
TBMM’de konuşan Murat Emir, Üsküdar Belediyesi’nde 5 Eylül’de yenilenecek başkanvekilliği seçimi öncesi baskı yapıldığını öne sürdü.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında Üsküdar Belediyesi’nde yaşanan sürece ve belediye meclis üyelerine yönelik işlemlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Murat Emir, sürecin adım adım planlandığını ifade etti.
Emir’in açıklamalarının satır başları şöyle:
“31 Mart darbe sürecinden sonra yaşananların en tipik ve en kirli, halk iradesine çökmek üzere, belediye başkanlığı makamına çökmek üzere nelerin göze alınabileceğini apaçık ortaya koyan, Üsküdar Belediyesinde yapılan yol-usulsüzlükleri, baskıyı ve belediye başkanlığı koltuğunu ele geçirmek üzere ortaya konan kirli senaryoyu sizlerle paylaşacağım.
“Sayın Sinem Dedetaş gözaltına alındı ve dört gün sonra da tutuklandı.”
Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi daha önce Üsküdar Belediyesine 7 Nisan tarihinde bir operasyon yapıldı, tutuklamalar yapıldı ve sonrasında da Sinem Dedetaş’ın da tutuklanacağına dönük dedikodular yayılmaya başladı. Sonrasında 29 Temmuz’da yine bir sabah operasyonu ile belediye başkanımız Sayın Sinem Dedetaş gözaltına alındı ve dört gün sonra da tutuklandı.
Burada asıl niyetin tutuklama ile belediye başkanımızı cezaevine koyduktan sonra belediyeye çökmek, Üsküdar Belediyesi’ni ele geçirmek olduğunu çok iyi biliyorduk. Bunu söylemiştik. Bunun bir temizlik operasyonu olamayacağını, Sinem Dedetaş’ın veremeyeceği hiçbir hesap olmayacağını, tutuksuz yargılanmanın asıl olması gerektiğini ifade etmiştik. Ama asıl dertlerinin Üsküdar Belediyesini ele geçirmek, Üsküdarlı’nın vermediğini, sandıkta alamadıklarını polis zoruyla, savcılarla, hakimlerle, baskıyla, AKP’nin siyasi gücüyle, hatta birilerinin maddi gücüyle almaya çalışacaklarını söylemiştik. Nitekim son derece kirli, son derece karanlık, hukuksuz, haksız bir senaryoyu gündeme soktular.
“Baskılar yapıldığını, telkinler yapıldığını, kimi tehditlerde bulunulduğunu, kimi önerilerde bulunulduğunu ve sonuçta belediye meclis üyelerinin oylarının etkilenmeye çalışıldığını biz biliyoruz”
5 Ağustos tarihinde başkan vekili seçimi yapıldı. Bizim 27 belediye meclis üyemiz vardı ve bu seçimi rahatlıkla kazanabileceğimiz herkesin bildiği bir gerçekti. Ve sonrasında bizim adayımız ilk turda 26 – 26 oy almış olmasına rağmen, dördüncü tura gelindiğinde ancak 22 oy alabildi. Bu turlar sırasında 26 oyun 22 oya nasıl düştüğüne baktığımızda, orada belediye meclis üyelerimize baskılar yapıldığını, telkinler yapıldığını, kimi tehditlerde bulunulduğunu, kimi önerilerde bulunulduğunu ve sonuçta belediye meclis üyelerinin oylarının etkilenmeye çalışıldığını biz biliyoruz.
Yapılan görüşmelerde; birebir yapılan görüşmelerde ve toplu olarak yapılan görüşmelerde belediye meclis üyeleri kimi zaman valiliğin etkisiyle, bazen hakim evinde veya başka yerlerde, başka kanallarla kimi önerilerde, tekliflerde, tehditlerde bulunulduğunu ifade ettiler. Ve değerli arkadaşlar, takdir edileceği gibi 27 belediye meclis üyemiz var; dördüncü turda aldığımız oy 22. AKP’nin oyları artıyor, dört oy fazladan AKP adayına gitmiş ve bu hayatın olağan akışına uygun değil. Burada iddialar var, herkesin içerisinde söylenmiş sözler var ve açıklığa kavuşturulması gereken kimi hususlar var.
“Senin oğlunu getirtiriz, yeter ki AKP lehine oy kullan.”
Belediye meclis üyelerimizle toplantı yapılıyor, 40 kişinin huzurunda Ahmet Başbaydar isimli belediye meclis üyesi, oğlunun KCK üyeliği iddiasıyla hüküm giydiğini, 15 yıldır İngiltere’de olduğunu ve Adalet Bakanlığı’ndan birilerinin onu arayıp ‘Senin oğlunu getirtiriz, yeter ki AKP lehine oy kullan’ dendiğini ve bir sonraki oylamada da aynı şekilde oy vereceğini söylüyor. Ve bu iddiaların içerisinde Adalet Bakan Yardımcısı, daha önce Üsküdar’da da siyaset yapmış Sedat Ayyıldız’ın da adı geçiyor.
Bunlar vahim iddialardır. Bu iddiaların üzerine gidilmelidir. Başta Sayın Bakan Yardımcısı olmak üzere kimse bu iddiaların üstüne yatamaz!
Bir başka meclis üyemiz Hüseyin Kazan oğlunun daha oylamadan bir hafta önce şartlı tahliye ile cezaevinden tahliye edildiğini öğreniyoruz. Ve burada da yine siyasi etkilerle belediye meclis üyesinin oyunu etkilemek üzere, elde etmek üzere bir tahliye olduğuna dönük kaygılarımız var, şüphelerimiz var.
