Sabri ALTINEL (1925-1985)

16 Nisan 1925’te Balıkesir’in Susurluk İlçesi’nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Balıkesir’de tamamladı. 1949 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Master eğitimini yarım bıraktı. Kısa süre gazetecilik yaptıktan sonra öğretmenlik mesleğini seçti. Saint Joseph ve Saint Benoit liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1959’da gittiği Fransa’da 1 yıl kaldı. 19 Ekim 1985’te İstanbul’da öldü.

İlk şiirleri Balıkesir’de yayımlanan “Kaynak” dergisinde yayımlandı. Zengin ve özenli  dize işçiliğiyle yazdığı, genelde yalnızlık ve yabancılaşma gibi izlekleri yalın ve tutarlı bir dille  işlediği şiirleri Sanat ve Edebiyat, Genç Nesil, Edebiyat Dünyası, Kaynak, Yeni Ufuklar, Yücel, Yelken, Yeditepe gibi dergilerde yayımlandı. Soyut Dergisi’nde “Yaban Yazıları” adıyla şiir dizisi yayımlandı. Her zaman şiirlerinde yeni bir arayış va anlatım arayışı içinde oldu. Federico Garcia Lorca’dan şiir çevirileri yaptı. Anısını yaşatmak için adına “Sabri Altınel Şiir Yarışması” düzenlendi.

Yapıtları:

İnsanın Değeri (1955)
Kıraçlar (1959)
Zamanın Yüreği (1982)
Şiirler (1983)
Kentin Küçük Sokağı (Ölümünden sonra yayınlandı, 1995)
Seçme Şiirler (Ölümünden sonra yayınlandı, 1995)
Federico Garcia Lorca Seçme Şiirler -çeviri –

Dünyayı Alıyor Sevginin Ağırlığı

Yarı gecenin içinde eteklerinde dünyanın
Ay ışığı vurmuş kuma
Bunca deneyler bunca alın terleri
Geçiyor ölümün ötesine insan
Bir sonsuzluk sofrası gibi açılır doğa

Öfkeyi ve çamuru al burdan ey geleceğin insanı
Umutlar söz vermeler günün karnında
İyi bir ışık iniyor sessizce uyuyan denize
Korkuyu ve ikiyüzlülüğü al
Acı soğanı ve taşı

Toprakta kan ve ıssızlık aylardan haziran
İnce bir rüzgâr güllerin fısıltısı havada
Yorgun yürekler bölünen elleri havanın
Çocukların anımsamadığı bir zaman
Soluk bir zaman günlerin bilinmediği
Buğulu sulara düştüğü ölü bakışların

Dünyayı alıyor sevginin ağırlığı
Kapılarda bekleşen bebeler
Sürecek aydınlık topraktaki izi
Tuzun ve gücün şafağında yıkanmış
Geniş adımlarınız var artık güvenli sesiniz
Özlediğiniz bir yaşam var

Sonsuza gider yollar geçer insanlar
Karanlıktan ve içinden tartışmaların
Ve rüzgârla dolu çırpınan yürekleri
Gördük gördük düşlediğimiz yerdeki
yağmuru inen uzak aynalara
yıkanan gözyaşları gibi

KAN

Çıt yok koskoca ovada
Yapayalnız üzümler tütünler

Bağ evine vermiş sırtını
Kurtuluş savaşından bir efe
Görmüyorum ama sesini duyuyorum
Yaralı sazı elinde

Toprağa sızıyor kan

Manisada Aydında
Gelinler güveyler analar
Üzüm kurutur güneşte
Karanlıkta tütün kırar

Toprağa sızıyor kan
Güneş çıkınca kuruyacak
Zaman ne çabuk geçer
Hayat göz açıp kapamak

Toprağa sızıyor kan

YAŞAMA SEVİNCİ

Benim sevincime katılın
Dünyanın gecesine geldik biliyorum
Dövüşler çıkarlar kinler
Güneş batacak o kadar
Önceleri de bu renkler bu kokular vardı ortada
Önceleri de öpücükler yalancıydı
Kan bilinmiyordu söz bilinmiyordu
Yaşama sevinci bilinmiyordu

Benim sevincime katılın
Ölümün karşısında hayatım ben
Ateşin karşısında dal

En güzel çiçekler dünyada açar
Dünyada verir ağaçlar en güzel meyvelerini
Dünyada doğar bir sevişmeden çocuk
Güçlüğün karşısında çaba
Ölümün karşısında dirilik
Dün varolduysa bunlar bugün de varolacak

Gözyaşları gülüşlerimiz
Kanın sıcaklığı sütün beyazlığı
Emekler alınteri
Dün varolduysa bunlar bugün de varolacak
Dün nasıl emdiyse bir çocuk
Anasının memesini
Bugün de kendi çocuğunu emzirecek

Benim sevincime katılın
Suçun karşısında suçsuzluğum ben
Umutsuzluğun karşısında umut
Ölümün karşısında ölmezlik

Yaşayan Zaman
Bir sevince dönüştürür acıyı
Kara acıyı biliyorum seni
Yaşayan zaman
Vuruyor rüzgar, erkenci rüzgar
Ölümsüz anıya, umudaEy savrulmuş yaşamlar
Eli boş bir güz dolanır ortada
Tam anımsayamadığımız günler
Sokaklarda insanlar

Bizim cesaret ve umudumuz var
Şafağa götürecek
Gücün yanıbaşında öğlelerin sisinde
Sözlerimizin güneşi
Sıcaklığı ellerimizin

Işıyor dünya yeniden
Sağır güne ağızsız güne
Kararlı bir yüz gibi
Dolan bir yürek gibi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.