Çinli bir Komünist, Ölüme Yakın bir Deneyim Yaşadı ve Marksist Ateizmin Yalnış Olduğunu Anladı

Bayan Xue-Mei; Çin Komünist Partisinin aktif bir üyesiydi, Marksizm; zihninin derinliklerine kök salmıştı. Ölüme Yakın Deneyimleri Araştırma Vakfı (NDERF) web sitesinde yazdığı bir yazısında; “Ben tutucu bir ateisttim” yazıyor. Ancak, ölümün kıyısında yaşanan derin bir deneyim, “hayatımın anlamını ve tüm dünyanın etik yapısı hakkındaki bakış açılarımı tamamen değiştirdi” diyor.

Bayan Mei’nin kronik öksürüğü vardı ve sıklıkla antibiyotik tedavisi için bir sağlık kliniğine giderdi. Tedavilerden birinde, vücudu ilaç tedavisine olumsuz bir tepki verdi. Hastanede bir yatakta yatıyordu, damar yoluyla antibiyotik alıyordu. Birdenbire bir trenin raylar boyunca çıkardığı cırtlak ses gibi bir ses duydu.
Vücudu ilaca olumsuz bir tepki verdiğinde, bilinç kaybı yaşadı ve karanlık bir tünele girdiğini hissetti.

Vücudu ilaca olumsuz bir tepki verdiğinde, bilinç kaybı yaşadı ve karanlık bir tünele girdiğini hissetti.

 

“Karanlık bir tünele düşmüştüm ve öne doğru itiliyordum” diyor. “Son derece endişeliydim, kendime soruyordum ‘Bana ne oldu? Ben… [şu anda] iyi oldum ama nasıl oldu da her şey değişti?’ Durup geri dönmek istedim, ama kontrol edilemez bir şekilde ileriye doğru gidiyordum ve geri dönemedim. Bütün gücümle çığlık attım, ama sesim çıkmadı. Direnç göstermeye çalıştım, ama bütün çabalamam boşunaydı. Kendimi sonsuz bir dairesel yolda yuvarlanan, küçük bir zerre gibi algılıyorum.”

Eğer bu ölümse, hiç de umduğu gibi değildi.

Vücudundan ayrıldığını fark etti ve kendi kendine bunun ölüm olup olmadığını sordu. “Eğer öyleyse, daha önce inandığım gibi bir son değil.” diye düşündü. “Ben kaybolmadım, daha ziyade; fiziksel dünyadan izole edilmiştim. Acı hissetmedim. Uçuyordum.. bir tüy gibi havada kaldım ve çok rahat hissettim.”
Etrafındaki her şey, merhamet doluydu ve onu rahatlatıyordu. Şaşkınlığını  gidermek için telepatik olarak onunla iletişim kuruyorlardı. “Artık o uzun, karanlık tünelde değildim. … Parlak, sıcak ve saf bir dünyadaydım. Tamamen rahatladım, artık acı duymuyordum. Bunun yerini ebedi huzur ve mutluluk almıştı,” diyor.

Bütün dünyayı mikroskobik düzeyde farklı bir şekilde gördü.

(Rizenagard)

 

Bir nesnenin her molekülünün, o nesne ile aynı biçimde olduğunu gördü. Mikroskobik parçacıkların bütün dünyaları kapsayabileceğini gördü. Birçok farklı boyutun bir arada var olduğunu hissetti. Bu diğer alanı algılarken, fiziksel bedeninin çevresinde neler olduğunu da görebiliyordu – çağrı cihazının sinyalini ve kimin onu aradığını, doktorun diğerlerine tavsiyede bulunduğunu, hatta bir duvarın arkasında, içindeki askılarda iki elbise asılı olan bir dolap gördü.

Doktorun yaklaşımını gördüğünde, ona dikkat etmesi gerektiğini düşündü. Çünkü kendisini kurtarabilecek kişi oydu. Yaşamında yerine getirmesi gereken işler vardı. Küçük çocuğuna bakması gerekiyordu ve anne babasının kendisi için yas tutmasını istemiyordu.

“Ruhum aniden aşağı düştü, başımın döndüğünü hissettim. Sonunda bedenimle birleştim. Oturmak için gözlerimi açtığım zaman, durmadan kusmaya başladım.” diyor. Doktor kustuğu koyu renkli sıvının miktarını görünce şaşırmıştı. Bu, midesinin alabileceğinden çok fazlaydı. Bunun bir temizlik olduğunu hissetti.

Yaşadığı deneyim için minnettardı. Çünkü ölüm korkusu azalmış ve materyalist dünya anlayışı da değişmişti.

 

Yeni bilim sınırlarını keşfetmeye devam etmek için websitemizi ve Facebook’daki Epoch Times Türkiyesayfasını ziyaret edin!

Epoch Times, mevcut bilgilerimize meydan okuyan olaylar ve teoriler ile ilgili araştırmaları ve söylentileri araştırıyor. Biz, hayal gücümüzü canlandıracak ve yeni olanaklar yaratacak fikirleri araştırıyoruz. Facebook sayfamızdan, bazen tartışmalı da olabilen konular hakkında düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

 

Haberi yazan: Tara MacIsaac, Epoch Times

Çeviren: Hatice Atmaca, Epoch Times Türkiye