Dolayısıyla değerli arkadaşlar; para teklif edilenler, tehdit edilenler, tahliye edilenler, ‘senin oğlunu getirtiriz’ diyenlerle birlikte o seçime her, o seçimi kazanmak için her şey yapılmıştır. Her türlü baskı yapılmıştır. Her türlü kirli senaryo gündeme getirilmiştir. Bütün bunlara rağmen yine CHP adayı Sibel Tan Çetinkaya başkan vekilliği seçimini kazanmıştır.
“Hem İdare Mahkemesine seçimin iptal edilmesi için hem de Savcılığa iki ayrı başvuruda bulunuyorlar”
Ancak karar verilmiş. Tüm Türkiye’de olduğu gibi, yapılan belediye operasyonlarında olduğu gibi operasyonun asıl amacı halkın iradesini yok saymak, asıl amacı belediye başkanlığı makamına çökmek, o kentin rantını yemek olduğu için AKP yine boş durmamış. Bu kez, yeni bir oyun sahnelenmişti. Ve bu kez bir şikayette bulunuyorlar. Hem İdare Mahkemesine seçimin iptal edilmesi için hem de Savcılığa iki ayrı başvuruda bulunuyorlar. Diyorlar ki: ‘Bu seçimde usulsüzlük oldu, suç işlendi.’
Ve bunun üzerine Savcılık bizim belediye meclis üyelerimizi çağırıyor. İfadelerini alıyor. Onları baskı altına alıyor. Ve bu arada değerli arkadaşlar, İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Bizim yürütmeyi durdurma kararına itirazımız var. Ama bizim itirazımızı Bölge İdare Mahkemesi 2 Eylül’de reddediyor. Yani 2 Eylül’de artık yeni bir seçim yapma ihtiyacı oluyor.
Ama ne gariptir ki 2 Eylül’de, yani daha o karar bir yerlerde hazırlanırken, verilirken, aynı zamanda tekrar bizim 22 oyla kazanmış olduğumuz seçimlerde yeni belediye meclis üyelerini, yeni oylamada tekrar baskı altına almak üzere tekrar gözaltılar gündeme geliyor.
AKP’nin siyaset yapması, belediye meclis üyelerini organize etmesi, onlara kendisini anlatması, seçimlere saygı duyması vesaire hiç önemli değil. Bunlara ihtiyaçları yok. Hangi oylama yapılacaksa oy vereceklerin bir kısmını gözaltına alıyorlar, tutukluyorlar, soruşturuyorlar, ifadesini alıyorlar; ya gözaltında tutuyorlar ya da baskı altına alıyorlar.
Bakın, 2 Eylül sabahı, yani Valiliğin ‘5 Eylül’de seçim yapacağız’ dediği gün, yani İdare Mahkemesi’nin bizim başvuru kararını reddettiği gün Mithat Özdemir (belediye meclis üyesi) ve Amine Cansu Çelik gözaltına alınıyor. Şu anda Vatan Emniyetteler. Bu kişiler ayın 5’inde oy kullanacaklar güya. Ve bu kişilerin hâlâ ne zaman ifadelerinin alınacağını bilmiyoruz.
“Divan Başkanı Ali Aral’a da ‘İfadeye gel ama avukatsız gel’ diyorlar.”
Yine bu sabah bir operasyonla Ekrem Baki (yine o da belediye meclis üyesi), o da gözaltında. Ve bizim iki belediye meclis üyemiz, Nihat Doğan ve Ali Aral çağrılıyorlar başka dosyalardan ve ifadeleri alınıyor. Mesela Nihat Doğan’a çağırıyorlar, ifadesini alıyorlar, yolluyorlar. Divan Başkanı Ali Aral’a da ‘İfadeye gel ama avukatsız gel’ diyorlar.
Tekraren dikkatinize sunayım: 2 Eylül’de karar veriliyor, 5 Eylül’de seçim yapılacak. 5 Eylül’de bizim daha önce son aldığımız oy 22, onların aldığı oy 19. O 22’yi aşağı çekmek lazım. Üç belediye meclis üyesi şu anda gözaltında; iki, ikisi de başka dosyalardan çağrılmış, ifadeleri alınmış, yani baskı altına alınmış.
“Böylesine kirli, böylesine hukuksuz, böylesine vicdansız bir sürecin içerisindeyiz”
Şimdi 5 Eylül’de de bunlar seçim yapacaklarını iddia ediyorlar. Ve o gün seçim yapıp eğer başarabilirlerse diyecekler ki: ‘Nihayet demokrasi yerine geldi. İşte bakın biz Üsküdar halkının iradesini artık biz temsil edeceğiz.’ Böylesine kirli, böylesine hukuksuz, böylesine vicdansız bir sürecin içerisindeyiz.”
“Bütün bunların başında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğunu çok iyi biliyoruz.”
Murat Emir, açıklamasının son bölümünde operasyonların arkasındaki siyasi iradeye işaret ederek AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi ve sandık uyarısında bulundu:
“Bütün bunların başında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğunu çok iyi biliyoruz. Ve ben buradan Sayın Cumhurbaşkanı’na seslenmek istiyorum: Ey Erdoğan! Sen Üsküdar Belediye Başkanlığı’nı bu şekilde mi ele geçireceksin? Sen ki sandıktan çıkmakla övünüyorsun, sen ki onlarca seçim kazanmakla övünüyorsun. Üsküdar halkı kararını vermiş, Sinem Dedetaş’ı seçmiş ve seçilmiş belediye başkanı olarak da onurla, tertemiz bir belediye başkanlığı görevi yürütüyor.”