Akdeniz Çığlık Atıyor Duyan Var Mı?
“Doğa, çocuklarımıza miras bırakacağımız değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız, en değerli emanettir. Ona sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır.”
Mersin ve Adana, Türkiye’nin en verimli tarım ovalarına, en önemli limanlarına ve Akdeniz’in eşsiz kıyılarına sahip, iki güzide kentidir. Ancak ne yazık ki yıllardır bu güzellikler, çevre kirliliği ve atık sorunlarıyla büyük bir tehdit altında, yaşam mücadelesi vermektedir.
Yıllardır gazeteciler, çevre gönüllüleri, bilim insanları ve duyarlı vatandaşlar olarak aynı gerçeği dile getiriyoruz: Akdeniz kirleniyor. Denizimiz kirleniyor. Toprağımız kirleniyor. Soluduğumuz hava kirleniyor. Bununla birlikte halk sağlığını ilgilendiren riskler de her geçen gün artıyor.
Bugün Mersin Çevre Platformu’nun yaptığı çağrı, aslında yıllardır dile getirilen bu ortak kaygının bir kez daha yüksek sesle ifade edilmesidir. Çevre meselesi yalnızca çevrecilerin, yalnızca birkaç sivil toplum kuruluşunun ya da birkaç gazetecinin meselesi değildir. Bu konu, doğrudan çocuklarımızın geleceğini, tarımı, turizmi, balıkçılığı ve insan sağlığını ilgilendiren bir yaşam meselesidir.
Bizler defalarca yazdık. Defalarca uyardık. Kıyılarımızın korunmasını istedik. Denizimizin temiz kalmasını istedik. Çünkü kirlenen sadece deniz değildir; soframıza gelen balık, tarlamızdaki ürün, çocuklarımızın geleceği de kirlenmektedir.
Çevre konusunda artık siyasi görüşlerin değil, ortak aklın konuşması gerekiyor. Seçilmiş milletvekilleri, belediyeler, kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları aynı masada buluşmalı, çevreyi koruyacak kalıcı çözümler üretmelidir.
Sessiz kalmak, sorunun büyümesine izin vermektir. Oysa gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras, temiz bir çevre ve yaşanabilir bir Akdeniz olacaktır.
Bugün Mersin Çevre Platformu’nun yaptığı çağrıyı önemsiyorum. Çünkü doğa siyaset üstüdür. Temiz çevre, temiz deniz ve sağlıklı yaşam herkesin ortak hakkıdır.

Unutmayalım ki denizlerimizi korumak yalnızca bugünü değil, yarını da korumaktır. Akdeniz’in mavisi solarsa, bunun bedelini hep birlikte öderiz.
Artık söz değil, somut adımlar atılmalıdır. Çünkü çevreyi korumak, geleceği korumaktır. Akdeniz’in sessiz çığlığına kulak vermek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.