Ağaçlar Birbirlerine Nasıl ve Neden Yardım Ederler?

pixabay.com

Peter Wohleben ‘’Ağaçların Gizli Yaşamı’’ kitabında ağaçların birbirlerine yardım etme sebeplerini  bir Alman atasözüyle şöyle ifade etmiştir. Bir zincir en fazla en zayıf halkası kadar güçlüdür. Herhalde ağaçlar bunu bildikleri için birbirlerine yardım ediyorlar.

Ağaçlar tek başlarına ayakta durmak zorundadırlar. Birbirlerine yaslanmadan ayakta kalan genç ağaçlar yakınındaki anne ağaçlar tarafından korunurlar. Ağaçların yaşam süreleri bizimkinden çok uzundur. Çocukluk ve gençlik çağları bile bizimkinin iki katıdır. Yılda 45 cm kadar büyüyebilirler. Ağacın kanı sayılan su  köklerden yapraklara 1sn de 1 cm ilerler.   Küçük ağaçlar hızlı büyümeye eğilimlidirler. Ancak anne ağaçlar yavrularını taç yapraklarıyla gölgeleyip hızlı büyümelerine izin vermezler. Güneş ışığının nerdeyse % 3 ü  ağaçlara ulaşır. Ağaçlar bu ışıkla sadece hayatta kalabilecek kadar fotosentez yaparlar. Anne ağaç yakınındaki genç ağaçlara kökleri aracılığıyla  kontrollü olarak besin, su ve ışık sağlar. Böylece ağaçlar  yavaş büyürler. Bir ağaç acele etmeden yavaş büyüdüğünde  hücreleri küçük olur. Nerdeyse hiç hava barındırmaz. Odunu sağlam olur. Ağaçların yavaş büyümesi ileri yaşlarını görmesi  için önemlidir. Bu durum ağaçların esnek kalmasını sağlar ve fırtınalarda kırılmalarını engeller. Mantarlara karşı dirençleri artar. En ufak bir çürümede yaranın üzerini kolayca kabukla örterler.

Pexels.cpm

Genç bir ağaç tek başına kaldığında etrafında sert rüzgarlara ve yakıcı güneş ışığına engel olacak ağaçlar olmadığında büyük tehlike yaşar. Susuz kalan ya da sağa sola savrulan ağacın ayakta kalabilmesi kolay olmaz. Daha önce fazlaca güneş ışığına maruz kalmadıkları için buna alışmaları da zaman alır. Ayakta kalabilmek için çok fazla enerjiye ihtiyaçları vardır. Ağaçlar yavaş canlılardır. Etraflarındaki diğer ağaçlar nedeniyle çok fazla ışığa maruz kalmayan ağaçlar bu duruma alışmıştır . Yakınında kesilen veya ölen  ağaçlardan sonra tek başına kalan bir ağacın yeni ortama uyum sağlaması 3 ile 10 yılını alır. Bu yeni duruma uyum sağlayamadıkları takdirde eğer fazla ışık gelirse yaprakları kavrulur.

Anne ağacın ömrü bittiğinde  taç dallarının ağırlığına dayanamaz devrilir. Bu durumdan sadece yakınında  bulunan genç ağaçlar etkilenmez. Ağaçların dışında çevredeki çiçekler de büyümeye başlarlar. Mesela hanımeli  çiçeği yakınındaki genç bir ağacın etrafına sarılarak spiral şeklinde saat yönünde büyümeye başlar. Bu durumda genç ağaç boğulabilir. Eğer yakınında yaşlı ağaçlar varsa onlar  bir örtü oluşturur. Hanımelinin güneşini keser. Bu örtü  genç  ağacı kurtarabilir.. O kadar sıkı sarılır ki dolandığı ağacın gövdesinde derin izler bırakır. Ağaç yamuk büyümek zorunda kalır. İnsanlar bu deforme olmuş tuhaf şekilli ağaçlardan baston yaparlar.

pixabay.com

Ökse otları tam tersine sarmaya tepeden başlarlar. Ardıç kuşları ökse otlarının tohumlarını ağaçların tepelerine bırakır. Ökse otları köklerini dallara batırır ve kendisi için gerekli besini ve suyu ağaçtan çekerler. Bilim insanları ökse otlarına bu yüzden yarı parazit adını vermişlerdir. Bazı ağaçlar bu parazitle kaplanmıştır. Dalların güçlü odunsu yapısını devamlı çektikleri besin yüzünden zayıflatırlar. Birkaç yıl içinde dallar kırılır.

