Battal Gazi’nin Ketayûn’la Macerası Mersin’de Mi Yaşandı?

Battal Gazi efsanesinde geçen denizdeki kale Mersin Kızkalesi’ni anlatıyor gibidir. (Fotoğraf: Wikipedia)

Günümüzde Bizans Kayseri’nin kız kardeşi Ketayûn’un yaşadığı kalenin ve Battal Gazi’nin atıldığı cehennem çukurunun nerede olduğu bilinmemektedir. Bu konuyu araştırdığımızda bu bölgenin Mersin ilinde yer alan Kızkalesi ve Cennet-Cehennem çukurları olma ihtimalini destekleyen çok sayıda veri karşımıza çıkmaktadır.

Battal Gazi Destanı Kitabının 248 Ve 249. Sayfasındaki Kale-İ Kevakip İle İlgili Bölüm

Adn-ı Banu, eşi Mehpeyruz’un ölümüne üzülen Battal Gazi’ye; “Ey âlemin sultanı hiç üzülme. Mehpeyruz’un bir kız kardeşi var. Adına Ketayûn derler. Dünyada bir benzeri daha yoktur. Onu ikna edip size eş yapalım… Kale-i Kevakip derler, deniz içindedir. Kayser sizin korkunuzdan Ketayûn’u oraya iletip koydu. Bin kişi de bekçi koydu. Ketayûn’u onlar beklerler.” dedi.

Seyit Hazret (Battal Gazi); “Ya Adn-ı Banu şimdi sen beni oraya iletir misin?” dedi… Hemen atlara binip yola çıktılar, deniz kenarına geldiler. Orada bir harap kale var idi. Atlarını orada bıraktılar. Bir kayık bulup bindiler ve denizdeki kaleye eriştiler… Ketayûn’u kaçırıp Battal Gazi ile evliliğe ikna etmeye çalıştılar…

İlgili metinde Ketayun’un, denizdeki bir kalede yaşadığı ve bu kaleye Kale-i Kevakip dendiği bahsi geçmektedir. Denizdeki bu kalenin haricinde bir de kıyıda kale olduğundan bahsedilmektedir. Tıpkı Mersin’in Erdemli ilçesinde bulunan Kızkalesi ve kıyıdaki Korykos Kalesi gibi… Mersin’de bulunan bu iki kale ve birbirlerine olan konumları, destandaki kaleler ve konumları ile uyuşmaktadır.

Kızkalesi Efsanesi

Korykos kralı, bir çocuğunun olması için sürekli dua edermiş. Sonunda dileği kabul olmuş ve bir kızı olmuş. Kralın kızı büyüdükçe güzelleşmiş. Ününü duyan krallar, prensler onunla evlenmek istemiş.

Bir gün Korykos kentine bir kâhin kral tarafından saraya davet edilmiş. Kâhin kralın kızını görünce birden irkilmiş. Kral kâhine ne olduğunu sorarak söylemeye zorlayınca, “Kızınızı bir yılan sokacak ve ölecek. Bu yazgıyı kimse bozamayacak ve engel olamayacaksınız” diye yanıtlamış.

Kral bunun üzerine Korykos Kalesi’nin karşısında kıyıya yakın küçük adacığa bir kale yaptırmış. Yanına hizmetçiler vererek kızını bu kaleye kapatmış. Kızın canı bir gün üzümü çekince saraydan gönderilen sepet içinden bulunan bir yılan çıkarak onu sokmuş ve kız da kısa bir süre sonra ölmüş…

Kızkalesi’nin efsanesi, İstanbul’daki “Kız Kulesi”nin efsanesiyle aynıdır. Belki de Kız Kulesi’nin efsanesinden esinlenilerek bu hikâye Mersin’deki “Kızkalesi”ne de yakıştırılmıştır. Battal Gazi’nin Ketayûn’u kaçırdığı kalenin İstanbul’daki Kız Kulesi olduğu düşünülerek, destandaki bu hikâye de “Kız Kulesi efsanelerine eklenmiştir. Ancak; Kız Kulesi’ne 1.000 asker sığmayacağı için, Ketayûn’un yaşadığı kalenin Mersin’deki Kızkalesi olma ihtimali daha yüksektir.

Ketayûn, Bizans Kayseri’nin (Bizans İmparatoru III. Leon’un) kızıdır. III. Leon’un; Kosmo, İrini, Anna adında üç kızı ve Konstantinos adında bir oğlu vardır. III. Leon’un kızı Kosmo’nun adı Battal Gazi destanında Ketayûn olarak geçmektedir.

