Ömür ve Hayat
“Çok fazla bilen insan, hiçbir yere ait olamaz. Bu, farkındalığın lanetidir”
Ömür ve hayatın farklı şeyler olduğunu 60 yaşımda öğrendim. Yaşam uzmanı ünlü hekimimize göre, ömür bize doğuştan verilen süredir. Bu da insanlarda ortalama 120 yıldır. Fakat insan yaşam biçiminden doğan hatalar nedeniyle ya da türlü imkânsızlıklardan dolayı, verilen ömürden daha az yaşar.
Ayrıca bir de hastalıksız kaliteli yaşamak vardır. Ömrünüz diyelim 80 yıl ama o zaman diliminde nasıl bir hayat yaşadınız? Hayat, sağlıklı ve tat alarak yaşanan süredir. İnsan 80 yıl yaşadı diyelim ama bunun son 20 yılı hastalıklarla, hastanelerde geçtiyse, demek ki 60 yıl hayatınız vardı. Gerideki hastalıklı yaşama ömür sürmek deniyormuş ve hayat yaşadı sayılmıyormuş.
Türkiye’de ortalama ömür, kadınlarda 80, erkeklerde 78 imiş. Fakat bunun hastalıksız ortalaması 57 yıl imiş. ABD’de de ortalama ömür Türkiye ile aynı olmakla beraber, hastalıksız süre ortalaması orada 64 imiş. Yani nedir? Her yaşanan ömür, hayat sayılmıyormuş. İnsan ömrüne kaç hayat sığdırır ki?
Hani ömür içinde çeşitli dönemler vardır. Eğitim dönemi, bekârlık dönemi, evlilik dönemi, iş hayatı, inişler-çıkışlar bir döngüdür sürer… Ayrıca sağlıklı yaşanan kısımlar, sağlıksız yaşanan kısımlar vardır. Misal tütün, alkol alınan dönem farklıdır. Spor yaparak, kötü alışkanlıklardan uzak durarak geçen süre farklıdır.
Neymiş efendim, ömür bizlere bahşedilen veya genetik aktarım yoluyla geçen bir zaman sayacı. Hayat ise dolu dolu sağlıklı ve bilinçli geçen dönem. Kariyer yapılan, hayat planlamasına uygun geçen. Hayat planlanabilir mi o da ayrı bir soru. Hayatın yüzlerce tarifinden biri de “sen planlar yaparken, başına gelenlerdir hayat” derler.
Bana göre de hayat planlanamaz. Fakat başarılı insanlar size genellikle hayatlarını nasıl planladıklarını ve nasıl başarılı olduklarından dem vuracaklardır. Ben inanıyorum ki onlar hava atmak adına böyle söylerler. Çoğu tesadüfleri ve şansı kendi başarısı gibi anlatır.
İyi bir ömür sürmek ve hayat yaşamaktan ne anlarız? Burada herkes kendi bünyesine ve karakterine göre bir şey anlar – ki çoğu için bu, iyi bir kariyer ve paradır. Onun ötesinde ne var ki? Aslında idrak edebilen ve ibret alabilen için çok şeyler vardır ama işte idrak etmek ve ibret almak herkese göre değildir.
Sağlıklı, huzurlu bir hayat herkese nasip olmaz. Sağlıklı, huzurlu hayat, piyangodan ikramiye vurmak gibidir. Etrafıma baktığımda insanlar tatminsiz ve arayış içinde. Kimse elindekilerin farkında değil. Hep sahip olamadıklarının peşinde. Derler ya hani “elin tavuğu, ele kaz görünürmüş”. Bu da yorar, sağlık problemleri yapar, mutsuz kılar.
Huzurlu, dingin bir hayat, insanın kendi ellerindedir. Başka yerlerde aramak nafile bir çabadır. Sonuçta tatminkâr ve sağlıklı yaşamanın bir sırrı ve reçetesi yoktur. Herkes kendi deneyimini yaşar.
Yazımı Hasret Gültekin’e ait türkü sözlerinin iki kıtası ile bitirmek istiyorum. Yazının sonunda türküyü dinlemenizi tavsiye ederim.
Bir insan ömrünü neye vermeli
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalan da bir yürüyen de bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yüreğin ürperir kapı çalınsa
Esmeyen yelinden hile sezerler
Künyeler kazınır demir sandıkta
Tükenip gidiyor ömür dediğin