruzan Yolyapan.

Bir yaşındayken kurbağa’dan korkmaya başlamıştır.

Çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir’de geçer. Beşiktaş Akaretler Yokuşu’nda, şu an Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün bulunduğu Anafartalar İlkokulu’nun ana sınıfına gider. İlkokulu ise Galatasaray Lisesi’nde yatılı olarak okur. Tatil günlerinde kardeşi Adnan Veli ve arkadaşı Halim Şefik ile top oynarlar.

Babasının 1924’de, Cumhurbaşkanlığı Bando Şefliği’ne tayini ile Galatasaray Lisesi’nin dördüncü sınıfından ayrılarak Ankara Gazi İlkokulu’na geçer. Ertesi sene de Ankara Erkek Lisesi’ne başlar.

Dokuz yaşında okumaya, on yaşında da yazmaya olan aşkının farkına varır. On üç yaşında tanıdığı Oktay Rifat ile on altı yaşında tanıdığı Melih Cevdet’i en iyi arkadaşları ilan eder. Birlikte sanat üzerine tartışıp, söyleşir; tiyatroda rol alır; şiirlerini birbirlerine okur; daha ileriki yıllarda bir kitap (Garip) ve bir dergi (Yaprak) çıkarırlarsa da lise yıllarında okul kooperatifinin parasıyla yayımladıkları Sesimiz adlı dergiden, günümüzde pek ses seda çıkmaz.

1933’de liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’ne başlar.

Bu yıllarda futbol zevkinin yerini at yarışı alır.

Aşk hayatı gibi hareketli bir iş hayatı vardır.

İlk şiirleri Aralık 1936’da Varlık Dergisi’nde şu açıklamayla yayımlanır:

“Varlık’ın şiir kadrosu yeni ve kuvvetli genç imzalarla zenginleşmektedir. Aşağıda dört şiirini (Oaristys, Ebabil, Eldorado ve Düşüncelerimin Başucunda) okuyacağınız Orhan Veli, şimdiye kadar yazılarını neşretmemiş olmasına rağmen olgun bir sanat sahibidir. Gelecek sayımızda onun ve arkadaşları Oktay Rifat, Melih Cevdet, Mehmet Ali Sel’in şiirimize getirdikleri yeni havayı daha iyi belirtecektir.”

Mehmet Ali Sel, Orhan Veli’nin takma adıdır. Oktay Rifat bu ad için “galiba yırtmaya kıyamadığı şiirlerini bu adla çıkarırdı” derken, Baki Süha Ediboğlu’nun bu konudaki sorusunu şöyle yanıtlar Orhan Veli: “O zamanlar çok şiir yayınlıyordum. Adımın her zaman görünmesi hem benim için hem de dergi için doğru değildi. Bir de şu var; Mehmet Ali Sel, benim bazı tecrübelerime alet olmuş bir isimdir.”

Sabahattin Ali, Yaşar Nabi Nayır’a yazdığı bir mektuptaki en önemli konu, şairlerimizin şiirlerinin yayımlanmasına aracı olduğunu ama, artık bundan rahatsızlık duyduğudur. Ayrıca Sabahattin Ali, Mehmet Ali Sel’in Orhan Veli’nin takma adı olduğunu bilmez ve Melih Cevdet ile de henüz tanışmamıştır.

“Bizim şu genç şairlerin, yani Orhan Veli ile Oktay Rifat’ın başlarına gelene pek müteessir oldum. Zavallı çocukların genç yaşta cinnet getirecekleri hiç tahmin edilemezdi. Acaba onların şiirlerini yayınlamaya aracı olduğum için bu hazin sonuçtan ben de sorumlu muyum diye vicdanen ben de acı çekiyorum. Özellikle edebi cinnet, tutulanlarını sadece akraba ve tanıdık çevrelerinde değil, nispeten geniş ve daha acımasız bir kalabalık karşısında da gülünç ede geldiğinden acıma ve esef duygularım bu nispette şiddetli oluyor.Orhan Veli ile Oktay Rifat’ın arkadaşı bir de Mehmet Ali Sel var ki şahsen tanımıyorum. Yalnız sari olduğu anlaşılan bu yeni cinnete o da tutulmuş görünüyor. Tanıdıklarına, akraba, taallukatına geçmiş olsun. Sinir ve akıl doktoru Şükrü Hazım, bu konuda bir şeyler yayınladı mı? Etti ise çıktığı yeri lütfen bildir.”

Orhan Veli domates, zeytin, soğanı yemez; sarmısak ve ciğerden nefret eder; sucukla pastırmaya bayılırdı. Her çeşit balığı, pilavla makarnanın salçalısını, sebzelerden enginarı, kuru fasulyeyi iştahla yerken, süt ve çiğ yumurtadan adeta kaçar ama, sütten yapılmış tatlılarla yumurtanın çok pişmişini severdi. İlk zamanlar tütünden nefret etse de kısa zamanda tiryakisi olur. Koyu çay, şekersiz kahve ve şarap içmeyi sever; Göksu Deresi’nin denize döküldüğü yerdeki kırmızı eve hayrandır. Yürümeyi çok sever, bazen Beyoğlu’ndan Sarıyer’e kadar yürüyerek, ıslık çalarak gittiği olurdu.

Şiirlerinin yanı sıra çevirileri, denemeleri ve öyküleri ile Orhan Veli’nin Kanık‘sadığım hayatında bir gezinti yapacağız sizlerle..

Yüz sene sonra Sicilya sahillerinde, Sicilyalı bir balıkçı tarafından okunacağını bilen Orhan Veli’ye, Sabahattin Kudret Aksal bir soru sorar. Bir Şiir Üstüne Notlar şiirindeki soru şudur:

Bir ilkçağ ozanı şiirlerini okusun istemez misin?

İstanbul’u Dinliyorum

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul’u dinliyorum.

Orhan Veli Şiirleri için tıklayınız.

Aşağıdaki linkten kitabın tamamını okuyabilirsiniz:

http://www.orhanveli.net/kaniksadigimbiri/onsoz.html

Diğer Şiirlerimiz:

Orhan Veli KANIK

Melih Cevdet ANDAY

Ataol BEHRAMOĞLU

Murathan MUNGAN

Ahmet ARİF

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir