Ali Canip YÖNTEM

Ali Canip Yöntem, Türk şair, yazar ve edebiyat tarihi araştırmacısı.

Selanik Hukuk Mektebi`ndeki eğitimini son sınıfta yarım bıraktı. Gençlik yıllarında Selanik`te yayımlanan Genç Kalemler (1910-12) dergisinin başyazılarını yazdı. Öğretmenliği seçen Ali Canip, Çanakkale Sultanisi edebiyat ve felsefe öğretmenliğine atandı. İstanbul`da Gelenbevi Sultanisi`nde ve İstanbul Darülmuallimini`nde öğretmenlik yaptı. Edebiyat İncelemeleri Komisyonu`na seçildi. Ankara hükümetinin çağrısı üzerine 1921`de Anadolu`ya geçerek Trabzon Sultanisi müdürlüğü, 1922`de de Giresun maarif müdürlüğü görevlerini üstlendi. Daha sonra maarif müfettişliği yaptı, Kabataş Erkek Lisesi`nde ve İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümün`de ders verdi. Ayrıca lise edebiyat programlarının düzenlenmesinde çalıştı ve ders kitapları hazırladı. Ordu milletvekili (1934-43) ve Demokrat Parti`den Bursa milletvekili (1950-1954) olarak TBMM`de görev yaptı. Türk Tarih Kurumu üyeliği yaptı ve Türk Dil Kurumu merkez üyeliğinde bulundu.

Edebiyata şiirle başlayan Ali Canip Bey, hece ölçüsüyle ve yalın bir dille yazdığı şiirlerini 1917-1918`de Yeni Mecmua`da yayımladı. Ömer Seyfettin ile birlikte Genç Kalemler dergisini cıkardı,bu derginin başyazarlığını yaparak Milli Edebiyat akımına öncülük etti.Tek şiir kitabı Geçtiğim Yol adını taşır. Çoğu Türk Yurdu`nda yayımlanmış olan makalelerini Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Beyle Münakaşalarım (1918) adlı kitapta toplamıştır. Epope (1927, 1963) ile Ömer Seyfettin; Hayatı ve Eserleri (1935), diğer önemli iki kitabıdır.

Sokak Feneri

Ölü bir camdan ağlayan korku
İnliyor serserî ve boş geceye;
Kaldırımlar bütün sükût, uyku…

Her duvar, her kovukta şimdi niye
Bir büyük göz niyâz eder, ağlar
“Bitsin artık bu gizli şüphe!” diye?

Korkarım…Saklanır heyulâlar…
Bana der: “İşte bir sahîfe oku,
Sarı gölgemde hasta kalbin var!”
Ölü bir camdan ağlayan korku…

Eylülün Denizi

Eylülün denizi, niçin gözlerin,
Kapanmış ru’yâsız,boş bir kuyuya?
Daha dün her dalgan gürlerdi derin.
Coşkun bir belâ en gizil kuytuya.

Eylülün denizi,sen şair misin?
Şimdi bir afacan çocuk,bir deli,
Sonra bir kötürüm,sonra bir miskin
İhtiyâr ki bıkmış hayattan belli.

Hani ba’zan senin “Hicrânı unut!”
Diyen mâvi,baygın bakışın vardı.
Hani sis ufuklarca uzakta,yâkut
Bir cennetten sana nurlar yollardı.

Dalgalar,ey büyük deniz,dalgalar
Duâlar indirsin sana göklerden.
Benim dalgalarda çarpan kalbim var,
Bir şeyler haykırır uzak bir yerden.

istersen,öyle pek çılgın olmasın,
Bûseden hayâldan olsun gözleri.
Yüksek kayalarda irkilen dalgın
Gençlere koynunda aratsın şi’ri.

İstersen,kapansın gökler üstüne;
İstersen,bir tekne parçalanmasın.
Haykırsın kıyıdan bir hasta nine,
Yalnız gözlerini böyle yummasın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.