Adnan ÖZER

Adnan Özer, 1957‘de Tekirdağ’ın Gazioğlu köyünde doğdu. Liseyi Batman’da bitirdi. 1979’dan beri İstanbul’da yayıncılık yapıyor. İstanbul Devlet Güzel sanatlar Akademisi’nin şiir yarışmasında birincilik kazandı. Tekirdağ yöresinin halk söylenceleri, türkü ve tekerlemelerine modern şiir yöntemleriyle yaklaştı. Son dönemlerdeki şiirindeki içerik ve sözlükçeyle, Doğu kültürüne, metafiziğe, yöneldiği görülüyor. Neruda, Paz ve Pesao’nun şiirlerini dilimize çevirdi.

DIŞARDA TAŞLAR

zamanın ve güneşin beslediği miskin bıldırcınlar,
erimiş kanatlar ve ayaklar,
rüzgarın uzun takvimi,
yitmiş kayıt çizgileri
en uzun ömürlü ağaçlarda.

Gel bana,
ömrüm kısa,
gün boyu toprağın sıcak mıknatısıyla
kurumuş, bedensiz bir gömlek gibi.
Sar göğsümü, sıvan sırtıma,
sen kaynamış sütün ince kabuğu,
inandır beni kendine
hem ağzından çıktı bir kere
‘seviyorum’ sözü
boşlukta başı dönen küçük bir nar fidanı gibi.

MARMARADA AKŞAM

Çıkar gelir alacakaranlık
yeni sürülmüş tarlalardan
her adımda biraz daha yiten topukları
ve taflan külüne kokan elleriyle
çıkar gelir
her solukta bir dermansız hastalığın
iç kanamalarını çekerek sinesine

dalgalarda çözer
saçlarını alizeler
fosfor su yüzüne vurur
bir çağanoz çıkmak ister
göğsünün sarmal dehlizlerinden

ağır ağır yürür gece
taşlarında otlar bitmiş
Aspendos’un sahnesine
ve eski, alışkın bir oyuncu gibi
okur ceneviz gününden kalma tiradını

ak benekli gömleğini aranır
soğuk kıkırdaklarıyla ürpererek
kum engereği

çıkar gelir kutup yıldızı
ışıltılı bir pelerin gibi savurarak
samanyolunu
bağdaş kurup oturur
gök tapınağının mimberine

deniz / ah! o uçsuz bucaksız göğsünde
yeşil hareler oynaşan / deniz
gece dev bir çoban gibi
kara kepeneğiyle abanınca üstüne
çırpınıp bırakır kendini
vahşi bir aşkın öpüşlerine

DÜZ YANILSAMA

Biliyor musun hangi düşte olduğumu? Hangi yıldızdan çekmeli
yerimi saptayacak ışık çizgisini?
Yeryüzünü karıştıranım ben; yeri bulunmaz artık
andığım eşyanın.
Yazdığım deniz nerde? Hangi bellekte köpürür böylesine?
Bir top kar olduğum dağlarda soluk gibi alıp verdiğim çığlık
içimi kürüyor, anıların karı geçiyor dışavurabildiğim
dağ silsilesinden

Yıllar sonra… sade yalnızlığım ben; hem gece hem müzik
insandaki zamanı şarkılayan. Sen öbür kulbu çınıltılı ağzıyla
suları ıslıklayan yalnızlık testisinin; hayatın (belki de benim
hayatımın) öbür ucu. Yuvarları dur yüksek çocukluğunun
sekssiz küresiyle
Seni kıracak sözleri kovmak için belki de bu cin kovma duası,
müslümanların Allahülayisi bu karaladıklarım.
Üstünler ve öterelerin
uyumunda rahatlar saçlarında sıçrayan sarışın maymunların
mistik uykusu. Sevgilim, yalnızlığımın bitip tükenmez çeyreğinde
en büyük zinam, ruhuma meraklı bir ruh, yüksekten
düşme korkusu,
gittikçe hızlanan hız, gözalabildiğince kız… Dinle bak,
kavuşuyor bir fırtına içinde iki kışkırtılmış ateş.

Siste kül olup dökülen bu sonsuzluk tutkusu kimlerin?

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.