Dünyanın İlk Güzellik Yarışması İda Dağında Düzenlenir

Troya’lı Priamos’un karısı Hekabe en küçük çocuğunun doğumuna birkaç gün kala bir düş görmüş. Karnından bir alev çıkarak bütün Troya’yı yakıyormuş.

Hekabe bu düşünü yorumlatmak ister ama hiç de iyi şeyler duymaz. Düş bilicilerin söyledikleri, bu çocuğun Troya’ya uğursuzluk ve yıkım getireceğidir.

Priamos ve Hekabe bu yorumdan fena halde ürkerler. Priamos çocuğun doğar doğmaz öldürülmesini buyurur.. Ama analık duygusu baskın gelen Hekabe bir başka çare düşünür ve çocuğu İda dağındaki çobanlara teslim eder. Bir başka anlatıma göre ise; çocuğu öldürmesi için görevlendirilen kişi, öldürmeye kıyamadığı çocuğu nasılsa bir yabani hayvan gelir de parçalar diye dağa bırakır.

Bir yabani hayvan, bir dişi ayı gerçekten de gelir ve parçalamak şöyle dursun, bir ana sevgisiyle bağrına basar ve sütüyle de besler onu. Aradan zaman geçer, çobanlar bulur ve büyütürler bebeği.

Çok yakışıklı, gözüpek bir yiğit olan Paris, İda dağının çam ve kekik kokan ormanlarında doğal yaşamın ve özgürlüğün tadını çıkarırken aynı dağda yaşayan Oinone adlı peri kızı görmüş güzel delikanlıyı. Görür görmez de vurulmuş delikanlıya ve evlenmişler işi uzatmadan.

Paris ve Oinone mutluluk dolu bir düş dünyasında yaşarlarken hiç beklemedikleri bir olay uyandırıvermiş genç çifti bu doyulmaz uykularından. Tanrısal bir buyruk gelmiş Paris’e yüce Zeus’un katından. Tanrılar başbuğunun habercisi Hermes, göz kamaştıran görkemi ve güzelliği içinde şöyle demiş Paris’e gülümseyerek; “Olimpos’ta oturanların en güçlüsü yüce babamız Zeus, güzeller güzeli üç tanrıça arasında en güzelini seçip zaferinin ödülü olan  bu altın renkli ışıl ışıl parlayan elmayı ona sunma görevini sana verdi.”

Dünyanın ilk güzellik yarışması tanrıçalar arasında düzenlenir. Üç güzel tanrıça; Hera, Athena ve Afrodit katılır İda dağında düzenlenen bu yarışmaya.

Üç güzel tanrıça, nice güzel olsalar da hiç birisi emin değildir kendisinin kazanacağından. Bu yüzden rüşvete başvururlar.

Zeus’un karısı ve göklerin ecesi Hera: “Eğer beni seçersen seni Asya’nın egemeni yaparım” der.

Athena ise sonsuz akıl ve başarıyı teklif eder.

Güzel çoban Paris etkilenmiştir tanrıçaların bu sözlerinden. Bunu farkeden Afrodit tanrısal güzelliğinin bütün baştan çıkarıcılığıyla gülümser delikanlıya; “Ben de sana dünyanın en güzel kadınının aşkını vaat ediyorum.”

Aşk ve güzellik…Afrodit’in tanrısal güzelliği karşısında zaten aklı başından gitmiş olan soylu çoban, altın elmayı ağır ağır ona uzatır.

Yarışma sona ermiş, Afrodit’in güzellikte diğer tanrıçalara üstünlüğü resmen kanıtlanmıştır.

Ancak, diğer yandan da Hera ve Athena’nın amansız düşmanlığını kazanmıştır. Üstelik bu düşmanlık, bütün Troya’nın başına felaket olarak çökecek, tanrısal İlion’un yakılıp yıkılmasına, Dardanos oğullarının soykırımına yol açacaktır.

Kaynak : Efsaneler Dünyasında Anadolu-Derman Bayladı

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.