9 Ekim 1914 – Ziya Gökalp, İstanbul Darülfünunu’nda (Üniversite) İlk Sosyoloji Kürsüsü’nü Kurdu

Ülkemizde sosyoloji oldukça erken bir dönemde faaliyetlerine başlamış ve Durkheim’in Fransa’da kurduğu ilk sosyoloji kürsüsünü müteakip1914’de İstanbul Dar’ül Fünûn’da Ziya Gökalp tarafından kurulan sosyoloji kürsüsü dünyanın ikinci en eski sosyoloji bölümü olma özelliğini taşıması açısından önemlidir. Bu ilk kuruluş yıllarından itibaren Türk sosyolojisi ülkenin yaşadığı sorunlara çözüm bulma konusunda yoğun bir faaliyet içinde olmuştur. 1917 yılında yayımlanmaya başlayan İctimâiyat Mecmuası’nın önsöz yazısına bakıldığında sosyoloji biliminden beklentilerin ne derece büyük olduğu anlaşılmaktadır. Bu yazıda şöyle denilmektedir: “Son zamanlarda memleketimizde içtimâi ilimler pek ziyade rağbete mazhar olmuştur. Bilhassa içtimâiyât bütün münevver zihinleri az çok işgal etmektedir. İntikal devresinde bulunan ve her yerde söylenildiği gibi içtimâi bir buhran geçiren bir memlekette herkesi en ziyade düşündüren mesele tabiidir ki mevcut içtimâi müesseselerden hangisinin tabii ve hangisinin marazi olduğunu anlamak ve lazım gelenlerin ıslah veya tadili çaresini aramaktır. Fakat bir cemiyet dahilindeki müessesâtı ıslah ve tedavi etmek için bu müesseselerin mahiyetini, ne gibi kanunlara tabi bulunduğunu bilmek iktiza eder. Bacon’un âlem-i tabii hakkında söylediği şey, içtimâi alem hakkında da aynen kâbil-i tatbiktir. İçtimâi bir heyete icrayı tesir edebilmek için bu heyetin muayyen kanunlarını ve bunun, insanların iradesiyle lâlettayin değişebilecek bir makine olmadığını bilmek lazımdır. Bunu da iç-timâyât ilmi öğretir.”

Tekrar belirtirsek sosyoloji bir bilim olarak Batıda doğmuş olmasına rağmen daha ilk günlerden itibaren Türkiye’de büyük bir ilgi ve alaka görmüştür. Bu ilginin çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Sosyoloji biliminin bizde daha ilk günlerden itibaren düşün çevrelerinde geniş yankı bulmasının ilk nedeni sosyoloji biliminin ortaya koyduğu açıklama biçimi ile bizim toplum olarak geçmişten beri süre gelen olaylara yaklaşım biçimimizle olan paralelliktir. “Sosyoloji bilimiyle kurmuş olduğumuz ilişki bir Batı biliminin Batı-dışı ülkelerde yer edinmesinde öncülük, Batı etkisinin Doğu’ya yayılmasına aracılık etmek değildir. Kendi düşünce geleneğimize, toplum sorunlarına yaklaşım biçimimize uygun düşmesi nedeniyle sosyoloji yurdumuzda benimsenmiş, bir bilim olarak ona sahip çıkılmıştır.”4 Başka bir deyişle sosyoloji özünde sorunlara toplum düzeyinde çözüm bulanabileceği inancını taşıdığı için Türkiye’de ilgi toplamış, bugünkü yerini kazanmıştır. Nitekim daha sonraları Ziya Gökalp eli ile Türkiye’de yaygınlaşacak olan Durkheim sosyolojisi’nin sosyoloji ekolleri arasında etkinlik kazanmasında da her ne kadar Gökalp’in çabaları önemli olsa da esas olarak Durkheim sosyolojisi ile Türkiye’nin toplum olaylarına bakışı arasında var olan belli bir paralellik dikkati çekmektedir

http://www.uzumbaba.com/forum/index.php?topic=58.0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.