
Gençlik ve Spor Bayramı ilk defa 1926 yılında Gazi Günü adı altında Samsun’da kutlandı. 24 Mayıs 1935’te Atatürk Günü adı altında resmiyet kazandı.
19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıktığı gündür. Bu gün aynı zamanda, İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı’nın resmi olarak başladığı gün oldu.
Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih, 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sırasında, Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımıştır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında, fikri olarak gençliği yani ‘fikirde yeniliği’ ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır: “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”
Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etmiştir. Uzun yıllar “Gençlik ve Spor Bayramı” adıyla kutlanan bayram, Atatürk Yılı ilan edilen 1981’de dönemin Devlet Başkanı Kenan Evren tarafından yapılan değişiklikle “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.
16-19 Mayıs 1919
Samsun, Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir kapıydı. Bu durum işgal kuvvetleri için Samsun’u çok önemli bir nokta haline getiriyordu.
İngilizler, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a askeri birlik çıkardılar. Bunun üzerine Hamdi isminde bir teğmen kendi askerlerini alıp dağa çıkarak dikkatleri bu bölgeye çekti. İngiliz Yüksek Komiserliği, Türk halkının silahlandığı konusunda şikayet etmeye başladı. Hemen ardından, bu bölgeye olağanüstü yetkilerle güvenilir bir kumandanın gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk oldu. Atatürk uzun zamandır ülkenin içinde olduğu umutsuz duruma üzülüyor, Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için eşsiz bir fırsat oldu.

İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:
“-Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)!
Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir…Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin!…
Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?…O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:
-Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim… Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz…”
Bu konuşma Atatürk’ü motive etmişti ama esas O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir Tük Milleti vardı.
Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik etti.

Atatürk 17 Mayıs’ı Anlatıyor
Atatürk, 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından yola çıktı. 17 Mayıs’ta saat 21.40 sıralarında Bandırma Vapuru İnebolu’ya ulaşmıştı. 18 Mayıs 1919 Pazar günü yolculuk sona erdi. Yolcular, Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıktı. Bu sandallardan birinin sahibi İsmail Yurtsever, o zaman Atatürk’ü tanımadığını söylüyor. Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatıyor.

Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’a çıkanlardan Hüsrev Gerede de hatıralarında, Samsun yolculuğu ile ilgili şu bilgileri vermektedir: “17 Mayıs 1919, hava kötü. Hep yataklardayız. Mitralyöz Arif, Dr. Refik, Topçu Kemal, bir kamaradayız. Kamaramız vahşi hayvan kamarasına benziyor. Ara sıra başımızı kaldırıp birkaç kelime konuşuyoruz. 9.30 sıralarında İnebolu’ya yanaştık. Fakat 17-18 Mayıs gecesini pek fena geçirdik. 18 Mayıs öğle üstü Sinop Limanı’na girdik. Çok şükür sallantı kesildi. Yataklardan fırladık. Tıraş olduk, yıkandık, güvertede hava aldık, güneşlendik. Dr. Refik’in nane suyu aklımızı başımıza getirdi. Saat 3’te vapurda bizimle gelip karaya çıkan Liva Mutasarrıfı Mazhar Tevfik Bey, Sinop’tan bize İzmir’in işgali ile ilgili yazılı bilgi getirdi. 13 Mayıstan beri İzmir’in işgal olunacağına dair belirtiler görülmeye başlamış. Redd-i İlhak girişimi canlanmış ve 15 Mayıs’ta işgal başlamış. İzmir’deki çatışmadan sonra yunan birlikleri şehri terk etmek zorunda kalmışlar.”
Manzara Pek Parlak Değildi
Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi. Dolayısıyla askeri kıyafet giyerdi. Fakat Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.
Samsun’un durumunu pek parlak göremiyordu. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Mıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü. Yolculukta geçirdiği uykusuz gecelerin ardından, şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ancak Atatürk’te ve Atatürk gibi düşünenlerde bu azim oldukça en zor engeller bile aşılıyordu.
Atatürk’ün Türk Gençliğine Güveni
Atatürk, Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına ayak bastığı tarihi, 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti. Atatürk’e göre gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.
Atatürk Türk gençliğine olan güvenini şu sözlerle anlatmıştır: “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum.”



Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.