Kanser Vakalarının Sekizde Biri Enfeksiyonlardan Kaynaklanıyor

Dünya genelindeki kanser vakalarının 8'de 1'i enfeksiyonlardan kaynaklanıyor. (Görsel: PublicDomainPicture, Pixabay)
Dünya genelindeki kanser vakalarının 8’de 1’i enfeksiyonlardan kaynaklanıyor. (Görsel: PublicDomainPicture, Pixabay)

Kanser risk faktörleri denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak sigara, güneş ışığı veya genetik yatkınlık gelir.

Kanser risk faktörleri denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak sigara, güneş ışığı veya genetik yatkınlık gelir. Ancak tıp dünyasından gelen son veriler, gizli bir tehlikeyi gözler önüne seriyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın (IARC) yaptığı yeni bir araştırma, dünya genelindeki kanser vakalarının 8’de 1’inin enfeksiyonlardan kaynaklandığını ortaya koydu.

Saygın tıp dergisi The Lancet Oncology’de yayımlanan bu kapsamlı analiz, dünya genelindeki 2,3 milyon yeni kanser vakasının (tüm vakaların yaklaşık %12’si) enfeksiyonlarla bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Sinsi sabotajcılar hücreleri nasıl ele geçiriyor?

Uzmanlar, bu küresel çalışmanın amacının geçmiş yıllarla kıyaslama yapmak olmadığını, aksine enfeksiyonları kontrol altına alarak kanser oranlarını nasıl düşürebileceğimizi dünyaya göstermek olduğunu vurguluyor. Peki, vücudumuza giren basit bir virüs ya da bakteri nasıl oluyor da ölümcül bir tümöre dönüşüyor?
Kapsamlı araştırmalar, bu gizemli bağın ardındaki moleküler mekanizmaları çözdü. Mikroplar, vücudumuzu adeta birer “sabotajcı” gibi ele geçiriyor:

Virüsler DNA’ya sızıyor: Virüsler, sağlıklı bir hücrenin genetik kodunu değiştirerek onun kontrolsüzce büyümesini tetikliyor. Bunu ya hücrenin “imdat butonunu” kapatarak (hücrenin kendini yok etmesini engelleyerek) ya kendi DNA’sını hücreye monte ederek ya da doğrudan kanser yapıcı genleri (onkogen) enjekte ederek yapıyorlar.

Bakteriler ve parazitler “sürekli stres” yaratıyor: Mide ülseriyle bilinen Helicobacter pylori bakterisi veya Sahra Altı Afrika’da görülen parazitler (Schistosoma haematobium) virüsler gibi DNA’ya doğrudan sızmak yerine daha dolaylı bir yöntem seçiyor: Kronik İltihap. Dokularda yıllar süren bu amansız baskı, hasar ve tahribat, hücrelerin en sonunda pes ederek kanserleşmesine neden oluyor.

En fazla enfeksiyon kaynaklı kansere neden olan altı etken için 2024 yılında 100.000 kişi-yıl başına enfeksiyon kaynaklı kanserlerin yaş sınırı indeksi.

Kanser yapıcı virüslerin küresel röntgeni

Araştırma, kanser yüküne neden olan en tehlikeli patojenlerin coğrafi dağılımlarını ve yarattıkları tehditleri tek tek deşifre ediyor:

HPV (İnsan Papillomavirüsü) erkekleri de tehdit ediyor

HPV, özellikle Sahra Altı Afrika ülkelerinde küresel ortalamanın iki katından fazla bir oranla kanserin başlıca nedenlerinden biri. Rahim ağzı kanserlerinin %100’ünün HPV’ye bağlı olduğu kabul ediliyor. Bu virüsün 17 farklı türü kanserojen olsa da, HPV 16 ve 18 tek başına tüm rahim ağzı kanserlerinin dörtte üçünü oluşturuyor. Sekiz tehlikeli tür ise vakaların %95’inden sorumlu.

Ezber bozan gerçek, HPV sadece kadınları değil erkeklerde de ağız, yutak, anal ve penis kanserlerini tetikliyor. Özellikle sürü bağışıklığından faydalanamayan ve HIV ile yaşayan erkekler anal kanser açısından en yüksek risk grubunda yer alıyor.

HBV, HCV ve yeni tehdit HDV (Hepatit Grubu)

Hepatit virüslerine bağlı karaciğer kanseri yükü en çok Doğu Asya, Güneydoğu Asya ve Kuzey Afrika’da yoğunlaşıyor; özellikle Moğolistan ve Mısır bu durumdan en ağır darbeyi alan ülkeler. Öte yandan bilim insanları, karaciğer kanseri riskini katlayan Hepatit D (HDV) virüsüne karşı da uyarıyor. Ancak sevindirici olan şu ki, Hepatit B’yi hedef alan önlemler Hepatit D’yi de otomatik olarak engelliyor.

EBV (Epstein-Barr Virüsü) listede hızla tırmanıyor

Önceki tahminlere kıyasla korkutucu bir sıçrama yapan EBV, Hepatit C’yi geride bırakarak küresel olarak kansere yol açan en tehlikeli 4. enfeksiyon etkeni oldu. EBV’nin mide kanseri ve belirli lenfoma türlerindeki rolüne dair kanıtlar giderek güçleniyor. Güneydoğu Asya’da çoğunlukla yutak (nazofarenks) kanserine yol açarken, diğer bölgelerde mide kanserini tetikliyor.

