Prof.Dr. İoanna Kuçuradi Hayatını Kaybetti

Türkiye’nin önde gelen felsefecilerinden Prof.Dr. İoanna Kuçuradi 89 yaşında tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı olan İoanna Kuçuradi, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Kuçuradi’nin cenazesi, doğum günü 4 Ekim’de Maltepe Üniversitesi Mimar Vedat Çakırca Konferans Salonu’nda düzenlenecek törenin ardından Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı’na defnedildi
Türkiye Felsefe Kurumu Başkanlığı görevini yürüten Kuçuradi, 2006 yılında Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde ders vermeye başladı. Kuçuradi, 1997-2005 yılları arasında üniversitenin İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin müdürlüğünü yürüttü. 1998 yılından itibaren ise merkez bünyesinde kurulan UNESCO Kürsüsü’nün başkanlığını yaptı.
Kuçuardi’nin insana ve insan olmaya dair düşünceleri derslerde okutuldu; röportajları yıllarca yine yeniden paylaşıldı. Kaybının ardından en çok insan haklarına ve bir insana güvenmek hakkındaki düşünceleri paylaşıldı.
“İnsanlık onuru, sizin başınıza gelene değil, başkasının başına gelen ‘bir şeye’ karşı, sizin nasıl tavır aldığınızdır.”
İoanna Kuçuradi, İstanbul’da Rum bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yılları, Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül olayları gibi Türkiye’nin yakın tarihindeki önemli toplumsal kırılmaların yaşandığı bir döneme denk geldi.
4 Ekim 1936’da Beyoğlu’nda Rum bir ailede doğdu. İsminin anlamının erili Ioannes/Yohannes/Yahya (Tanrı’nın armağanı) olup soyadının Türkçe karşılığının ise Kütükoğlu olduğunu belirtmiştir. Babası, İstanbul doğumlu bir Sisam Adası göçmeninin oğlu, annesi ise dört yaşındayken Çorlu’dan İstanbul’a göç etmiş bir ailenin kızıdır. Çocukluğu Beyoğlu’nda geçti. Babası eczacılık yapmaktaydı. Ailesi, 1942 yılında çıkartılan Varlık Vergisi nedeniyle bazı mülklerini kaybettiler.
1954’te Zapyon Rum Lisesinden mezun oldu. 6-7 Eylül Olayları sırasında ailesiyle Kınalıada’ydılar. 1959’da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden mezun oldu ve Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu’nun asistanı olarak bu bölümde göreve başladı. 1965’te hazırladığı “Schopenhauer ve Nietzsche’de İnsan Problemi” başlıklı tezle doktor oldu. Aynı yıl Atatürk Üniversitesi’nde çalışmaya başladı ve 1968’e kadar Erzurum’da görev yaptı.
Kuçuradi’nin Türkiye’de felsefe eğitimi açısından en önemli adımlarından biri ise 1969’da geldi. Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kurdu ve 2003 yılında emekli oluncaya kadar bölüm başkanlığını yürüttü. 1970’te doçent, 1978’de profesör oldu.
Kuçuradi’nin düşünsel çalışmalarının merkezinde insan, değer ve etik bulunuyordu. Nietzsche ve Schopenhauer üzerine başlayan akademik üretimini zaman içinde insanın değeri, insan onuru, özgürlük ve insan hakları meselelerine taşıdı.
İnsan haklarını yalnızca hukuk metinlerinde sıralanan kurallar olarak değil, insanın değerinden hareketle temellendirilmesi gereken felsefi bir mesele olarak ele aldı. Hakların neden korunması gerektiği sorusuna felsefi bir yanıt aradı ve bu yaklaşımı Türkiye’de insan hakları felsefesinin gelişmesinde belirleyici oldu.
Hacettepe Üniversitesi İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin çalışmalarında rol alan Kuçuradi, daha sonra Maltepe Üniversitesi’nde de insan hakları alanındaki akademik faaliyetlerini sürdürdü. İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin yöneticiliğini ve UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü’nün başkanlığını üstlendi.

Kuçuradi’nin felsefesi
Kuçuradi’nin felsefesinde insan hakları, yalnızca hukuk metinlerinde güvence altına alınması gereken haklar değildi; insanın başka bir insana nasıl davranması gerektiği sorusuyla doğrudan ilişkiliydi.
