Lozan Barış Antlaşması’nın 103. Yıl Dönümü

24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Sulh Muâhedenâmesi (Lozan Barış Antlaşması) imzalandı. (Fotoğraf: İsmet İnönü Vakfı)
24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Sulh Muâhedenâmesi (Lozan Barış Antlaşması) imzalandı. (Fotoğraf: İsmet İnönü Vakfı)

24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması (Lozan Sulh Muâhedenâmesi) imzalandı. Lozan Barış Konferansı’nda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Edirne Mebusu İsmet İnönü, Sağlık Bakanı Sinop Mebusu Dr. Rıza Nur ve Trabzon Mebusu Hasan Saka temsil etmişlerdir. 1922-1923 yıllarında Lozan Barış Konferansı’nda müzakere edilen ve 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan şehrindeki Beau-Rivage Palace’de imzalanan bir barış antlaşmasıdır. Lozan Barış Antlaşması aynı zamanda bir kurucu belgedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgesi kabul edilen Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının üzerinden 103 yıl geçti. Ankara hükümeti ve o dönem “Düvel-i Muazzama” olarak bilinen büyük devletler arasında yapılan müzakerelerde, Boğazlar üzerinde egemenlik ve Musul’un durumu gibi neticelendirilemeyen meseleler de oldu.

Antlaşma, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında ortaya çıkan çatışmaları resmen sona erdirdi. İmzacı taraflar arasında Britanya İmparatorluğu, Fransız Cumhuriyeti, İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yunanistan Krallığı, Yugoslavya Krallığı ve Romanya Krallığı yer aldı. Antlaşmanın orijinal metinleri İngilizce ve Fransızca olarak hazırlandı.

Lozan Antlaşması, Osmanlı topraklarını bölmeyi öngören ancak yürürlüğe girmeyen Sevr Antlaşması’nın ardından yapılan ikinci ve kesin barış düzenlemesi oldu. Sevr Antlaşması, Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Türk Millî Hareketi tarafından reddedildi. Yunanistan’ın Türk Kurtuluş Savaşı’ndaki yenilgisinden sonra Türk kuvvetleri İzmir’i geri aldı. Bunun ardından Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve bu süreç, Lozan Barış Konferansı’nın yolunu açtı. Türk-Yunan nüfus mübadelesi ise Lozan’da imzalanan ayrı bir sözleşmeyle düzenlendi. Türk Boğazları’nın statüsü de antlaşmada ele alındı ve barış döneminde geçiş esasları belirlendi.

(Fotoğraf: İsmet İnönü Vakfı)

Mustafa Kemal Atatürk İsmet Paşa’nın katılmasını uygun görmüştür. Mustafa Kemal Paşa Mudanya görüşmelerine de katılan İsmet Paşa’nın Lozan’a baş temsilci olarak gönderilmesini uygun buldu.
İsmet Paşa Dışişleri Bakanlığına getirildi ve çalışmalar hızlandırıldı. İtilaf Devletleri Lozan’a TBMM Hükümeti üzerinde baskı kurmak için İstanbul Hükümeti’ni de davet ettiler. Bu duruma tepki gösteren TBMM Hükümeti, 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırdı.

TBMM Hükümeti Lozan Konferansı’na katılarak Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmeyi, Türkiye’de bir Ermeni devletinin kurulmasını engellemeyi, kapitülasyonları kaldırmayı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunları (Batı Trakya, Ege adaları, nüfus değişimi, savaş tazminatı) çözmeyi ve Türkiye ile Avrupa devletleri arasındaki sorunları (ekonomik, siyasal, hukuksal) çözmeyi amaçlamış, Ermeni yurdu ve kapitülasyonlar hakkında anlaşma sağlanamazsa görüşmeleri kesme kararı almıştır.

(Fotoğraf: İsmet İnönü Vakfı)

20 Kasım 1922’de Lozan görüşmeleri başlamış; Osmanlı borçları, Türk-Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar üzerinde uzun görüşmeler yapılmıştır. Ancak kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul’un boşaltılması ve Musul konularında anlaşma sağlanamamıştır.

