Çin Komünist Partisi’nin Uyguladığı Zulüm 27. Yılında

Çin Komünist Partisi’nin Falun Dafa uygulayıcılarına yaptığı zulüm 27. yılına girdi.
Falun Gong uygulayıcıları, ÇKP’nin gerçekleştirdiği zulmü protesto etmek için İstanbul’da etkinlik düzenledi. Falun Gong olarak ta bilinen meditasyon uygulaması Türkiye’nin yanı sıra bütün dünyada etkinliklerini sürdürüyor. Çin Komünist Partisi, Falun Gong’a yönelik zulmü resmi olarak 20 Temmuz 1999 tarihinde başlattı.

Uygulayıcılar, 18 Temmuz Cumartesi günü Tarabya Sahili’nde Çin Konsolosluğu yolunun karşısında toplandı. Yurt içi ve yurt dışından gelen uygulayıcıların da katıldığı etkinlik 19:30’da başladı. Bununla birlikte sahil gezintisine çıkan insanlar ve yolda giden arabaların şoförleri afişlere merakla baktı. Bu sayede kimileri endccp.com/tr dilekçesine imza bıraktı. Ayrıca etkinliğin sonunda uygulayıcılar, zulümde yaşamını yitiren uygulayıcıları anmak için mum nöbetine oturdular. Yaklaşık 3 saat süren sessiz protesto sorunsuzca bitti.


20 Temmuz 1999… 27 Yıldır Çin’de Soykırım Gerçekleşiyor

Falun Dafa uygulayıcıları bu sabah Çin Konsolosluğu önüne tekrar geldiler. 20 Temmuz günü olması sebebiyle yaklaşık 1,5 saat egzersiz yaptılar. Sessizce afiş astılar ve pankart tuttular. Bununla birlikte afişleri gören, yoldan geçen arabaların şoförleri korna çalarak onayladı. Aynı zamanda koşuya ve yürüyüşe çıkan sabah sporcuları zulmü merakla dinledi ve hiç tereddüt etmeden imza bıraktı. Ayrıca uzaktan protestoyu gören otel ve otopark çalışanları endccp.com/tr imza kampanyasına imza bıraktı. Bu esnada konsolosluk yoluna girmek için yeşil plakalı Çin Konsolosluğu çalışanları protesto alanının önünden geçmek durumunda kaldı. Uygulayıcılar protestoyu sessiz ve sorunsuzca bitirerek alandan uzaklaştılar.

