
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)’nun internet yetkilerini Siber Güvenlik Başkanlığı’na devreden maddeler Komisyon’dan geçti.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu‘nun (BTK) internet yetkilerini Siber Güvenlik Başkanlığı‘na devreden maddeler Komisyon’dan geçti. TBMM’ye sunulan yeni kanun teklifiyle birlikte, siber güvenlik, veri akışı ve dijital güvenlik süreçlerinde oyun sektörü, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kontrolünde olacak.
Türkiye’nin siber güvenlik mimarisini tek bir çatı altında toplama amacı doğrultusunda, bugüne kadar özel bir kurum olan BTK bünyesinde bulunan siber güvenlik altyapısı ile bu alanda uzmanlaşmış personel kademeli olarak yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’na devrediliyor.
Düzenleme, internet üzerindeki denetim ve müdahale yetkilerinin tek elde toplanacağı gerekçesiyle muhalefet ve dijital haklar savunucularının eleştirilerine konu oldu. Eleştirilerde, teklifin ifade özgürlüğü ve kişisel verilerin korunması açısından riskler barındırdığı belirtilirken, düzenleme için “sansür ve gözetim mekanizmasını güçlendireceği” değerlendirmeleri yapıldı.
İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), BTK’nın İnternet üzerindeki yetkilerinin Siber Güvenlik Başkanlığına devredilerek erişim engelleme, içerik denetimi, bant daraltma ve altyapı müdahalesi yetkilerinin güvenlik bürokrasisinin elinde toplanmasına ilişkin bir basın açıklaması yayımlayarak, teklifin denetimsiz bir “uçtan uca sansür ve gözetim omurgası” oluşturduğunu belirtti.

İFÖD’ün teklifi anlattığı ve sonuçları değerlendirdiği basın açıklaması özetle şöyle:
Sınırı belirsiz ‘tedbir’ yetkisi
Teklifin 19’uncu maddesiyle SGB güvenlik ve istihbarat kurumlarının talebi üzerine veya resen, Anayasa’nın 22. maddesindeki sebeplere dayanarak ‘alınması gereken tedbirleri’ belirleme yetkisine sahip olacak. Kanun metninde bu ‘tedbir’ kavramının ne olduğu tanımlanmamış, müdahalenin türü ve sınırları tamamen SGB’nin takdirine bırakılmış.
Bu açık uçlu yetki; uygulama ve protokol engelleme, trafik filtreleme, DNS ve alan adı altyapısına müdahale etme ve veri merkezleri üzerinden hizmet durdurma gibi erişim engellemenin çok ötesinde bir dijital olağanüstü hâl yetkisi yaratmaktadır. Adı ve sınırı belli bir koruma tedbiri yerine, idarenin içeriğini bizzat kendisinin dolduracağı keyfi bir mekanizma inşa edilmektedir.
Yasa teklifiyle SGB, başka hiçbir kurumdan talep gelmesini beklemeden kendiliğinden karar verebilecek ve bu kararın gereği, bildirim anından itibaren en geç iki saat içinde yerine getirilecek. Bu tedbir kararının hukuki dayanağını ve orantılılığını iki saat gibi kısa bir sürede değerlendirmek fiilen imkânsız.
SGB kararları yalnızca erişim sağlayıcılara değil doğrudan elektronik haberleşme işletmecilerine, içerik ve yer sağlayıcılara ve veri merkezlerine bildirilebilecek. Tek bir veri merkezine yöneltilecek belirsiz bir müdahale, o altyapıyı kullanan binlerce ilgisiz web sitesini ve hizmeti aynı anda erişilemez hâle getirebilir.
Bant daraltmanın yasal dayanağının ilgası
Teklifin en az erişim engelleme yetkisinin devri kadar kritik boyutu, bant genişliği daraltma (throttling) rejimiyle olan doğrudan bağlantısı. Burada teklifin yaptığı işlem, yetkinin sadece BTK’dan SGB’ye ‘devri’ değildir. Teklifin 25’inci maddesinin 5809 sayılı Kanun’a ilişkin (f) bendi, bant daraltma yaptırımının bugüne kadarki tek açık yasal dayanağı olan 60’ıncı maddenin 10’uncu fıkrasını doğrudan yürürlükten kaldırıyor. Bunun yerineyse aynı teklifin 19’uncu maddesiyle getirilen ve türü, sınırı ve içeriği tanımsız ‘tedbir’ yetkisini içeren 60/A maddesi ikame ediliyor. Dolayısıyla dar da olsa tanımlı bir hukuki zemin ortadan kaldırılıyor, yerine idarenin içeriğini bizzat dolduracağı sınırsız bir çerçeve konuluyor.
Oyun platformları da SGB denetimine alınıyor
Oyun platformları da teklifle doğrudan SGB’nin denetimine giriyor. SGB oyun platformlarından bilgi isteyebilecek, temsilci bulundurma yükümlülüğünü denetleyebilecek, yaş derecelendirmesini inceleyebilecek ve bant daraltma süreçlerini yürütebilecek. Sosyal ağlar ve devlet arasındaki düzenleyici ilişkiyi tamamen güvenlik merkezli bir emir-komuta ilişkisine dönüşüyor.