Ağaca fazlaca zarar vermeden yaşayan bitkiler de vardır. Yosun daha az ışık daha az besinle yaşar. Kökleri , dalları yoktur. Kıl benzeri yapısıyla ağaçlara tutunur. Yosunlar aşırı tutumludur. Sis ya da yağmur suyunu yakalar depolar. Yosunlar yağmur sonrası ağacın gövdesinde suyun damladığı yere yerleşir . Ormanın nem dengesini sağlamada yosunlar önemli rol oynar. Susuz geçen zamanlarda bir çok bitki ölürken yosun hayatta kalabilir. Bazı bitkiler toprakta yayılır ve erkenden çiçek açar. Bu bitkiler kolay kolay diğer ağaçların taç yapraklarına kadar uzanamaz. Fakat bazı bitkiler ağacın üstlerine kadar ulaşabilir. Mesela sarmaşık en dipten başlayarak diğer ağaçların asmaların gövdelerindeki minik bitkilere tutuna tutuna ta en yukarılara kadar çıkabilir. Daha çok uçurumlarda kale duvarlarının dibinde yüzlerce yıl yaşayabilir. Sarmaşığın, sarıldığı ağaçlara zarar vermediği sanılmaktadır. Ancak gerçek tam tersidir. Mesela çam ağaçları iğneleri  , meşeler yaprakları için bol ışığa ihtiyaç duyarlar. Gövdeleri ufak bir ağaç kadar kalınlaşan sarmaşık dolandığı ağacı ışıksız ve havasız bırakarak boğulup ölmesine sebep olabilir, öldürebilir.

Büyümeyi başarabilen  ağaçlar orta yaşa geldiklerinde artık tehdit edilemezler. Onlar gelecekte yaşlı ağaçların yerini alacak veliahtlardır.  

Ağaçlar ayakta kalabilmek çoğalabilmek ve kendilerini savunabilmek için güçlerini dengeli kullanmak zorundadırlar. Bir kayın ağacı 400 yıl kadar yaşar . 80- 150 yaşına geldiğinde bu onun gençlik çağıdır ve o zaman çoğalabilecek olgunluğa erişir.  Hayatı boyunca 1 milyon 800 bin kayın meyvesi üretebilir. Normalde 5 yılda bir 30 bin kayın meyvesi üretir. İklim değişikliği sebebiyle bu son zamanlarda bazı ağaçlarda 2- 3 yıla kadar düşmüştür. Ve bütün bunların sonunda bu meyvelerden sadece bir tanesi yetişkin bir ağaç olur. Diğer meyveler hayvanlar tarafından yenir. Toprağa karışır. Genç bir kayın ağacının yaşını tahmin etmek için dallarındaki hafif şişkin şeklinde duran tomurcukları sayılır. Bu tomurcuklar her yıl dala dönüşür. Önceki tomurcuklar geride kalır. Dal 3 mm den kalın olduğunda yumrular içerde kalır. Kabuğun içinde kaybolurlar.

Mesela bir kavak ağacı ömrü boyunca yılda 26 milyon ömrü boyunca 1 milyardan fazla tohum üretir. Fakat ne yazık ki bunlardan da sadece 1 tanesi ağaç olabilir.

Devam edecek…

Yazar: S.Şener

Bu makalede ifade edilen görüşler yazarın görüşleri olup Epoch Times’ın görüşlerini yansıtmamaktadır.

İlgili makaleler: 

Ağaçlar Sosyal Varlıklar Olabilir mi?

Orman İnternet Ağı (Wood Wide Web) Nasıl Çalışır?

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.