Temel konularda tarafların tavize yanaşmaması ve önemli görüş ayrılıkları çıkması üzerine 4 Şubat 1923’te görüşmelerin kesilmesi savaş ihtimalini yeniden gündeme getirmiştir. Başkomutan Müşîr Mustafa Kemal Paşa Türk Ordusu’na savaş hazırlıklarının başlamasını emretmiştir. Sovyetler Birliği eğer tekrar savaş çıkarsa bu sefer Türkiye’nin yanında savaşa gireceğini duyurmuştur. Haim Nahum Efendi öncülüğündeki azınlık temsilcileri de Türkiye’yi destekleyerek arabulucu olmuşlardır. Yeni bir savaşı ve kendi kamuoyunun tepkisini göze alamayan İtilaf Devletleri barış görüşmelerini tekrar başlatmak için Türkiye’yi tekrar Lozan’a çağırmıştır.

Taraflar arasında karşılıklı verilen tavizler ile görüşmeler 23 Nisan 1923’te tekrar başlamış, 23 Nisan’da başlayan görüşmeler 24 Temmuz 1923’e kadar devam etmiş ve bu süreç Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması ile sonuçlanmıştır. Taraf ülkelerin temsilcileri arasında imzalanan anlaşma, uluslararası anlaşmaların ülke meclislerince onaylanmasını gerektiren yasalar gereğince taraf ülkelerin meclislerinde görüşülmüş ve Türkiye tarafından 23 Ağustos 1923’te, Yunanistan tarafından 25 Ağustos 1923’te, İtalya tarafından 12 Mart 1924’te, Japonya tarafından 15 Mayıs 1924’te imzalanmıştır. Birleşik Krallık’ın anlaşmayı onaylaması ise 16 Temmuz 1924 tarihinde olmuştur. Anlaşma, tüm tarafların onayladığına dair belgeler resmi olarak Paris’e iletildikten sonra, 6 Ağustos 1924 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Lozan Barış Antlaşması’nın en temel sonucu, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığının ve ulusal sınırlarının (Misak-ı Milli) uluslararası alanda resmen tanınması, Sevr Antlaşması’nın tarihe gömülmesi ve kapitülasyonların tamamen kaldırılarak ekonomik egemenliğin sağlanmasıdır.

Lozan barış görüşmeleri. (Fotoğraf: İsmet İnönü Vakfı)
Lozan barış görüşmeleri. (Fotoğraf: İsmet İnönü Vakfı)

Antlaşmanın öne çıkan diğer önemli sonuçları şunlardır:

Sınırların Çizilmesi: Irak sınırı (Musul hariç) dışındaki Türkiye-Suriye, Türkiye-Yunanistan ve Türkiye-Bulgaristan sınırları büyük ölçüde kesinleşmiştir. Karadeniz’den Iran sınırına dek Türkiye’nin sınırı belirlenmiştir.

Ekonomik Bağımsızlık: Osmanlı Devleti’nin maliyesini ve bağımsızlığını kısıtlayan kapitülasyonlar bütünüyle kaldırılmış; ülkenin borçları Osmanlı’dan ayrılan devletler arasında paylaştırılarak Düyun-ı Umumiye idaresi lağvedilmiştir.

Azınlıklar ve Nüfus: Türkiye’deki tüm gayrimüslimler Türk vatandaşı kabul edilerek içişlerine karışılması engellenmiş; ayrıca Türkiye ile Yunanistan arasında zorunlu nüfus mübadelesi (değişimi) gerçekleştirilmiştir.

Boğazlar: Boğazlar, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmek üzere silahtan arındırılmış ve geçiş serbestisi sağlanmıştır (Bu durum daha sonra 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye lehine tamamen değiştirilmiştir).

Adalar: Barışın korunmasını sağlamak amacı ile, Yunan Hükümeti, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adalarında hiçbir deniz üssü ve hiçbir istihkâm kurulmayacaktır. Yunan, savaş uçakları ve öteki hava araçlarının Anadolu kıyısındaki topraklar üzerinde uçması yasaklanacaktır.

(Kaynak: İsmet İnönü Vakfı-Ankara Üniversitesi SBF Dergisi)

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.