22 Ekim 1988 – Eski Diyarbakır Askeri Cezaevi İç Güvenlik Komutanı Binbaşı Esat Oktay Yıldıran İstanbul’da Öldürüldü

Diyarbakır Cezaevi ya da Diyarbakır Askeri Cezaevi, Diyarbakır’da kurulan cezaevi. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra yaşanan işkenceler ile önplâna çıktı. The Times gazetesine göre “Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi” arasında yer almaktadır. 1981 ve 1984 yılları arasında cezaevinde 34 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi sakat kaldı. Cezaevi hakkında belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı. Günümüzde ise okul olması plânlanmaktadır.

1980 yılında E tipi olarak Adalet Bakanlığı tarafından yaptırıldı, 12 Eylül sonrası askeri yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askeri Cezaevi olarak kullanıldı. 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi. E Tipi Cezaevi yaklaşık, 600 kapasiteli ancak doluluk oranı zaman zaman 900’e kadar yükselebilmekte; politik tutuklu ve hükümlüler kaldığı D Tipi Cezaevi’nde ise kapasite 700-750 arasıdır.

1981-1989 yılları arasında işkenceye maruz kalan 34 kişi öldü, yüzlerce kişi sakat kaldı. Bu kişilerden 25’i aldığı ağır darbeler sonucu, 5’i açlık direnişi sonucu yaşamını yitirdi. Tutuklulardan 5’inin kendini asarak, 4’ünün kendini yakarak intihar ettiği cezaevindeki işkenceci görevlilerden hiçbir ceza almadı.

38 Belgeseli ile tanınan Çayan Demirel, “tarihle yüzleşmek” için, cezaevi hakkında Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi Belgeseli adında bir belgesel çekti. Süresi 90 dakika olan belgeselin oluşması için yüze yakın tanıkla görüşüldü ve elliye yakın röportajlardan kesitler kullanıldı.

Diyarbakır Cezaevi ile ilgili onlarca kitap yazılırken, bir de o dönemi kara kalemle anlatan Zülfükar Tak’ın resim sergisi ile anlatıldı. 33 adet resimden olusan sergi, 1989 yılında bir ayda çizildi ve resimler, Karşı Sanat’ta sergilendi. Tak, ayrıca Diyarbakır Cezaevi’nde İşkence Çeşitleri adını verdiği bir karikatür kitabı çıkardı. Tak’ın çıkardığı kitap daha önce Avrupa’da Almanca ve İngilizce yayımlandı. Her iki halkın anlayabilmesi için Türkiye’deki baskıda Türkçe ve Kürtçe açıklamalara da yer vererek, cezaevindeki tüm işkenceleri tasvir ett

Esat Oktay Yıldıran, 12 Eylül askeri darbe döneminde Türkiye’deki cezaevlerinde, demir parmaklıklar arkasında yaşanan insanlık dışı ağır uygulamaların, trajedilerin, korkuların toplumsal hafızalara kazınmasına yol açan en önemli isimlerinden biriydi. 1974 Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra, adadaki cezaevlerinde Rum esir ve tutsaklara uyguladığı işkencelerle deneyim kazanan Yıldıran, 24 şubat 1981’de Diyarbakır Cezaevi’nde 7. Kolordu Komutanı Kemal Yamak’ın verdiği yetkilerle donanmış tam bir işkence uzmanıydı. 

Esat Oktay Yıldıran’ın Diyarbakır Cezaevinde görev yaptığı dönem, Türkiye cezaevi tarihinin en karanlık dönemi olarak anılır. Yıldıran, 24 şubat 1981’den itibaren yıllarca Diyarbakır Cezaevinde görev yaptı. Adına Aksaray’da kahraman sıfatıyla bir anıt dikildi! 

Yıldıran, 22 ekim 1988 tarihinde, güneşli bir öğlen sonrasında İstanbul Kısıklı’da belediye otobüsünün içinde, bir kürt militan tarafından kafasına sıkılan üç kurşunla öldürüldü.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.