Geçmişi Bilen Geleceği Bilir Mi?
Büyük İskender olarak bilinen Aleksandros’un babası II. Philippos çok temkinli bir Makedon kralıydı. Düşmanlarını askerleri ile korkutur ancak savaşarak düşmanlarını yok edeceğini bildiği halde askerlerinin yaşamlarını tehlikeye atmamak için kimi zaman bir düşman generalini, kimi zaman da abluka altına alınmış bir şehri satın almak için ağzına kadar dolu olan kasasını kullanmayı seçerdi.
Bir keresinde yanındakilere söylediği gibi, şehir duvarları altınla da kolaylıkla aşılabilirdi. II. Philippos’un sarayında verdiği dillere destan ziyafetler tamamen iktidar hırsından kaynaklanıyordu. Bu ziyafetlere gelen konuklar çoğunlukla hayati önem arz eden bilgilere sahip üst düzey yöneticilerdi. Ev sahibi Makedonya Kralı da şölen sırasında önce konuklarını tehdit ediyor, sonrasında muhteşem armağanlar vererek onları satın alıyor, gözlerini adamakıllı boyayarak işini şansa bırakmıyordu.
Bu yöntem pahalı ama kârlı bir yatırım olduğu kadar, ustaca yürütülen bir iktidar manevrasıydı.
II. Philippos dostlukları satın alabilir, siyasi ortaklıkları teşvik edebilirdi. Hatta asilere mali destek vererek ülkelerindeki yönetimi ele geçirmelerini de sağlayabilirdi.
Makedonya’nın siyaset kurumları bütünüyle gelişmemiş ve kanunlarla belirlenmemişti. II. Philippos, tek hükümdar olarak ülkeyi yönetiyor, her şey onun etrafında dönüyordu. Sikkelerde ülkenin değil kralın adı vardı. Kral, bağımsız devletlerle Makedonya adına değil kendi adına anlaşmalar imzalıyor, teamül ve geleneklerden yola çıkarak kararlar veriyordu. II. Philippos “Ben Devletim” mantığı ile devleti yönetiyordu.
II. Philippos için sağlamlaştırılmış bu güç politikasının muhtemelen en büyük dezavantajı, güvenebileceği ve kendi inisiyatifi ile orduyu komuta edebilecek generaller bulmakta zorlanmasıydı. Zira böyle bir generalin komutası altındaki askerin, soyut bir devlet anlayışına değil sadakat gösterdiği komutana itaat edeceğini çok iyi biliyordu.
Bu hikâyenin sonunda ne oldu biliyor musunuz? Hikaye uzun ama özeti şu: II.Philippos, karısı Olympias ve oğlu Aleksandros’un hazırladıkları bir komplo sonucu suikasta kurban gider. Sahneye The Great Aleksandros (Büyük İskender) çıkar.
2400 yıl önce II. Philippos karısı ve oğlunun ihanetini akıl edememişti. İhanetin sadece ve sadece dost diye bildiklerinden geleceğini göz ardı etmişti. Ben size tarihten bir sayfa yazdım. Geçen zaman içinde dünya ne kadar değişti, gelecekte ne kadar değişecek bir fikriniz, bir hayaliniz var mı?
Prof. Dr. Aziz Sancar’dan şu önemli hatırlatmaya kulak verin: “Gençler, sakın kişiliğinizi satıp, şunun bunun sayesinde bir yerlere gelmeye çalışmayın. Saye gölge demektir. Gölgeye girenin gölgesi olmaz.”