Değişen Dünyada Değişmeden Kalmak
Hayatın en belirgin özelliği belki de öngörülememesi. Sabah yaptığımız bir plan akşama bozulabiliyor; doğru bildiğimiz bir düşünce, yeni bir bilgiyle başka bir anlam kazanabiliyor. İnsan bazen yıllarca aynı yolda yürüdüğünü sanıyor, sonra küçücük bir olay bütün yön duygusunu değiştirebiliyor. Frédéric Lenoir’in “Öngörülemeyen Bir Dünyada Yaşamak” kitabını okurken en çok bunu düşündüm: Hayatı bütünüyle kontrol etmek mümkün değil, ama onun karşısında nasıl duracağımız biraz da bize bağlı.
Ben düşüncelerin taşlaşmaması gerektiğine inanırım. Bir insanın bugün söylediği her şeyi on yıl sonra da aynı biçimde söylemesi bana her zaman tutarlılık gibi gelmez. Çünkü dünya değişiyor, bilim gelişiyor, insanlar yeni şeyler öğreniyor. Yaşadıklarımız bizi dönüştürüyor. Yer değişiyor, zaman değişiyor, koşullar değişiyor. Bütün bunların içinde düşüncelerimizin hiç değişmemesini beklemek, belki de yaşamın kendisine direnmek olur.
Ama burada önemli bir ayrım var. Düşüncenin değişmesiyle insanın temel duruşunun değişmesi aynı şey değil.
Bir konuda yanıldığımı fark ettiğimde fikrimi değiştirebilirim. Dün doğru sandığım bir bilgiyi bugün sorgulayabilirim. Bir insana, bir olaya ya da hayata bakışımı yeniden gözden geçirebilirim. Bunu döneklik olarak görmem. Tam tersine, insanın kendisini yenileyebilmesinin doğal sonucu sayarım.
Değişmesini istemediğim başka şeyler var: dürüstlüğüm, vicdanım, insana bakışım, haksızlık karşısındaki rahatsızlığım, sevgiden yana duruşum… Bunlar benim için düşünceden çok bir yön duygusu. Yol değişebilir ama pusulanın kuzeyi aynı kalabilir.
Belki insan yaş aldıkça bunu daha iyi anlıyor. Gençken hayatın uzun bir düz çizgi olduğunu sanabiliyoruz. Sonra kayıplar, ayrılıklar, sevinçler, beklenmedik karşılaşmalar çıkıyor karşımıza. Hayatın cetvelle çizilmediğini öğreniyoruz. Bazı kapılar kapanıyor, hiç düşünmediğimiz başka kapılar açılıyor.
Lenoir’in kitabında da beni etkileyen düşünce bu oldu: Değişime uyum sağlamak teslim olmak değildir. Bazen en güçlü ağaç, hiç eğilmeyen değil, rüzgârla birlikte biraz eğilip yeniden doğrulabilendir.
Ben artık yaşamı biraz böyle görüyorum. Her şeyi önceden bilmek zorunda değilim. Her konuda son sözü söylemek de istemiyorum. Yeni bir bilgi geldiğinde eski düşüncemi yeniden tartabilirim. Hayat bana başka bir şey gösterdiğinde ona bakabilirim.
Çünkü insanın fikri değişebilir.
Yolu değişebilir.
Hatta bazen bütün hayatının yönü değişebilir.
Ama insan bütün bu değişimin içinde vicdanını, dürüstlüğünü ve kendisine yakışan duruşu koruyabiliyorsa, belki de asıl değişmeden kalan odur.