Edgar Allan POE

19 Ocak 1809’da Boston’da dünyaya geldi. Küçük yaşlarda annesini kaybetmesi üzerine John Allan tarafından evlat edinilen Edgar, 1815 yılında Allan’lar ile birlikte İngiltere’ye taşındı. İlk ve orta okul hayatını burada geçiren Poe, 1820 yılında tekrar Amerika’ya taşındı. 1826 yılında Virginia Üniversitesi’ne giren Poe, burada ancak 10 ay okuyabildi. 1827 yılında da Edgar A Perry adıyla Amerikan ordusuna yazıldı ve öncük birliklere katıldı. Bu sırada “Tamerlane ve Öteki Şiirler” i yayınlandı.

1829’da ordudan ayrılarak Washington’a taşında ve yine o yıl “Al Araf”ı yayımladı. Gezgin hayatı Clemm’lerle tanışana kadar süren Poe, 1831 yılında Baltimor’a yerleşti. 1833 yılında “The Baltimore Saturday Visitor”ın açmış olduğu yarışmada ilk ödülünü “Şişedeki Mesaj”la kazandı. “Southern Literary Massenger”da editör yardımcılığına başlayan Poe, 1836 yılında Bayan Clemm’in 13 yaşındaki kızı Virginia ile evlendi. Bu evlilikten bir yıl sonra tekrar yollara düşen Poe Newyork’a taşında ve burada Arthur Gordon Pym’in Öyküsü”nün yayımladı.

1840’ta Gülünç ve Arabesk Öyküler’i yayımlayan Poe, 1841 yılında da Graham’s dergisinin editörü oldu. Poe burada da ancak bir yıl çalıştı ve tekrar Newyork’a taşınarak “New York Evening Mirror’da asistan olarak çalışmaya başladı. 1845’te “Kuzgun”u yayımladı. 1847’de karısı ölen Poe, özellikle onun hayatında önemli bir yere sahip olacak olan Sarah Helen Whitman ile tanıştı. Bayan Witham’ın çok etkisinde kalan Poe, Kasım 1848’de intihara kalkıştı. Temmuz 1848’de delilik nöbetleri geçirdi. Bu aralar Şiir Sanatı Kuralı yapıtını yayımladı. Bu kitabın yayımlanmasından iki ay sonra da bilinmeyen nedenlerden kendinden geçmiş bir biçimde bulundu ve Washington Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Bilincini kazansa da nöbetleri geçmedi ve gitgide daha büyük acılar içinde kaldı. 7 Ekim 1848’de de öldü, Baltimore’da gömüldü.

Charles Baudelaire’in ‘Çağımızın en güçlü yazarı…’ dediği Poe, yazdığı özgün metinlerle birçok yazarı derinden etkiledi.

Ayrıca Edgar Allan Poe babasıyla da hiç anlaşamayan bir yazardı ve eserlerinde babasıyla olan çatışmalarına rastlanır.

Başlıca yapıtları: Dedektif Auguste Dupin Öyküleri, Oval Portre, Morgue Sokağı Cinayeti, Usher Evinin Çöküşü, Altın Böcek, Kızıl Ölümün Maskesi’dir.

Annabel Lee

Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet! Bu yüzden ‘Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi’
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni…

Çev. Melih Cevdet Anday

AKŞAM YILDIZI

Yaz ortasındaydı
Ve geceyarısı,
Ve yıldızlar yörüngelerinde
Ölgün ölgün pırıldarken,
Daha parlak ışığında
Kendisi göklerde
Köle gezegenlerin arasında,
Işığı dalgalarda olan soğuk ayın.
Soğuk tebessümüne dikmiştim gözlerimi
Fazlasıyla – fazlasıyla soğuktu benim için
Derken kaçak bir bulut,
Geçti örtü niyetine,
Ve ben sana döndüm,
Mağrur akşam yıldızı.
Senin ışığın daha değerlidir benim için.
Çünkü yüreğime mutluluk verir
Göklerdeki gururun geceleri,
Ve daha çok beğenirim
O alçaktaki daha soğuk ışıktan
Senin uzaktaki ateşini.

CENNETTEKİ KİŞİYE

Herşeydin, aşkım, benim için
Ruhumun istediği-
Yeşil bir adacık, aşkım, denizde
Bir sunak ve bir çeşme,
Baştanbaşa masal meyveleri ve çiçekleriyle örülmüş,
Ve, bu çiçeklerin hepsi benimdi.
Ah, fazla parlak bir düş uzun sürmek için
Ah, yalnızca kararmak için yükselen
Yıldızlı umut.
Gelecekten bir ses haykırır
‘Devam. Devam-‘ diye
Ama geçmişin (karanlık körfez.) üstünde yatar
Korkuyla dolu ruhum, sessiz ve, devinimsiz.

Çünkü, yazık. Yazık ki söndü
Benim için yaşam ışığı
Artık-artık-artık-
(Böyle bir lisan tutar ancak ağırbaşlı
Denizi kıyıdaki kumlara karşı)
Çiçek açmayacak gökgürültüsünün sarstığı ağaç,
Ne de vurulmuş kartal süzülecek göklerde.

Ve günlerimin tümü esrimeyle geçer,
Ve geceleyin rüyalarım
Senin gri gözlerinin ışıdığı,
Ölümsüz ırmakların kıyısında
Göksel danslar eden adımlarının
Parladığı yerlere ilişkindir.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.