Çatısız Ev: Hava Savunmanın Önemi
“Savaşa istediğin zaman girersin ama istediğin zaman çıkamazsın”
Malum, İsrail ile yaşanan gerginlikler sadece ülke içinde değil tüm dünyada geniş yankılar uyandırıyor. Dünyanın gözü tekrar bu coğrafyaya çevrildi. Hoş zaten her zaman buralar ilgi odağıdır. Krizler, savaşlar art arda geliyor. Coğrafyada 7 Ekim 2023’ten beridir huzurlu, sakin tek gün bile geçmedi. O tarihten günümüze adeta pandoranın kutusu açıldı ve İsrail için komşularına saldırmanın bahanesi oluştu.
İsrail tüm bölgede uluslararası hukuku ve insan haklarını hiçe sayan katliamlarını sürdürüyor. Fakat dikkat ediniz: İsrail’in saldırdığı ülkeler ve bölgelerde İran dışında gerçek bir ordu gücü bulunmuyor – ki İran da sınır komşusu değil. Diğer yerler Gazze, Batı Şeria, Lübnan, Suriye: ya sınırda ya da kendi içinde.
Saldırılanlar arasında tek İran gerçek bir orduya sahiptir ama onun da hava savunması yoktur. Ya da yok denecek seviyededir. Gazze’de Batı Şeria’da, Lübnan’da, Suriye’de hava savunma sistemleri bulunmuyor. Hava savunma sistemleri olmayan ülkeler, çatısız ev konumundadır. Yani savunmasızdır.
Kaldı ki günümüz teknolojisinde hava savunma olsa bile yetersiz kalabilir. Bunu İsrail de yaşıyor, Rusya bile aynı dertten muzdarip. Bugün ses hızını aşan füzeler, hava savunmayı etkisiz kılabilir. Veya aşırı yoğun saldırılarda sistem yorulabilir. Ve de alçak irtifa dron saldırıları görülmeyebilir.
Kısaca hava savunma sistemlerinin dahi yetersiz kaldığı bir ortamda hiç bir hava savunma gücü olmayan ülkeler açık hedef durumundadır. Sağlam hava gücüne sahip bir ülke, İsrail örneğinde olduğu gibi dilediği kadar saldırma lüksüne sahiptir.
Hava savunması komplike ve katmanlı yapıdadır. Öyle birkaç füze ile oluşan bir sistem değildir. İsrail kendi hava savunma sistemlerini komşuları mışıl mışıl uyurken kurmuştur, adı da ‘demir kubbe’dir. Türkiye de buna nazire yaparak kendi hava savunma sisteminin adını ‘çelik kubbe’ olarak koymuştur. Fakat çelik kubbe tam olarak faaliyete geçmemiştir – ki yüksek irtifa hava savunma füzeleri ya geliştirme ya da test aşamasındadır.
Dediğimiz gibi hava savunma sistemleri çok girift ve çok katmanlıdır. 5 km yakınlıktan başlar, 500-600 km uzaklığa ve ona mukabil yüksekliklere uzanır. Türkiye şu an Sungur, Korkut gibi alçak irtifa hava savunma sistemlerine sahiptir. Hisar- O ve Hisar -A gibi orta irtifa hava savunma sistemleri de mevcuttur ki bunlar ortalama 200 km menzile ulaşır. Siper sistemleri yani uzun menzilli ve yüksek irtifa hava savunma sistemleri henüz tam istenen aşamada değildir. Bu noktada Rusya’dan aldığımız S 400 hava savunma füzelerinin önemi, daha net olarak ortaya çıkıyor.
ABD’nin, dolayısıyla İsrail’in, bunları almamızı niçin istemediğini bugünlerde görüyoruz. Biliyorsunuz ABD F-35’lerin alımını, S 400 şartına bağlamıştı ki halen “F-35 uçağı alacak iseniz S-400’leri elden çıkartmalısınız” demektedir. Anlaşılıyor ki ta başından beri İsrail’in güvenliğini düşünmüş ABD.
Elimizde Suriye sınırında konuşlu ve aktive olmuş S- 400’ler ve de bunun yanı sıra F-35 savaş uçaklarımız olsa idi, İsrail Suriye’ye istediği an bu denli rahat dalamazdı. Basında yerli silah sanayiyle ilgili çok haberler çıkıyor. Bu, kimi zaman kafa karışıklığına yol açıyor. Bizim savunma sanayi silahlarının çoğu envantere girmiş değildir. Siper yüksek irtifa hava savunma sistemi tam istenilen aşamada değildir. Kaan milli muharip uçak, Kızılelma jet Siha, Anka-3 jet Siha, tüm bunların tam manasıyla hizmete alınması için en az beş yıla ihtiyaç duyuluyor.
Türkiye ne yapıp etmeli, S- 400’leri elden çıkartmamalıdır. Hava gücünü ve hava savunma sistemlerini acilen tahkim etmelidir. Gerekirse silahlanma konusunda milli seferberlik ve yardım kampanyaları başlatılmalıdır.