İlahi Adalet: İyilik ve Kötülüğün Nesiller Boyu Süren Yankısı

Hayatta sıkça duyduğumuz bir söz vardır: İyilik biriktiren aileler bereket görür, kötülük biriktirenler ise felaketle karşılaşır. Çin toplumunda “iyilik iyilikle, kötülük kötülükle karşılık bulur” felsefesinin Budist bir öğreti olduğu düşünülür. Ancak bu köklü nedensellik ilişkisi aslında eski bir Çin klasiği olan Yijing (Değişimler Kitabı) öğretilerine dayanır. Bu öğretiye göre, bir insanın yaptığı iyilikler ya da kötülükler sadece kendi hayatını etkilemekle kalmaz; bir miras gibi torunlarına ve sonraki nesillerine de aktarılır. Tarih boyunca imparatorlardan sıradan insanlara kadar hiç kimse bu evrensel yasadan kaçamamıştır.
Bu ilahi adaletin tarihteki en somut örneklerinden biri, Song Hanedanlığı (MS 960-1279) döneminde yaşayan hain devlet görevlisi Qin Hui’dir. Gücünü halkı aldatmak ve masum insanlara iftiralar atarak onları ölüme göndermek için kullanan Qin Hui, işlediği günahların bedelini henüz hayattayken ödemeye başladı. En sonunda da sırtında çıkan amansız yaralar yüzünden acı içinde can verdi. Kötülüğünün bedeli ölümle de bitmedi. Vatansever general Yue Fei’nin mezarı önüne onun diz çökmüş demir bir heykeli yapıldı ve bu heykel neredeyse bin yıldır insanların lanetine maruz kalıyor. Onun bu utanç verici mirası yüzünden, torunları yüzyıllar boyunca “Qin” soyadını taşımaktan utanç duydular.
Benzer bir nedensellik ilişkisine çocukluğumun geçtiği köyde de şahit oldum. Kişisel çıkarları için komşusunu katleden kötü bir adam vardı. Kurbanın ailesi ondan intikam almadı ancak ilahi adalet gecikmedi. Katil hapse girdikten sonra, oğullarından biri durup dururken bir kuyuya düşerek boğuldu. Diğer oğlu ise büyüdüğünde ciddi akıl sağlığı sorunları yaşadı ve bir binadan atlayarak intihar etti. Bu durum, dünyada işlenen hiçbir kötülüğün cezasız kalmadığını ve bedelinin bazen gelecek nesiller tarafından da ödendiğini gösteriyor.
İyiliğin mükafatı, Yang Rong’un hikayesi
Kötülüğün cezalandırıldığı gibi, yapılan iyilikler de mutlaka ödüllendirilir. Eski Çin’de yaşayan ve daha sonra imparatorun Başöğretmeni olan Yang Rong’un hikayesi buna harika bir örnektir. Yang Rong’un ataları nesiller boyu nehirde feribot işleterek geçimini sağlayan yoksul insanlardı. Bölgede büyük sel felaketleri yaşandığında, nehirde sürüklenen insanları ve malları kurtarmak için herkes yarışa girerdi. Diğer tekne sahipleri sudaki değerli malları toplama peşindeyken, Yang ailesi mallara hiç dokunmaz, sadece boğulma tehlikesi yaşayan insanları kurtarırdı. Çevredekiler bu yüzden onlara güler ve “aptal” derlerdi.
Ancak Yang ailesinin biriktirdiği bu erdemler, Yang Rong’un babasının doğumuyla meyvesini vermeye başladı. Aile yavaş yavaş zenginleşti. Bir gün, Taoist kılığındaki bir Tanrı aileyi ziyaret ederek, “Atalarınız çok fazla erdem biriktirdi. Torunlarınız mutlaka zenginlik ve şerefe ulaşacak” dedi ve onlara kutsal bir mezar yeri gösterdi. Gerçekten de bu olaydan sonra doğan Yang Rong, henüz 20 yaşında imparatorluk sınavlarını birincilikle kazanarak devletin en yüksek kademesine ulaştı. İmparator, onun başarısı vesilesiyle geçmiş atalarına bile onursal unvanlar verdi. Böylece Yang ailesi nesiller boyu saygın beyefendiler yetiştiren müreffeh bir soya dönüştü.
Günümüz dünyasında karşılaştığımız doğal afetler ve insan eliyle gelen yıkımlar, aslında insanlığın davranışlarına karşı birer uyarı niteliğindedir. Göksel kanunlar her şeyi kontrol eder ve bu düzeni çiğneyen hiç kimse adaletten kaçamaz. İyilik ve merhamet eninde sonunda hak ettiği nimetlerle ödüllendirilirken, kötülük yapanlar er ya da geç ilahi cezayla yüzleşmek zorunda kalırlar.
Kaynak:
Guan Ming, Zhengjian
A Well-known Saying in Life: A Family that Accumulates Good Deeds will have Blessings while a Family that Accumulates Misdeeds will Meet with Misfortune, Pureinsight