Devlet Bahçeli MHP Grup Toplantısında Konuştu

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. (Fotoğraf: MHP web sitesi)
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. (Fotoğraf: MHP web sitesi)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli, FETÖ, NATO Zirvesi, ABD-İran gerilimi, Türkiye-AB ilişkileri ve 15 Temmuz’un 10. yıl dönümüne dair değerlendirmeler yaptı.

Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Ankara küresel siyasetin pusulasını çizdi. Türkiye, yeni dönemin stratejik tartışmalarının merkezi.

Türkiye, NATO’da tarihi birikimi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir.

Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır.

Ankara’da 70 yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür.

Ankara’dan, 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askerî desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerine kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır.

“Savunma sanayiini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçecek midir?”

Türkiye, makroda yalnızca stratejik konumuyla değil, tarihî birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve millî kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi’nde bir kez daha tebarüz etmiştir. Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır. Bu devir yalnızca savunma bütçelerinin sağına sıfırların eklenip rakamların büyütüldüğü bir devir değildir. Bu devir, kâğıttaki taahhüdün fabrikada üretime, üretimin sahada kabiliyete, kabiliyetin caydırıcılığa, caydırıcılığın da barışın teminatına dönüşeceği yeni bir merhaledir. Böylesi bir çağda güvenlik yalnızca bütçenin büyüklüğüyle değil, o bütçeyi kabiliyete çevirecek üretim sürekliliğiyle ölçülecektir.

Bugün NATO’nun önündeki mevzu aslında budur. İttifak bu yeni güvenlik çağının idrakine varmış mıdır? Külfet ve yük paylaşımını gerçek bir adalet zeminine oturtacak mıdır? Savunma sanayiini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçecek midir? Müttefikler arasında örtülü ambargo, lisans kısıtlaması, siyasi blokaj ve tedarik engeli gibi ittifak hukukunu yaralayan çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir? Ankara Zirvesi işte bu soruları NATO’nun önüne koymuştur. NATO yeni bir devrin şafağındadır” diyen Bahçeli, ittifakın savunma sanayini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın savunma sanayi kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısının, Ankara Zirvesi’nin başlıca ikazlarından biri olduğunu belirtti. CAATSA yaptırımları ve F-35 sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, “Türk devleti, kendi öz cevherine rücu ederek etrafındaki muhasara çemberini paramparça etmiştir.

“FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır.”

15 Temmuz, Çanakkale’yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır. 15 Temmuz, Milli Mücadele’de dize getiremediklerini içeriden çözme teşebbüsüdür. 15 Temmuz, Sevr’i kabul ettiremeyenlerin farklı yöntemlerle aynı hedefe ulaşma arayışıdır.

FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez. Tehdidin görünmez hale gelmesi, tehdidin yok olduğu anlamına gelmez. Dün himmet adı altında örgütlenenler vardı. Bugün başka maskelerle ortaya çıkmak isteyenler olabilir. Dün eğitim kisvesi kullananlar vardı. Bugün farklı alanlarda benzer yöntemlere başvuranlar olabilir. Dün devletin mahrem yapılarına sızmaya çalışanlar vardı. Yarın başka yollar deneyenler olabilir. Bu sebeple devlet hafızasının diri tutulması, kurumsal tedbirlerin tavizsiz sürdürülmesi ve milli şuurun canlı tutulması hayati önemdedir. Unutulmamalıdır ki, millet hafızasını kaybettiği gün tehditler yeniden güç kazanır” dedi.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.