Ketayûn’un yaşadığı deniz içerisinde inşa edilmiş olan kalenin ismi destanda “Kale-i Kevakip” olarak geçmektedir. “Kevakip” Osmanlıcada yıldızlar, gezegenler evren/kozmos anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Kale-i Kevakip, KOSMO’NUN (yani Ketayûn’un) KALESİ anlamına geliyor.

Ayrıca; Ketayûn’un (Kosmo’nun) babası III. Leon, İSAURA hanedanlığı soyundan gelmektedir… İsaura antik kenti, Toros Dağı’nda, günümüzde Zengibar Kalesi’nin bulunduğu bölgede kurulmuştur. Fakat hanedanlığın hükmettiği alanın nereye kadar yayıldığı bilinmemektedir. Mersin’in Erdemli ilçesinde yer alan “Kızkalesi”nin bu hanedanlığın sınırları içerisinde yer alıyor olması ihtimaller arasındadır.

İsaura antik kentinin hanedanları zaman içerisinde Bizans İmparatoru olarak varlıklarını sürdürmüştür. III. Leon da bunlardan birisidir ve onun ölümünden sonra Bizans tahtına oğlu V. Konstantinos geçmiştir. Bu nedenle, V. Konstantinos Bizans kayserliği yaparken kız kardeşi Kosmo da İsaura ve Kızkalesi bölgesini yönetmiş olabilir.

Battal Gazi Destanı Kitabının 252. Sayfasındaki Turunç Meyvesi İle İlgili Bölüm

Adn-ı Banu ve Bedrun dışarı çıktılar. Battal Gazi, Ketayûn ile içerde kaldı. Ketayûn yalnız kalınca eşyaları arasından bir Turunç çıkardı ve getirip Seyid’’e (Battal Gazi’ye) verdi. “Her ne zaman acıkırsan veyahut susarsan bu mübareği burnuna tut.” dedi… Turunca tılsım ile okunmuş idi. Seyid Battal alıp koklayınca aklı başından gitti ve bayıldı… Ketayûn kaçtı… Daha sonra askerleriyle gelip Battal Gazi’yi esir aldı…”

İlgili metinde; Ketayûn, kendisini kaçıran Battal Gazi’yi kandırarak “tılsımla okunmuş, büyülü bir turunç” koklattığı bahsi geçiyor… Turunç, Akdeniz bölgesinde yetişen (Turunçgillerden) bir ağaç türüdür. Turuncun efsanede geçmesi, olayların yaşandığı bölgenin Akdeniz sahili olma ihtimalini desteklemektedir.

Battal Gazi Destanı Kitabının 255 ve 256. Sayfasındaki Cehennem Çukuru ve Erces Dağı İle İlgili Bölüm

Turunç Battal Gazi’yi bayıltınca onu bağladılar. Götürüp Bizans Kayseri’ne teslim ettiler.  Kayser, Battal Gazi’nin boynunun vurulmasını emretti… Kayser’in veziri Yemliha, kaysere hitaben; “Daha önce Battal Gazi’yi zehirlediler, ölmedi. Ateşe attılar ölmedi. Bu şimdi yine ölmez, tekrar karşımıza çıkar… Erces dağında bir çukur vardır. Adına cehennem çukuru derler. Battal’ı o çukura atalım… Ata’nın zamanında bunun gibi bir daha yeniden dirilmiş vardı. Çok kere öldürdüler, yine dirildi. Vardılar o kuyuya bıraktılar. Âlem onun fitnesinden kurtulmuş oldu… (Ata’nın zamanındaki dediği, muhtemelen Yunan mitolojisindeki konu olabilir.)

Yunan mitolojisinde Zeus’un Typhon’u Cehennem Çukuru’na hapsetmesi

Yunan Mitolojisine göre Zeus alevler kusan yüz başlı ejderhayı (Typhon’u) kavgada yendikten sonra onu Etna yanardağının altına sonsuza dek kapatmadan önce bir süre Cehennem Çukuru’nda hapseder.

İlgili metinde; Ketayûn’un esir aldığı Battal Gazi’nin, Erces Dağı’nda bulunan ve adına “Cehennem Çukuru” denen bir çukura atıldığından bahsediliyor… Mersin’in Erdemli ilçesinde (Kızkalesi sahiline 5 km. mesafede), “Cennet–Cehennem Çukurları” olarak bilinen iki obruk vardır. “Cennet çukuru”, içerisine merdivenle inilebilen bir yerdir ancak, yaklaşık 110 metre derinliğe sahip olan “Cehennem Çukuru”nda bu imkân yoktur.

