
Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği kapsamlı basın toplantısında ekonomi yönetimini, sermaye piyasalarındaki milyarlık usulsüzlük iddialarını ve yargıdaki çifte standart uygulamalarını hedef alarak açıklamalarda bulundu.
Sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmalara değinen Günaydın, Türkiye’nin en az 20 milyar dolarlık bir soygunla karşı karşıya olduğunu söyledi.
2.2 milyar liralık soruşturmadan muafiyet iddiası
Konuşmasına bir son dakika gelişmesiyle başlayan Günaydın, eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin Hazineye 2.2 milyar TL ödeyerek kendilerini adli süreçlerden kurtarmaya çalıştığını öne sürdü. SPK bülteninde Özata pay piyasası işlemlerine yönelik diğer isimlere etkin pişmanlık hakkı tanınırken Kaya ailesinin adının gizlendiğini belirten Günaydın, yasal sınır olan haksız edinim tutarının 2 katının (4.4 milyar TL) tahsil edilmediğini ve bu paranın fon mağdurlarına verilmek yerine Hazineye aktarılmasının haksızlık olduğunu savundu.
CİMER başvuruları ile ekonomik çaresizlik vurgusu
Ülkedeki geçim sıkıntısına dikkat çekmek için CİMER’e yapılan son başvurulardan örnekler okuyan Günaydın, 23 bin 500 TL maaş alıp 20 bin TL kira ödeyen bir emeklinin, kanser hastası annesine ilaç alamayan bir vatandaşın ve geçim darlığı çeken bir terörle mücadele gazisinin çaresizlik feryatlarını paylaşarak ekonomi yönetimini sert bir dille eleştirdi.
Gündoğdu gıda ve olağanüstü borsa yükselişi
Özata Denizcilik’in ardından Gündoğdu Gıda (Pusula Yatırımlar Holding AŞ) dosyasını açan Günaydın, şirketin kurucusu Kopuz ailesinin iktidar partisinin farklı kademelerindeki yöneticilerle akrabalık bağları olduğunu iddia etti. Şirketin Ağustos 2024’te 35 TL’den halka arz edildikten sonra, Şubat 2026’da tüm üretim faaliyetlerini durdurup personel sayısını ikiye indirmesine rağmen hisse değerinin yüzde 7636 oranında olağanüstü bir artışla 2 bin 707 TL’ye, piyasa değerinin ise 105 milyar liranın üzerine çıktığını belirterek SPK ve MASAK’ın bu durumu sessizce izlediğini öne sürdü.
THY’de maaş adaletsizliği ve 3.5 trilyonluk borsa kaybı
Türk Hava Yolları’nın (THY) yönetim yapısını eleştiren Günaydın, eski AKP Gençlik Kolları Başkanı Melih Şükrü Ecertaş’ın da içinde bulunduğu 103 THY yöneticisinin aylık maliyetinin 115 milyon TL olduğunu iddia etti. Bu yüksek maaşlara rağmen pilot ve kabin memurlarının ücretlerinin düşürülmek istenmesine tepki gösterdi. Piyasaların toplamda 3.5 trilyon lira değer kaybına uğradığını söyleyen Günaydın, mevcut fon skandalının 1982’deki Banker Kastelli krizinin 6 katı büyüklüğünde olduğunu belirtti.
“Kritik bürokrasi ve akademisyenler tutuklu”
Borsa İstanbul yönetiminde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve DDK Başkanı Salih Tanrıkulu gibi isimlerin bulunmasının denetimi engellediğini savunan Günaydın; imza yetkilisi eski Merkez Bankası başkan yardımcıları Erkan Kilimci ve Emrah Şener’in, MKK yöneticisi Emre Tezmen’in, eski büyükelçi Kerem Alkin’in ve rektör Emre Alkin’in şu an tutuklu olduğunu öne sürerek atamalarda liyakat yerine sadakatin gözetildiğini iddia etti.
Ömer Çelik’e yanıt ve MHK operasyonu değerlendirmesi
AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in muhalefeti suçlayan açıklamalarını “laf cambazlığı” olarak nitelendiren Günaydın, iktidarın SPK ve BDDK’nın sorumluluklarının üzerini kapattığını söyledi. Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı’nın gözaltına alınmasını da değerlendiren Günaydın, bu operasyonun zamanlamasının manidar olduğunu ve borsadaki büyük skandalları örtbas etmek için futbol üzerinden gündem değiştirilmeye çalışıldığını savunarak taraftarları bu oyuna gelmemeye davet etti.
TBMM araştırma komisyonu teklifine rest
Muhalefet partilerinin borsa krizine karşı Meclis’te ortak bir araştırma komisyonu kurulması önerilerine değinen Günaydın, “Bu işi yapan foncularla ortak bir komisyondan çözüm çıkacağına inanmıyorum. YENİ Parti o komisyonda iktidarla yan yana gelerek bu işe ortak bir görüntü vermez” diyerek bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.