Bahçeli Özgür Özel’in Dokunulmazlığının Kaldırılmasına Karşı

Ahmet Özer: Bahçeli, Özgür Özel’in Dokunulmazlığının Kaldırılmasına Karşı (Fotoğraf: Ahmet Özer x hesabı)

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile gerçekleştirdiği görüşmenin ayrıntılarını açıkladı.

Ahmet Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile gerçekleştirdiği görüşmenin ayrıntılarını açıkladı. Esenyurt Belediye Başkanı Özer, Halk TV’de Deniz Bayramoğlu’nun konuğu oldu. Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile gerçekleştirdiği ve yaklaşık bir saat süren kritik görüşmenin ayrıntılarını canlı yayında paylaştı.

“Bahçeli İmralı süreci konusunda samimi”

Cezaevinden çıktıktan sonra Bahçeli’ye teşekkür ziyaretinde bulunduğunu hatırlatan Özer, son görüşmede gelinen aşamaya ilişkin tespitlerini MHP liderine aktardığını söyledi. Bahçeli’nin bu konuda samimi olduğuna inandığını belirten Özer, MHP liderinin daha önce kamuoyuna yansıyan açıklamalarının arkasında durduğunu ifade etti:

“Sayın Bahçeli bana çok önemli bir şey söyledi. ‘Evet, ben daha önce söylediğim sözlerimin arkasındayım’ dedi. Biliyorsunuz daha önce, ‘Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvaya dönünceye kadar mücadelemiz ve kararımız nettir’ demişti. Bu sözler semboliktir ancak sürece güveni artıracak somut adımların atılması gerekiyor.”

“Bahçeli, CHP’ye Butlan kararına ve Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına karşı”

Görüşmede CHP kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararı ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel başta olmak üzere bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması tartışmaları da masaya yatırıldı. Özer, Bahçeli ve kurmay hukukçusu Fethi Yıldız’ın bu uygulamalara net bir şekilde karşı çıktığını şu sözlerle aktardı:

“Sayın Bahçeli, CHP’ye butlan atamasını doğru bulmadığını söyledi. Bunun CHP ile değil, Türkiye’nin siyasi partiler yapısıyla ve sistemle ilgili olduğunu belirtti. İkinci olarak da Özgür Özel başta olmak üzere dokunulmazlıkların kaldırılması yönündeki lafların doğru olmayacağının çok net ve kararlı bir biçimde altını çizdi. Türkiye’de oturmuş bir sistem var; pişmiş aşa su kattığınız zaman bu sistemi sabote edersiniz ve bu bir yol olur, yarın her tarafa uygulanmaya başlar.”

“Suçunun ne olduğuna sonra karar veririz dediler”

Kendisinin bir operasyonla gözaltına alınıp tutuklandığını ve hâlâ görevine iade edilmediğini hatırlatan Özer, uğradığı haksızlığı şu sözlerle dile getirdi:

“Bana, ‘Ver belediyeyi, gir içeriye; suçunun ne olduğuna sonra karar veririz’ dediler. O badireyi atlattık. Bir yıldır çıkmışım, hâlä kendi belediyeme dönmüş değilim. Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerekir. Kayyum uygulamasının sona erdirilmesi konusunda toplumda güçlü bir beklenti var.”

Toplumsal Mutabakat ve Yargı Kararları İçin Çağrı

Sürecin sadece siyasiler arasında kalmaması, toplumsal bir mutabakata dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Özer; medyanın, üniversitelerin ve aydınların sorumluluk alması gerektiğini söyledi. İktidara yakın medyanın toplumu objektif bilgilendirme görevini yerine getirmediğini savunan Özer, aydın tanımına ilişkin, “Gereklerini yerine getirirse bir torna ustası aydın olabilir, gereklerini yerine getirmezse bir üniversite profesörü bile aydın olamaz. Aydın olmak risk almayı gerektirir” dedi.

Sürece duyulan güveni artırmak için yasal bir düzenlemeye gerek olmaksızın mevcut AYM ve AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini belirten Özer, şu çağrıyı yaptı:

“AYM kararları mucibince Şerafettin Can Atalay’ın, Tayfun Kahraman’ın ve daha birçok insanın serbest kalması gerekiyor. AİHM kararları mucibince Selahattin Demirtaş’ın, Osman Kavala’nın serbest kalması gerekir. Hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması insani bir görevdir. Ana muhalefet partisine yönelik operasyonlar da son bulmalı. Toplumun bir kesimiyle barışıp bir kesimiyle barışmadan bu barışın sağlanması mümkün olmaz.”

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.