2021 yılında Figen Atalay’a verdiği röportajda, editörlüğünü yaptığı “The Death Penalty: Justice or Revenge? / Ölüm Cezası: Adalet mi, İntikam mı?” kitabını anlatırken kendi işini, “İnsanları düşündürmek, yani insanların düşünmeleri için onlara malzeme sağlamak” sözleriyle tarif etmişti.
Ölüm cezasına yaklaşımı da bu düşüncenin çarpıcı örneklerinden biriydi. “Bir insanı, başka bir insanı öldürdü diye öldürmek, karşı çıktığımız ve cezalandırdığımız eylemin aynısını yapmak olmuyor mu?” diye soruyor, ardından şu soruyu yöneltiyordu: “Hukuk intikam almak için midir?”
Kuçuradi’ye göre insan hakları yalnızca bireyin kendisine nasıl davranılmasını istediğiyle ilgili değildi. Aynı röportajda bunu, “İnsan haklarının yalnızca muamele görme talepleri olarak değil, aynı zamanda muamele etme talepleri olduğu kaçınılmaz görünüyor. ‘Ben öldürmem!’ diyebiliyor muyuz?” sözleriyle anlatıyordu.
Kuçuradi’nin akademik etkisi Türkiye sınırlarının çok ötesine ulaştı. 1983’te Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu’nun (FISP) yönetim kuruluna seçildi. Federasyonun 1988-1998 yılları arasında genel sekreterliğini, 1998-2003 yılları arasında ise başkanlığını yaptı. Daha sonra FISP’in Onursal Başkanı oldu.
Uluslararası Felsefe Enstitüsü’nün de 2014-2017 yılları arasında başkanlığını üstlenen Kuçuradi, çok sayıda uluslararası kuruluşta görev yaptı.
Türkiye Felsefe Kurumu’nun kurucu üyeleri arasında yer alan Kuçuradi, onlarca yıl boyunca kurumun başkanlığını yürüttü. Bu süreçte felsefenin yalnızca akademinin sınırları içinde kalmaması, eğitimden insan haklarına ve kamu yaşamına kadar farklı alanlarla ilişki kurması için çalıştı.
Kuçuradi’nin insan hakları alanındaki çalışmaları
Kuçuradi’nin insan hakları alanındaki çalışmaları yalnızca akademiyle sınırlı kalmadı. 2010 yılında, dünyada idam cezasının kaldırılması için kurulan Uluslararası Ölüm Cezasına Karşı Komisyon’un 11 üyesinden biri oldu.
Eski devlet başkanları, başbakanlar, adalet ve dışişleri bakanlarının yer aldığı komisyonda siyasi kariyeri bulunmayan tek isim Kuçuradi’ydi. Komisyona seçildiğinde idam cezasına ilişkin tutumunu son derece açık sözlerle ortaya koymuştu “İdam cezasını hiçbir şey haklı çıkartamaz. Bu, bir dağ kanunudur. Dişe diş gibi bir şey düşünülüyor. Sen öldürdün, sen de öleceksin.”
Kuçuradi, komisyonun amacının önce idam cezasının uygulandığı ülkelerde moratoryum sağlamak, ardından cezanın tamamen kaldırılması olduğunu belirtiyordu. Bunun için her ülkeye özgü stratejiler geliştirilmesi gerektiğini savunuyor, özellikle gerçek anlamda çalışan ulusal insan hakları kurumlarıyla işbirliğine önem veriyordu.
İnsan haklarının pazarlık konusu yapılamayacağını söyleyen Kuçuradi, bu alandaki yaklaşımı için “İnsan hakları konusu bana her zaman heyecan veriyor. Çünkü insan hakları asla pazarlık konusu olmaz. Dürüstlükten başka çaremiz yok” ifadelerini kullanıyordu.
Kuçuradi’ye göre idam cezasının kaldırılması siyasi bir karar gerektiriyordu ve siyasetçileri ikna etmenin yolu “onlara insanlıklarını hatırlatmak”tan geçiyordu.

Kuçuradi’nin kitapları Türkiye’de birkaç kuşağın felsefe eğitiminin temel metinleri arasında yer aldı.
“Nietzsche ve İnsan”, “Schopenhauer ve İnsan”, “İnsan ve Değerleri”, “Etik”, “Sanata Felsefeyle Bakmak”, “Çağın Olayları Arasında”, “Uludağ Konuşmaları”, “İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları” ve “Ahlak Etik ve Etikler” başlıca eserleri arasında bulunuyor.