Falun Gong Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü İlkelerini Teşvik Eder
Bay Li Hongzhi, 13 Mayıs 1992 tarihinde Falun Gong’u halka tanıttı. Falun Gong, ahlakın hızla yozlaştığı bir toplumda insanlara rehberlik eder. Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü ilkelerini temel alarak kişisel gelişim sağlar. Uygulama aynı zamanda beş yumuşak egzersiz içerir. Ayrıca insanların hem ahlaki hem de fiziksel olarak gelişmelerini sağlar.
Falun Dafa halk tarafından tanınmasıyla ilk birkaç yıl içinde hem devlet kurumlarından hem de sivil kuruluşlardan büyük övgü topladı. Pekin Doğu Sağlık Fuarı, 1993 yılında Bay Li Hongzhi’ye en yüksek ödül olan “Sınır Bilimleri İlerleme Ödülü” verdi. Bunun yanı sıra “Özel Altın Ödül” ve “En Popüler Qigong Ustası” ödüllerine layık gördü. Ayrıca Beijing Youth Daily, Beijing Evening News ve Beijing Daily, Zhuan Falun kitabını defalarca çok satan kitaplar arasında gösterdi.
1998 yılında yaklaşık 35.000 kişi beş tıbbi araştırmaya katıldı. Araştırmayı düzenleyen Pekin, Wuhan, Dalian ve Guangdong Eyaleti’ndeki yerel sağlık kuruluşları oldu. Araştırma, o tarihe kadar yapılmış en sistematik ve kapsamlı tıbbi araştırmaydı. Sonuçlar, uygulamanın sağlık ve fiziksel zindeliği iyileştirmedeki genel etkisinin yüzde 98’in üzerinde olduğunu gösterdi. Ayrıca katılımcıların psikolojik ve zihinsel durumlarında da büyük ölçüde iyileşme gördüler.
Öte yandan Qiao Shi liderliğindeki Ulusal Halk Kongresi, ayrıntılı bir araştırma yürüttü. Araştırma, “Falun Gong’un ülkeye ve halka her açıdan fayda sağladığı” sonucuna vardı. Yıl sonunda Çin Komünist Partisi Politbürosu’na bir rapor sundular.
Falun Gong Tüm Ülkede Hızla Yayıldı
Uygulayıcılar üzerinde hızla hastalıklar gitti, sağlıkları iyileşti ve ahlaki değerleri yükseldi. Bu sayede Falun Gong’u çevredeki insanlara anlattılar ve daha çok insan uygulamadan fayda elde etti.
Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı yaptığı bir araştırmada, yalnızca yedi yıl içinde Falun Gong’u uygulayanların sayısının 70 ila 100 milyona ulaştığını belirtti.
Jiang Zemin Falun Gong’a Kıskançlık ve Nefret Nedeniyle Zulmetti
Falun Gong’un halk arasında giderek artan popülaritesi, dönemin ÇKP lideri Jiang Zemin’in hoşuna gitmemişti. Falun Dafa ile keskin tezat oluşturan Jiang’ın “Üç Temsil” adlı siyasi teorisi pek ilgi görmüyordu. Kıskançlık ve nefretle hareket eden Jiang, “Komünist Parti Falun Gong’u kesinlikle yenecektir” diye ilan etti. Diğer üst düzey ÇKP liderlerine baskı yaparak Temmuz 1999’da Falun Gong’a karşı bir zulüm başlattı.
Araştırmalar, Jiang ve takipçilerinin zulmü yürütmek için ulusal hazinenin dörtte birini kullandığını öngörmektedir. Medya, ordu, kamu güvenliği, yargı ve diplomatlar da dahil olmak üzere tüm devlet aygıtını harekete geçirdi. Uygulayıcılara karşı kapsamlı bir soykırım politikası başladı: “İtibarlarını zedelemek, onları mali açıdan çökertmek ve fiziksel olarak ortadan kaldırmak.”
Jiang, devlet kurumları, okullar, işletmeler ve mahallelerle tüm toplumu zulme katılmaya zorladı. Bunun için hem siyasi baskıyı hem de mali teşvikleri kullandı. Falun Gong uygulayıcılarının iş yerleri, aileleri ve çocukları da bu zulmün içine hapsoldu. Kullanılan yöntemler son derece acımasızdı. Tiananmen Meydanı’ndaki kendini yakma olayı, ÇKP’nin nefret propagandasının sadece bir parçasıydı. İşkence, uygulayıcıların kaçırılması, hapsedilmesi ve işkence görmesi, ardından da zorla organlarının alınmasına kadar uzanıyordu. Minghui.org, zulüm sonucunda hayatını kaybeden beş binden fazla Falun Gong uygulayıcısının ölümünü belgeledi.
ÇKP, esasen Çin’i devasa bir hapishaneye dönüştürdü. ÇKP, İnsanların beyinlerini yıkıyor ve onlara nefret aşılıyor, ifade özgürlükleri ellerinden alıyordu. Temel insan haklarını ellerinden alıyor, gerçek bilgilere erişimlerini engelliyor ve manevi inançları yok ediyordu. Bütün halk, parti tarafından diktatörlüğü yüceltmek, yolsuzluğu desteklemek ve suçların üzerini örten siyasi araçlara dönüşmek zorundaydı. Böylece insanlar ya sosyalist düzenin yapı taşlarına ya da komünist makinenin çarklarındaki dişlilere dönüşmeliydi. Hiç kimse normal bir yaşam sürmemeliydi.
Çin’deki insanlar, beyinlerinin yıkandığı dış dünyaya kapalı bir hayat yaşarlar. Çin’deki sorunları ancak yurt dışına çıktıklarında fark edebilirler. Bunun sonucunda Çin halkı, insan haklarından yararlanmaya cesaret edemiyor. Ayrıca kendi düşüncelerine sahip olmaya cesaret edemiyor. Gözleri bağlı bir şekilde ÇKP tarafından yönlendirme ile yaşıyor.
Çin Komünist Partisinin Falun Gong’a yönelik zulmünün 27 yıldır sürmesinin ve hâlâ sona ermemesinin nedeni budur.
ÇKP’nin Falun Gong’a yönelik zulmü, özünde Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine yönelik bir zulümdür. Bir siyasi rejim böylesine evrensel değerlere zulmederken tarihin sahnesinden silinmekten nasıl kurtulabilir?