Gücünden mi Mecburiyetinden mi

“Öküzün dünyası sürdüğü tarla kadardır”

Herkes ABD’nin son dönemdeki çıkışlarına bakıyor. Kimi korkuyor, kimi dehşete düşüyor. Öyleleri de var ki belli etmeseler de içten içe hayranlık duyuyorlar ABD’ye..

ABD’nin ölçüsüz ve tüm temayüllere aykırı tutumları, bilhassa başkan Trump’ın açıklamaları genellikle bir güç göstergesi olarak algılanıyor. Geçenlerde bir iş adamı arkadaşım, “ABD’nin ömrünü 50 yıl gibi değerlendiriyordum ama Venezuela operasyonundan sonra ABD, ömrünü 150 yıla uzattı” diye bir tespitte bulundu ki bu, benim hiç katılamadığım bir tespittir.

ABD’nin son tutumları bana, ‘elindeki son ciğere’ uzanılan kedi meselesini hatırlatıyor. ABD sadece gücünden dolayı saldırmıyor, mecbur kaldığı için can havliyle saldırıyor. Bu aynı zamanda bir geç kalınmışlık ve panik havasıdır. Elinde tuttuğu iplerin kaçtığı algısıdır.

ABD, dünyanın en borçlu ülkesidir. Demografisi nedeniyle problemlidir. Toplama bir halktır ABD. Ulus, aidiyet bilinci zayıftır. Konformisttir. Bağımlılık ve uyuşukluk, ırk ayrımcılığı, gelir dağılımındaki adaletsizlik, zayıf sosyal güvenlik ve sağlık sistemi, güçlü ideolojik ayrışma, eyaletler arasındaki dengesizliklikler ülke içinde büyük bir ayrışma riskine işaret ediyor.

Ülkeler ülke içindeki birliği konsolide etmeleri için ya iyi bir ekonomiye muhtaçtır ya da ortak düşmanlar yaratmak durumundadır. ABD’nin ekonomisi kötüdür bu durumda yeni zenginliklere ve çıkış yollarına ihtiyaç duymaktadır.

Çıkış yollarının başında ülkenin derli toplu bir gelir-gider tablosuna gereksinim vardır. ABD israfa son vermelidir. Bu amaçla 66 uluslararası kurumdan ayrılmıştır. Çünkü buralar para yutan üyeliklere sahiptir. Ardından gereksiz askerî harcamaları kısmalıdır. Başta NATO’da buna başlamıştır. Çoğu yerden asker çekmek istemektedir. Avrupa ve İsrail’in güvenliği için de para, enerji harcamak istememektedir.

ABD tez zamanda kendi güvenliğine ve ekonomisine odaklanmak zorundadır. Bunu hemen yanı başındaki ülkelerden başlayarak gerçekleştirmek istemektedir ki bu, tüm dünya jandarmalığından daha ucuzdur. Yanı başındaki zenginlikleri geçiş yollarını kontrol etmelidir. Çin ve Rusya’yı buralardan uzak tutmalıdır. Venezuela, Kolombiya, Grönland, Kanada, Meksika, Panama Kanalı, Küba ve öteki yakın ülkeler az maliyet ve zamanla başa çıkabilecek meselelerdir ABD’ye göre – ki zaten oralardan başlamıştır.

ABD buna mecburdur; yoksa Amerika kıtasını ve ülkesini tamamen elinden kaçıracaktır. Ülkesi ve yakınındakilerden başlamak zorundadır; bu bir mecburiyettir. Güçlü kalabilmesi için ülke güvenliğini, birliğini ekonomiyle tahkim etmek zorundadır. Bu bir zorunluluktur ABD için. Zira onlarca yıl dünyanın geri kalanında gücünü ve enerjisini boşa harcamıştır. Üretimi ve zenginliği diğer ülkelere kaptırmıştır. Rehavet duygusu pahalıya patlamıştır. Şimdi geçmişin hatalarını hızla telafi etme zamanıdır ve başka da bir seçeneği yoktur.

Kapitalizm krizlerden nasıl çıkar? Geçmişteki uygulamalara bakmak yeterlidir. Zenginliklere çökmek bunun en geçerli yoludur. Zenginliklere çökmek askeri güçle olur daha çok. ABD dünyanın en güçlü ordusuna sahiptir. Bunu kabullenmek gerekir. Askeri harcamalarına dünyada en çok para ayıran ülkedir. Trump hükümeti Savunma Bakanlığı’nın adını Savaş Bakanlığı olarak değiştirmiştir. Doğrudan savaşa girmesi de gerekmiyor ABD’nin askeri caydırıcılığını kullanması yeterli gelecektir çoğu durumda – ki şu an yapılan daha çok budur.

Yeni dünya düzeni herkesin kendi gemisini kurtardığı bir dünya düzenidir. Ülkeler öncelikle kendilerine yetebilmektedir. Sadece Avrupa’nın ve İsrail’in savunma mesuliyetinden kurtulması dâhi ABD için büyük bir tasarruf anlamına gelecektir – ki geç de olsa ABD bunu anlamış bulunuyor. ‘Önce Amerika’ mottosu ile yeni doktrin uygulamaya konmuştur.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.