
Fransa ve Suudi Arabistan, Filistin devletini tanımak için Birleşmiş Milletler’de ortak girişim başlattı. İki ülke, 80. BM Genel Kurulu’ndan bir gün önce 22 Eylül’de New York’ta, gerçekleşen zirveye öncülük etti. Bu diplomatik hamleden önce, Kanada, Avustralya, İngiltere ve Portekiz de Filistin’i tanımıştı.
Liderler, iki devletli çözüm sürecine somut bir başlangıç yapmayı hedefliyor. Özellikle İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları, zirvede gündemin en önemli maddesi oldu. BM, zirvenin barış sürecine yeni bir ivme kazandırmasını beklediğini açıkladı. Bu çerçevede, ülkeler arasındaki diplomatik hareketlilik dikkat çekti.
BM Genel Kurulu’nun Odak Noktası Filistin Olacak
Filistin BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansour, “Filistin bu oturumun merkezinde olacak,” açıklamasını yaptı. 145’ten fazla ülke halihazırda Filistin’i devlet olarak tanıdı. Ancak İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri bu tanımaya sert şekilde karşı çıkıyor. İsrail, bu adımların müzakere sürecini zayıflattığını öne sürüyor.
İsrail’in BM Temsilcisi Danny Danon, Filistin’i devlet olarak tanıma kararlarını açık bir şekilde eleştirdi. Danon, “Tanımalar boş. Önce rehineler geri dönmeli, Hamas yenilmeli,” dedi. Ayrıca İsrail, sahadaki askeri faaliyetlerine devam edeceğini belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Filistin’i tanımayı desteklediğini güçlü ifadelerle vurguladı. Macron, Filistin devletinin şiddeti reddetmesi gerektiğini vurgulayarak “Bu bir barış yolculuğunun başlangıcıdır,” dedi. Ayrıca, Filistin’in eğitim sistemini yenilemesi gerektiğini belirtti. Fransa bu açıklamalarla iki taraflı barış anlayışını destekledi.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman da sürece destek vererek, Fransa ile birlikte hareket ettiklerini belirtti. Bu iş birliği, Arap ve Batılı ülkelerin ortak tavrını ortaya koydu. Dolayısıyla zirve, küresel düzeyde dikkat çekici bir dayanışmayı temsil etti.
Almanya ise daha temkinli bir yaklaşım sergiledi. Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, sürecin başlaması gerektiğini söyledi. Ancak, tanımanın son aşamada yapılması gerektiğini vurguladı. “Çözüm iki devlettir. Bunun başka yolu yok,” diyerek Almanya’nın politik tutumunu açıkladı.
ABD’den Uyarı: Tek Taraflı Tanımalar Barış Sürecini Tehlikeye Atıyor
ABD, doğrudan müzakerelere öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, tek taraflı tanımaların Hamas’ı cesaretlendirdiğini ve süreci olumsuz etkilediğini savundu.
12 Eylül’de BM, “New York Deklarasyonu” adlı önemli belgeyi kabul etti. Bu deklarasyon, iki devletli çözüm için net, zaman sınırlı ve bağlayıcı adımlar içeriyor. Ayrıca Hamas’ın silahsızlanması ve Gazze ile Batı Şeria’nın birleşmesi çağrısında bulunuyor. BM, Filistin’in toprak bütünlüğünü desteklediğini bir kez daha ortaya koydu.
İtalya da sürece katkı sundu; ancak bazı koşullar öne sürdü. İtalyan Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, “Hamas’tan arındırılmış bir Filistin olmalı,” dedi. Ayrıca, Gazze’de sivil halka yönelik insani yardımların süreceğini duyurdu. İtalya, süreci desteklese de güvenlik şartlarına dikkat çekti.
Zirvede ayrıca Gazze’ye insani yardım, sağlık tahliyeleri ve sivillerin korunması gündeme geldi. İsrail’in kara harekâtı, siviller üzerindeki etkisi nedeniyle birçok ülke tarafından eleştirildi. Bu bağlamda, uluslararası toplum sivillerin güvenliğini öncelik olarak belirledi.
Sonuç olarak zirve, Filistin devletinin tanınması yönünde güçlü bir adım attı. Birçok ülke, iki devletli çözüm sürecine destek verdi. BM, tarafları diyalog ve müzakereye çağırarak barış için diplomatik zemin oluşturdu.
Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.