Benim Favorim Eylül

Hoş Geldin Eylül…

Takvim yaprağı değişti. Ağustos geride kaldı, Eylül kapıyı çaldı.

Hoş geldin Eylül. (Fotoğraf: Şerife Eser)
Hoş geldin Eylül. (Fotoğraf: Şerife Eser)

Benim için bu, sıradan bir ay değişikliği değil. Eylül, dünyaya gözlerimi açtığım ay. Hayatla ilk karşılaştığım, ilk nefesimi aldığım zaman. Bu yüzden her Eylül gelişinde, kendimi biraz daha yaş alarak büyüyen, biraz daha umutlu hissederim. Sanki hayat önüme yeniden temiz bir sayfa bırakır.

Eylül’ün başka bir tarafı daha var: Denge.

Yazın sıcaklığından kışın soğuğuna geçerken doğa bir süre durup soluklanır. Güneş hâlâ yüzünü gösterir ama akşamları serinlik çöker. Yağmur toprağa yeniden hayat verir. Ne yazdır tam anlamıyla ne kış… İkisinin arasında, kendine özgü bir mevsim eşiğidir.

Belki bu yüzden Eylül bana Terazi’yi hatırlatır.

Doğa, sanki görünmez bir terazide sıcaklığı ve serinliği, güneşi ve yağmuru, neşeyi ve hüznü tartmaktadır.

Şehirlerde de başka bir hareket başlar. Okullar açılır, çocuklar yeniden okul yollarını doldurur. Tatil biter, iş hayatı hızlanır. Sokakların ve evlerin ritmi değişir. Bağlarda, bahçelerde son yaz meyveleri olgunlaşır, tarlalarda hasat telaşı başlar.

Hayat, kendi düzenine geri döner.

Fakat Eylül yalnızca doğanın ve şehirlerin değil, insanın da muhasebe ayıdır.

Bir yaz daha geçmiştir. Bir yıl daha eksilmiştir ömürden. Geride kalan aylara baktığımızda bazı insanların yanımızda olmadığını, bazı hayallerin hâlâ beklediğini, bazı yaraların ise sessizce iyileştiğini görürüz.

İnsan böyle zamanlarda ister istemez kendisine sorar:

“Geçen zamandan bana ne kaldı?”

Belki birkaç güzel anı, belki bir dostun sözü, belki hiç unutulmayan bir bakış… Ve elbette yaşadıklarımızın bize öğrettikleri.

Eylül bana, hayatın yalnızca ilerlemek olmadığını hatırlatıyor. Bazen durmak, bakmak, eksilenleri kabul etmek ve yolun geri kalanına daha dikkatli devam etmek gerekiyor.

Doğadaki değişim bunun en güzel örneği.

Ağaç yaprağını bırakırken yenilgiyi değil, mevsimin gereğini yaşıyor. Toprak dinlenirken hayat sona ermiyor; yeni bir döneme hazırlanıyor.

İnsan da bazen bırakmayı bilmeli.

Eski kırgınlıkları, işe yaramayan yükleri, artık kendisine ait olmayan hikâyeleri…

Çünkü her başlangıç, biraz da cesaretle yapılan bir vedanın ardından gelir.

Ben Eylül’ü bu yüzden seviyorum.

Doğduğum ay olduğu için elbette…

Ama daha önemlisi, bana her yıl aynı şeyi hatırlattığı için:

Hayat, önümüze kaç sayfa kaldığını söylemez, elimizdeki sayfayı nasıl dolduracağımızı sorar.

Hoş geldin Eylül.

Yapraklarınla, yağmurunla, serinliğinle, telaşınla…

Bir yıl daha geldi hayatımın kapısına.

Ben hazırım. Kalem elimde. Yeni sayfa önümde. Dünyada ve Ülkemde barışla, sağlıkla, sevgiyle,   umutla, hep birlikte nice Eylüllere dileğimle.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.