Kuçuradi aynı zamanda Immanuel Kant’ın “Pratik Aklın Eleştirisi” ve “Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi” gibi temel eserlerinin Türkçeye kazandırılmasına katkıda bulundu.
Akademik üretimini ileri yaşlarında da sürdüren Kuçuradi’nin “Adaletin Gerektirdiği Hukuk” adlı eseri 2023 yılında yayımlandı.
Felsefe ve insan hakları alanındaki çalışmaları Kuçuradi’ye çok sayıda ulusal ve uluslararası ödül de getirdi. Goethe Madalyası, Türkiye Bilimler Akademisi Ödülü, Mustafa N. Parlar Bilim Ödülü ve ODTÜ Senato Özel Ödülü bunlar arasında yer aldı; farklı ülkelerdeki üniversiteler tarafından fahri doktora unvanlarına layık görüldü.
Kuçuradi’nin ölümünün ardından akademisyenlerden, insan hakları kuruluşlarından ve siyasetçilerden çok sayıda taziye mesajı yayımlandı.
Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, bölümün 1969 yılında Kuçuradi tarafından kurulduğunu hatırlatarak Türkiye’de felsefenin kurumsallaşmasına yaptığı katkıya dikkat çekti.
Maltepe Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Yusuf Aksar ise Kuçuradi’nin üniversitenin kuruluşundan bu yana akademik yaşamına katkı sunduğunu belirterek, düşünceleri, akademik çalışmaları ve yetiştirdiği öğrencilerle üniversitenin hafızasında özel bir yere sahip olacağını ifade etti.
İnsan Hakları Derneği de Kuçuradi’nin insan hakları hareketine uzun yıllar katkıda bulunduğunu vurguladı.
İoanna Kuçuradi, yaklaşık 70 yıllık akademik yaşamı boyunca yalnızca felsefe üzerine eserler vermedi; bölümler ve araştırma merkezleri kurdu, insan haklarının bir felsefe problemi olarak ele alınmasına öncülük etti, Türkiye’yi dünyanın önde gelen felsefe kurumlarında temsil etti ve birkaç kuşağın yetişmesinde rol oynadı.

Eserleri:
Perdenin Arkası -Şiirler- (1962)
Max Scheler ve Nietzsche’de Trajik (1965)
Nietzsche ve İnsan (1966)
Schopenhauer ve İnsan (1967)
Liselerimizde Felsefe Öğretimi (1969)
İnsan ve Değerleri: Değer Problemi (1971)
Etik (1977)
Sanata Felsefeyle Bakmak (1980)
Çağın Olayları Arasında (1980)
Uludağ Konuşmaları – Özgürlük, Ahlâk, Kültür Kavramları (1988)
Yüzyılımızda İnsan Felsefesi – Takiyettin Mengüşoğlu’nun Anısına (1997)
Ahlak Etik ve Etikler (2019)
Çevirileri:
Pratik Aklın Eleştirisi (Kant’tan, 1980)
Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi (Kant’tan, 1981)
Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena (Kant’ tan, 1983)
Kuçuradi, aralarında aşağıdakilerin de bulunduğu çok sayıda ödül aldı:
Goethe-Madalyası (1996)
2024 – Cumhuriyetin Aydınlık Yüzleri[8]
Onursal doktor, Girit Üniversitesi, Yunanistan (1996)
Türkiye Bilimler Akademisi Ödülü (1996)
Hacettepe Üniversitesi Bilimsel Başarı Ödülü (1994-1995 ve 1995-1996 Akademik Yılları)
Onursal doktor, Universidad Ricardo Palma, Lima, Peru (2000)
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü 1999 Ödülü (2000)
Grosses Verdienstkreuz des Verdienstordens der Bundesrepublik Deutschland Almanya Liyakat Nişanı Şövalye Komutanı (2001)
Mansiyon Ödülü, UNESCO İnsan Hakları Eğitimi Ödülü (2002)
Huésped Ilustra de la Ciudad de La Habana (2002)
Mustafa N. Parlar Bilimsel Başarı Ödülü, Parlar Vakfı Bilim Ödülü, Ankara, Türkiye (2003)
UNESCO Aristoteles Madalyası (2003)
Diyarbakır Tabipler Birliği Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü (2004)
Laik Hümanizm Konseyi Gezegensel Hümanist Filozof Ödülü (2005)
Onursal Üye, Türkiye Bilim Akademisi Topluluğu, İstanbul (2015)