7 Eylül 1946 – Türkiye’de yapılan ilk büyük devalüasyon

Türkiye’de yapılan ilk büyük devalüasyon 7 eylül 1946’da oldu. Türk lirası yüzde 116 oranında devalüe edildi ve bir dolar 1 lira 30 kuruştan 2 lira 80 kuruşa çıktı.

Devalüasyon, bir ülkenin milli para biriminin yabancı paralara karşı değerinin indirilmesidir.

Bu indirim; sabit kur politikasında, çeşitli dönemlerde hükümetçe iradi olarak yapılabileceği gibi, para değerinin arz ve talebe göre belirlendiği para sistemlerinde dalgalanma sonucu otomatik olarak da gerçekleşebilir.

Devalüasyona genellikle yurt içi enflasyon oranının, yabancı ülkelerinkinden fazla olması sonucu gerek duyulur.

Eski Yunan ve Roma’da devalüasyon, paranın temsil ettiği maden miktarının azaltılması yoluyla gerçekleştiriliyordu. Belli bir altın ve gümüş miktarından basılan sikke miktarının çoğaltılması, para değerinin düşürülmesi sonucunu doğurmaktaydı.

19’uncu yüzyılda ise kağıt para miktarının artırılması sonucu meydana gelen enflasyon, iç fiyatların artışı ve banknotların altına tahvil kabiliyetini yok ederek, para değerinin düşüşüne yol açtı. Böylece milli para biriminin karşılığı kabul edilen altın miktarı indirildi ve kambiyo kurları da buna göre ayarlandı.

Günümüzde, madeni para ya da altın para sistemi olmadığından yerli para biriminin değerinin düşülmesine, iç fiyatların yükselmesi sonucu elde edilemeyen döviz gelirleri dolayısıyla girişiliyor.

İhracatı teşvik etmek için yerli para birimi değeri, belli bir yabancı para esas alınmak suretiyle ayarlanıyor. Ancak bu tür bir uygulamanın başarılı olabilmesi için, devalüasyon sonrası iç fiyatların artışının önlenmesi, yabancı ülkelerin ithalat kısıtlamalarına başvurmaması gerekiyor.

Türkiye’de 1946, 1958 ve 1970 yıllarında istikrar programları çerçevesinde büyük devalüasyon yapıldı. 1977-1980 arası belirli aralıklarla yapılan devalüasyonlar o tarihten bu yana günlük ayarlamalara dönüştü.

Ne var ki kambiyo denetimi hala geçerli olduğundan günlük ayarlamalar, para değerini piyasa şartlarına göre serbestçe belirlenmesi anlamına gelmez. Türkiye’de devalüasyon, liranın dolar karşısındaki değerine göre yapılır ve çapraz kurlar dolara göre belirlenir.

Devalüasyon neden yapılır?

Öncelikle ifade etmek gerekir ki, ödemeler dengesi (dış ticaret bilançosu) açıklarını kapatmak için mümkün kur politikalarından biri olan devalüasyon, ekonomik olduğu kadar politik tartışmalara da alet olur.

Bu nedenle devalüasyon neden yapıldığı da önemlidir. Devalüasyon genel olarak dış ticareti açık veren bir ülkede idari düzenlemelerle fazlaca değerlenmiş durumda tutulan kuru, denge kuru seviyesine çıkarıp, dış ödemelerin dengeye getirilmesi, dolayısıyla döviz rezervlerini artırmak, dış borçları ödeyebilecek duruma gelmek, ekonomide döviz sağlama fonksiyonunu gören sektörlerin rekabet gücünü takviye etmek amacıyla yapılır.

Diğer taraftan dış ödemeleri ve kuru, zaten değer kaybetmekte olan bir ülkede sadece dış pazarlardaki rekabet gücünü artırmak için paranın başka paralar karşısındaki değeri düşürülebilir (devalüe edilir). Bu durumu sanayileşmiş bazı ülkelerde sık sık görmek mümkündür.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, devalüasyon bir sebep değil sonuçtur. Bir başka deyişle ekonomik politikada muayyen tercihler veya hatalar yapılır; kontrol edilmeyen bazı ekonomik değişkenlerin seyri değişir (petrol fiyatları gibi) ve öyle bir noktaya gelinir ki, ekonomide dış dengeyi kurmak için devalüasyon kaçınılmaz olur.

Türkiye’de devalüasyonlar

Türkiye’de yapılan ilk büyük devalüasyon 7 eylül 1946’da oldu. Türk lirası yüzde 116 oranında devalüe edildi ve bir dolar 1 lira 30 kuruştan 2 lira 80 kuruşa çıktı.

İkinci büyük devalüasyon 4 ağustos 1958’de yapıldı. Bu tarihte 2 lira 80 kuruş olan dolar, 9 liraya yükseldi.

Yapılan devalüasyonlar, amaca yönelik yeterli tedbirlerle pekiştirilmediği, ülke kaynaklarının rasyonel kullanılmaması nedeni ile 1970’te yapılan yüzde 66’lık devalüasyon da sorunların çözümüne yardımcı olamadı. Bir dolar 14 lira 85 kuruşa kadar yükseldi.

Devalüasyon, 1977’den itibaren Türkiye’deki hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Yapılan devalüasyon sonucu bir dolar 19 lira 25 kuruş olarak tespit edildi. Dolar 1978’de 25 liraya, 1979’da ise 47 lira 10 kuruşa yükseldi.

24 ocak 1980 kararları sonrasında Türk lirası önemli bir kayba daha uğradı ve bir dolar 70 liraya yükseldi. Bu tarihten sonra sabit kur politikası bırakıldı ve liranın yabancı paralara karşı değeri her gün hesaplanır hale geldi.

Bu tarihten sonra da Türk lirası dolar karşısında büyük oranda değer kayıplarına uğradı, ama bunlar dalgalı kur politikasının birer sonucuydu.

1 yorum
  1. Dr. Murat Aygen diyor

    CUMHURiYET târihi kalkınma hızı rekoru %31,9 ile 1946 yılında kırılmıştır. Bunda payın büyüklüğünden çok (İngilizce “base effect” denen) paydanın küçüklüğünün rolü de kuşkusuz vardır. Ama egalé edilemez bir rekordur bu [bkz: “Cumhuriyet dönemi yıllık ekonomik büyüme oranları (%)” (4 sütun üzerine) başlıklı tablo, Hürriyet gzt., Sahibi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.’yi temsilen Doğan Yayın Holding A.Ş. adına Aydın Doğan, Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Yazıişleri Müdürleri Tufan Türenç Erol Türegün Doğan Satmış, Sorumlu Müdür Hasan Kılıç, Yıl 53 Sayı 19439, 15 Nisan 2002 Pazartesi, Basıldığı Yer Hürriyet Medya Towers Güneşli – 34544 İstanbul, s.9].

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.