HIV ve kaposi sarkomu ortaklığı

Bu analiz, dünyada HIV virüsünü enfeksiyon kaynaklı kanser yükü tahminlerine dahil eden ilk çalışma olma özelliğini taşıyor. HIV, aslında diğer kanser yapıcı virüslerin (HPV, EBV vb.) önündeki bağışıklık duvarını yıkarak kanser riskini katlıyor. Özellikle nadir bir kanser türü olan Kaposi sarkomunun %71’i doğrudan HIV ile bağlantılı. Ayrıca gelecekte, yaygın bir sıtma paraziti olan Plasmodium falciparum ile Burkitt lenfoması arasındaki olası bağlantıların da listeye eklenmesi bekleniyor.

Sadece kanser değil felçten körlüğe kadar yıkıcı etkiler

Bilim insanları bu sinsi enfeksiyon etkenlerinin zararının sadece kanserle sınırlı kalmadığını, teorik olarak önlenebilecek diğer ağır hastalıkları da tetiklediğini hatırlatıyor. Örneğin; Hepatit virüsleri karaciğer sirozuna, mide mikrobu (H. pylori) peptik ülsere ve gastrointestinal kanamalara, EBV virüsü ise bağışıklık sistemini vurarak Multipl Skleroz (MS) ve Lupus (SLE) gibi kronik hastalıklara yol açıyor.

Enfeksiyon etkenine, BM coğrafi alt bölgesine ve cinsiyete göre 2024 yılında 100.000 kişi-yıl başına enfeksiyon kaynaklı kanserlerin yaş sınırı indeksi.

Avustralya mucizesi ve küresel engeller

Bulaşıcı mikroplar, dünyada yaşam tarzı değiştirilerek önlenebilecek en büyük kanser riski. Neyse ki tıp dünyasının elinde aşılar, tarama yöntemleri ve güvenli enjeksiyon uygulamaları gibi çok güçlü silahlar var.
Enfeksiyon kaynaklı kanserleri önlemenin dünyadaki en başarılı örneği Avustralya’da yaşandı. Ülkede 2007 yılında başlatılan HPV aşısı programı sayesinde enfeksiyonlar %90 oranında azaldı. Bu muazzam başarıyla Avustralya, 2035 yılına kadar rahim ağzı kanserini tamamen silme yolunda ilerliyor.

Küresel adaletsizlik, çözüm var ama para yok

IARC’nin en acı tespiti ise küresel sağlık adaletsizliği üzerine. Enfeksiyon kaynaklı kanser vakalarının yaklaşık %75’i düşük ve orta gelirli ülkelerde kümeleniyor. DSÖ’nün tek dozluk HPV aşı programı onayı maliyetleri düşürse de, yoksul ülkelerde aşılama kapsamı hâlâ çok yetersiz. Mide kanserinin baş sorumlusu olan H. pylori bakterisine karşı uygulanan endoskopik kitlesel taramalar çok pahalı olduğundan yoksul ülkelerde hayata geçirilemiyor. Kaposi sarkomu veya EBV için ise henüz etkili bir aşı geliştirilebilmiş değil.

Birleşmiş Milletler coğrafi alt bölgelerine ve kanser türlerine göre 2024 yılında EBV’ye atfedilebilen kanser vakalarının mutlak sayıları ve oranları.

Verilerin arkasındaki dev araştırma

Bu çarpıcı sonuçlar, dünya genelindeki 460 nüfus tabanlı kanser kaydını inceleyen devasa bir metodolojiye ve en güncel GLOBOCAN verilerine dayanıyor. Ancak uzmanlar insani bir itirafta da bulunuyor: Dünyadaki yüksek kaliteli kanser kayıt sistemleri küresel nüfusun yalnızca %19’unu, krizin kalbi olan Afrika nüfusunun ise sadece %2’sini kapsıyor. Bu durum, yoksul bölgelerdeki gerçek kanser bilançosunun tahmin edilenlerin çok daha üzerinde olabileceğini gösteriyor.

2050 kabusu zaman daralıyor

Dünya nüfusunun hızla yaşlanması ve büyümesi nedeniyle, 2024 yılında 20 milyon olan yeni kanser vaka sayısının 2050 yılında 35 milyona fırlayacağı tahmin ediliyor. Bu korkunç artışın yaratacağı amansız ekonomik ve sosyal maliyetleri engellemenin tek yolu, bugünden önleyici tıbba yatırım yapmak. Kanserle mücadele; toplumsal önyargıların kırıldığı, yabancı yardım fonlarının kesilmediği ve adil sağlık politikalarının uygulandığı küresel bir seferberlik gerektiriyor.

Kaynak: Global burden of cancer attributable to infections in 2024: a worldwide incidence analysis, Harriet Rumgay, Damien Georges, Yue Huang, Mayo Hirabayashi, Richa Shah, Catherine de Martel vd., The Lancet Oncology

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.