
Türkiye ekonomisi, jeopolitik gerilimlerin öne çıktığı 2026 yılının ikinci çeyreğinde zorlu küresel koşullara rağmen çeyreklik yüzde 1,1, yıllık yüzde 2,3 büyüdü.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ikinci çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdi. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Yıllıklandırılmış cari açık ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar olurken cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,3 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldı. Kayıt dışılıkla mücadele, güçlenen vergide adalet ve harcama disiplini sayesinde önemli bir mali alan sağladık” dedi.
Bakan Şimşek, Türkiye İstatistik Kurumu’un (TÜİK), yılın ikinci çeyreğine (nisan-haziran dönemi) ilişkin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) sonuçlarını da değerlendirdi. Şimşek, yıllıklandırılmış milli gelirin 1,7 trilyon doları aştığını belirterek, ekonominin güçlenen makroekonomik temellerinin şoklara karşı direnci artırdığını ifade etti.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre teknoloji yoğun sektörlerin sunduğu katkıyla sanayi katma değerinin yıllık yüzde 2,4 arttığını bildiren Şimşek, tarım sektörünün yüzde 13,3 ile güçlü bir büyüme performansı sergilemeye devam ettiğini belirtti.
Harcama tarafında ise özel tüketimin yüzde 3,5, yatırımların ise yüzde 0,6 oranında büyüdüğünü aktaran Şimşek, net dış talebin de büyümeye pozitif katkı vermesiyle birlikte ekonominin hem iç hem de dış talebin desteğiyle dengeli bir patikada ilerlediğini ifade etti.
“Cari açık sürdürülebilir seviyelerde.”
Jeopolitik gelişmelerin Türkiye’nin ticaret ortakları üzerindeki etkilerine ve başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki tırmanışa dikkat çeken Şimşek, yıllıklandırılmış cari açığın ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Bu rakamın milli gelire oranının yüzde 2,3 düzeyinde kaldığına işaret eden Bakan Şimşek, cari açığın sürdürülebilir seviyelerde tutulduğunu vurguladı.
Mali politikadaki gelişmelere de değinen Şimşek kayıt dışılıkla mücadele, vergide adaletin güçlendirilmesi ve harcama disiplini sayesinde önemli bir mali alan oluşturduklarını ifade etti. Küresel fiyat şoklarının vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlamak ve dezenflasyon sürecini desteklemek adına eşel mobil uygulaması aracılığıyla önemli miktarda vergi gelirinden vazgeçildiğini hatırlatan Şimşek, buna rağmen bütçe performansının olumlu seyrini koruduğunun altını çizdi.
“Önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artmasını bekliyoruz.”
Türkiye’nin borç stoku göstergelerine ilişkin de veri paylaşan Şimşek, ikinci çeyrek itibarıyla brüt dış borç stokunun milli gelire oranının yüzde 31,6 seviyesinde yatay seyrettiğini bildirdi. Türkiye’nin toplam borcunun milli gelire oranının yüzde 91 seviyesinde bulunduğunu, bu oranın yüzde 229 olan gelişmekte olan ülkeler ortalamasının ve yüzde 306 olan dünya ortalamasının oldukça altında kaldığını vurguladı.
Türkiye ekonomisinin güçlenen makroekonomik temellerinin dış şoklara karşı direnci artırdığını belirten Şimşek, dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve daha destekleyici küresel koşullar sayesinde önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artmasını beklediklerini söyledi.
Önümüzdeki döneme ilişkin hedefler:
“2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı ile fiyat istikrarını sağlamak, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışıyla büyüme potansiyelimizi güçlendirmek ve kalıcı refah artışını temin etmek için yol haritamızı ortaya koyacağız.” dedi.
