Kılıçdaroğlu; “İstanbul’un Rantı İstanbullunundur, Saray’ın değil” dedi.

Boğaziçi ile ilgili yasa tasarısına tepki gösteren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul rantı hakkında konuşurken, kayyım atamalarının da doğru bulmadığını söyledi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkez’de bir grup gazetecinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu’nun verdiği yanıtlar özetle şu şekilde oldu;

Kayyım ataması ile ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, ” Biz kayyım atamasını asla doğru bulmuyoruz. Bu belediye başkanları gittiler, savcılıktan iyi hal kâğıdı aldılar, YSK bunların seçime girebileceğine karar verdi. Vatandaşın oyunu aldılar, geldiler; belediye başkanlığı yapıyorlar. Varsa bir suçları suçüstü yapın, soruşturma açın, sözde bağımsız mahkemelerin en azından karar vermesini bekleyin. ” dedi.

Boğaziçi yasası konusunda, “CHP’li belediyeler yılın 12 ayı zaten denetleniyor. Buradan bir sonuç elde edemeyince “Acaba yasal olarak biz nasıl müdahale edebiliriz?” “Özellikle İstanbul”un rantını nasıl paylaşabiliriz?” O rant İstanbullu’ya aittir, Saray’a değil. Orada, “Kupon arazi bile satılırken benim haberim olsun” diyen kişi bu ülkede Cumhurbaşkanlığı yapamaz. Çünkü kişisel çıkarı için rantı kontrolü altına almak istiyor; ülkenin çıkarı için değil. Bu tabii henüz parlamentoya gelmedi. Parlamentoya geldiğinde bunu hep beraber göreceğiz. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bazı gelirlerini kısma yönünde de bazı iddiaların, söylemlerin, olduğunu biliyoruz. Bunlar yanlıştır. Saygın bir devlet yönetiminde bu tür kararlar iktidara da zarar verir, yerel yönetimlere de… ” şeklinde konuştu.

Bildirici’nin RTÜK üyeliğinin düşürülmesi konusunda; “Sayın Faruk Bildirici, RTÜK üyesi olarak TBMM tarafından seçildi; görevine başladı. RTÜK Yasası’nda bir hüküm var: “Kendi görev alanları dışındaki kamu kuruluşlarının yönetiminde görev alabilirler” diye bir düzenleme getirildi. Yani bunlara da kamu kuruluşlarının yönetim kurulu üyeliği verilsin diye. Aldıkları para çok az sanki, ayrıca verilsin diye. RTÜK Başkanı’nın iki yerde yönetim kurulu üyeliği var. Bunlardan birisi TÜRKSAT, diğeri de Basın İlan Kurumu. TÜRKSAT, RTÜK’ün ilgi alanı içinde; TÜRKSAT yönetimine üye olmakla, Kanal D’ye üye olmak arasında hiçbir fark yok. Faruk Bey diyor ki; “Bu yanlış. Bunun düzeltilmesi lazım. Siz TÜRKSAT’ta görev alamazsınız. Görev aldığınızda düşer.” Yasa bunu açıkça söylüyor. “Vay sen misin bunu dillendiren… O zaman biz hep beraber bir araya gelelim, senin üyeliğini düşürelim.”

“RTÜK üyemiz İlhan Taşçı’ya şunu söyledim: “İlk RTÜK Yönetim Kurulu”nda Faruk Bey’in getirdiği aynı dilekçeleri sen vereceksin. Hiç değişmeyecek.” Onu da düşürebilirler. Yeni gelen arkadaş, o da aynısını verecek. Yeni gelen arkadaş, aynısını verecek. Ta ki bu yanlışlık düzeltilinceye kadar. Yasaya açıkça aykırı işlem yapıyorlar, yasayı tanımıyorlar, parlamentonun üstünde bir güce sahip olduklarını düşünüyorlar ve “Biz, parlamento ne karar verirse versin istediğimiz üyeyi düşürürüz” diyorlar. Burada yargıya büyük görev düşüyor. Yargının bu davayı öyle uzun süre sürüncemede bırakmadan sonlandırması lazım. Onlar, “Faruk Bey’in üyeliğini düşürürsek, CHP geri adım atar” diye bekliyorlar; bizi tanımladıkları anlaşılıyor.

Yeni vergi düzenlemeleri üzerine, “Bu kış çok rahat geçecek bir kış değil vatandaş açısından. Doğalgaz ve elektrik faturaları ağırlıklı olarak gündeme gelecek ve vatandaş izlenen ekonomik politikanın kendisi açısından maliyetini yaşayarak görecek. Yeni zamlar gelir mi gelmez mi? Yeni zamlar gelmesin diye vergileri getiriyorlar. Bu vergiler tabii vatandaşa ne kadar yansıyacak, onu da zaman içinde göreceğiz. Dışarıdan arzu ettikleri kadar borç para bulamıyorlar, içeride zaten bütün kaynakları tükettiler. Buradan da arzu ettikleri kadar bir vergi toplayacakları kanısında değilim. Çünkü vatandaş kendi beyan ettiği gelirin vergisini bile ödeyemiyor.”

CHP’nin kurultay sürecinde tek aday talebi üzerine, “Demokratik standartlar içinde genel merkez olarak müdahale etmiyoruz. İlla tek aday olacak diye bir kuralımız yok. Tek aday da olur, beş aday da olur… Ama kavga, asla… Kim kavga ederse o partiden ayrılmak zorundadır. Biz onu partide tutmayız.”

CHP’nin yeni dönemde izleyeceği politikalar üzerine, “Güzel bir çalışma yaptık. Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığı konusunda çok güzel bir rapor çıktı. Önümüzdeki günlerde bu raporu kamuoyuyla paylaşacağız. Bir arpalık raporu çıktı ortaya. AK Parti’den kim, nerelere, hangi arpalıklara atandı? Suriye politikasının içeride ve dışarıda bize maliyetinin ne olduğuna ilişkin bir çalışma yapıyoruz. Bu toplum hangi maliyetlerle karşı karşıya kaldı? Bunları açıklayacağız. Bir taraftan da, bir seçim olursa seçim bildirgesinde neler yer almalı, hangi ilkeler yer almalı diye özel bir çalışmamız da var. O çalışma da yapılıyor. Bu çalışmaya paralel bizim parti programı çalışması da var. Akademik dünyadan, eski bürokratlardan, partililerimizden yararlanarak diğer ülkelerdeki sosyal demokrat partilerin programları alınarak hazırlık yapılıyor. Her alanda hazırlığımız var. Yarın seçim olacakmış gibi çalışmak zorundayız.” 

Kılıçdaroğlu, CHP Milletvekili Eren Erdem’in tahliyesi konusunda, “Eren Erdem boşu boşuna yattı hapiste. Haksız yere yattı. Şimdi çıktı. Ben eminim beraat edecek. O kadar hapiste yatmasının bedelini kim ödeyecek? Eren Erdem, Osman Kavala, askeri öğrenciler, gazeteciler, yazarlar, avukatlar… Özellikle parası olanlar, yüksek bedeller ödeyerek, HSK üzerinde baskı kurabilecek politik güce sahip avukatları tutuyorlar. Dolar bazında ücret alıyorlar. Tutulan avukatlar, savcılar ve hâkimler üzerinde çok etkililer. Bunlar Erdoğan’ın avukatları… Dolayısıyla ne savcı iddianame hazırlayabiliyor, ne de mahkeme karar veriyor.” şeklinde konuştu.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.