Battal Gazi’nin atıldığı çukur, içinden çıkılması mümkün olmayan “Cehennem Çukuru” adı verilen obruk olmalıdır… Destanda bahsi geçen “Cehennem Çukuru”nun etrafında herhangi bir yerleşimden bahsedilmemektedir. Bu çukurun 18 km doğusunda bulunan Kanlı Divane ören yerinde bu çukurla aynı özelliğe sahip olan başka bir çukur daha vardır… Kanlı Divane’deki çukurun kenarında bir saray kalıntısı bulunduğu için, Battal Gazi Destanı’nda bahsi geçen çukurun Kanlı Divane’deki çukur olmadığı anlaşılmaktadır.

Mersin Kanlıdivane

Destandaki anlatıma göre Battal Gazinin atıldığı çukur “ERCES” dağındadır. Günümüzde Kızkalesi coğrafyasında Erces adında bir bölge bulunmamaktadır ancak, Korykos antik kentine Gorges de dendiği bilinmektedir. Herodot, bu kenti “Gorges” adında Kıbrıslı bir prensin kurduğunu yazar. Gorges adı, Battal Gazi destanında Erces olarak zikredilmiş olabilir.

Battal Gazi Destanı Kitabının 258, 259 Ve 260. Sayfalarındaki Şahmeran İle İlgili Bölümler

Battal Gazi, cehennem çukurunda yaşadıklarını şöyle anlatır; “Sonra gördüm ki bir ejderha çıkageldi. Arkasında bir küçük yılan vardı. Alaca başlıydı ve yeşil zümrüde benziyordu. Sağında ve solundaki yılanlar onu ortaya almışlar, geliyorlar… Yanıma gelip durdular. Ortalarındaki o yılan gelip izzetle ve ikramla bana selam verdi. “Hoş geldin Battal Gazi. Hiç üzülme… Daha nice acayip ve garip şeyler göreceksin… Benim adım Yemliha’dır. Lakabıma Şahmaran derler. Bu gördüklerin benim askerlerimdir.” dedi…

Yılanlar gittikten sonra büyük bir ejderhanın çukurdan yukarı çıkıp bir süre sonra geri indiğini gördüm. Yedi kere indi, çıktı. Sekizinci seferinde sıçrayıp kuyruğuna yapıştım ve bu sayede çukurdan dışarı çıkarak kurtuldum…”

İlgili metinde; Battal Gazi’nin “Cehennem Çukuru” içerisinde geçirdiği süreçte yaşadıkları anlatılmaktadır. Battal Gazi bu çukurun içerisinde Şahmeran ile karşılaşır… Şahmeran, Mersin’in Tarsus ilçesiyle ilişkilendirilen efsanevi bir varlıktır…

Destanda Şahmeran’dan bahsedilmesi ve Şahmeran’ın Tarsus’ta yaşıyor olduğuna inanılan bir halk hikâyesinin olması, destanda bahsi geçen kişilerin ve coğrafyanın gerçekte de var olması, destanda anlatılan hikâyenin gerçekte de yaşanmış olabileceğini düşündürmektedir.

Not: Bu makale Prof. Dr. Necati Demir ve Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem tarafından yazıan Battal Gazi Destanı kitabı referans alınarak hazırlanmıştır.

  • Bu yazı daha önce Eğitimde ve Kültürde Akademik Çalışmalar dergisinde yayınlanmıştır.

KAYNAKLAR

1. Ketayun’un kim olduğunu belirten kaynaklar

• YASEMİN YAYLALI, Şahnâme’de Annelerin Yeri ve Önemi, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 58, Haziran 2017, Sayfa: 67-86

• YÂHAKKÎ, Muhammed Ca‘fer, Ferheng-i Esâtîr ve Dâstânvârehâ der Edebiyyât-i Fârsî, Tahran, 1386 hş.

• FİRDEVSÎ, Şahnâme II (çev. Nimet Yıldırım), İstanbul, 2016.

2. Kevakip kelimesinin anlamı

• Kur’an-ı Kerim, Saffat suresi 6. ayet, (el kevakip: gezegen, sonsuzluk, yıldız, sonsuz tecelli)

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.