Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Mücadele Günü

2 Kasım gazetecilere karşı işlenen suçlarda cezasızlığa son verme günü. (Fotoğraf: Surprising_Media, Pixabay)
2 Kasım gazetecilere karşı işlenen suçlarda cezasızlığa son verme günü. (Fotoğraf: Surprising_Media, Pixabay)

Gazetecilere yönelik şiddetin önlenmesi ve bu suçların cezasız kalmaması için uluslararası düzeyde yürütülen çalışmalar hız kazandı.

2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlığa Son Verme Uluslararası Günü’nde yayımlanan UNESCO verileri, dünya genelinde basın özgürlüğünün tarihin en tehlikeli dönemlerinden birini yaşadığını ortaya koydu. 1993’ten bu yana 1700’den fazla gazeteci mesleğini yaparken katledildi ve ayrıca her 10 cinayetten 9’unda katiller adalet önüne çıkarılamadı.

Medya çalışanlarının güvenliğini savunmak ve cezasızlıkla mücadele etmek amacıyla ilan edilen 2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlığa Son Verme Uluslararası Günü’nde acı bir tablo ortaya çıktı. UNESCO’nun yayımladığı 2026 tarihli Gazetecilerin Güvenliği ve Cezasızlık Tehlikesi Genel Direktör Raporu, gazetecilere yönelik şiddetin boyutunun ürkütücü seviyelere ulaştığını kanıtladı.

Son İki Yılda 189 Gazeteci Öldürüldü İHA’lar Yeni Tehdit

Rapora göre, 2024-2025 yılları arasında görev başında 189 gazeteci öldürüldü. Bu rakam, bir önceki iki yıllık döneme kıyasla yüzde 20’lik bir artışa işaret ediyor. Katledilen medya çalışanlarının 127’si (yaklaşık üçte ikisi) silahlı çatışma bölgelerinde hayatını kaybetti.

Tehditlerin evrim geçirdiğine dikkat çekilen raporda, çatışma bölgelerindeki ölümlerin %40’ının (50 gazeteci) insansız hava araçları (İHA) saldırıları nedeniyle gerçekleştiği belirtildi. Aynı dönemde hayatını kaybeden 14 kadın gazetecinin biri hariç tümünün çatışma alanlarında hedef alındığı aktarılırken, bölgesel bazda en kanlı bilanço Arap Devletleri bölgesinde kaydedildi.

Dönüm Noktası Mali’deki Vahşet ve BM Kararı

Bu uluslararası günün arkasında trajik bir hikaye yatıyor. 2 Kasım 2013’te Fransız RFI radyosu muhabirleri Claude Verlon ve Ghislaine Dupont, Mali’nin Kidal kentinde bir röportaj sonrası silahlı kişilerce kaçırılarak katledildi. Bu cinayetin ardından sivil toplumun lobi çalışmalarının da etkisiyle harekete geçen BM Genel Kurulu, 18 Aralık 2013’te aldığı A/RES/68/163 sayılı kararla 2 Kasım’ı resmi olarak bu mücadeleye ayırdı.
Daha önce Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) liderliğinde 2009’daki Filipinler (Ampatuan) katliamına atıfla 23 Kasım’da yürütülen sivil cezasızlık mücadelesi, BM’nin bu adımıyla resmi ve küresel bir boyut kazandı.

BM Kararı Devletlere Sorumluluk Yüklüyor

BM Genel Kurulu’nun aldığı bu dönüm noktası niteliğindeki karar, gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik tüm saldırıları ve şiddeti kınamaktadır. Ayrıca, Üye Devletleri gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek, hesap verebilirliği sağlamak, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçların faillerini adalete teslim etmek ve mağdurların uygun çözüm yollarına erişimini sağlamak için azami çabayı göstermeye çağırmaktadır. Karar, Devletleri gazetecilerin bağımsız ve gereksiz müdahale olmaksızın çalışmalarını sürdürebilecekleri güvenli ve elverişli bir ortamı teşvik etmeye davet etmektedir.

Ancak bu net uyarılara rağmen, tarihsel süreçte büyük bir adalet açığı yaşanıyor. 1993’ten bu yana dünya genelinde 1700’den fazla gazeteci öldürülürken, 2006’dan bu yana kaydedilen cinayetlerin yüzde 86’sı hâlâ çözüme kavuşturulmadı veya soruşturulmadan kapatıldı.

Çevrim İçi Şiddet Kadın Gazetecileri Hedef Alıyor

Gazetecilere yönelik tehditler sadece fiziksel saldırılarla sınırlı kalmıyor; kaçırma, işkence, keyfi gözaltı ve yargısal tacizler (SLAPP davaları) de medya üzerinde ağır bir sansür oluşturuyor.

Dijital alandaki tehditler ise yeni bir tehlike boyutu kazandı. UNESCO’nun araştırmasına göre, kadın gazetecilerin %73’ü meslekleri nedeniyle çevrim içi ortamda tehdit, sindirme ve hakarete maruz kaldığını belirtiyor. Bu durum, yalnızca gazetecilerin güvenliğini değil, toplumun doğru bilgiye erişim hakkını da doğrudan baltalıyor.

BM Eylem Planı Sahada Ama Zorluklar Sürüyor

Çok paydaşlı bir yaklaşım sunan BM Gazetecilerin Güvenliği ve Cezasızlık Sorununa İlişkin Eylem Planı, bugüne kadar en az 50 ülkede ulusal güvenlik mekanizmalarının kurulmasını sağladı ve konuyu Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi’ne taşıdı. Titizlikle işleyen bir adalet sistemi, toplumun bu suçlara müsamaha göstermeyeceğine dair en güçlü mesajı veriyor.

Ancak yeni nesil silahların ve teknolojilerin getirdiği riskler nedeniyle zorluklar henüz aşılabilmiş değil. UNESCO, cezasızlığın yolsuzlukları ve suçları örtbas ederek tüm toplumlara zarar verdiğini vurgulayarak herkesi ses çıkarmaya çağırıyor: #GerçekAslaÖlmez etiketiyle öldürülen gazetecilerin hikayelerini paylaşın ve adalet mücadelesine ortak olun.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.