Acele Etmek Bir Seçimdir: Hayatınızı Yavaşlatacak 5 İpucu
Yaşarken birden fren yapmak zorunda kaldıysak bunun nedeni çoğu zaman daha önce bilerek attığımız adımlardır. Acele etmek ya da yavaş ilerlemek bizim seçimimiz.

Bazen kendime hatırlatırken mutlu olduğum bir şey var: hayattaki çoğu şey aslında bir seçim. Bazen öyle değilmiş gibi gelebilir. Çünkü seçimi, sonucun ortaya çıkmasından çok önce yapmışızdır. Bu, yüksek hızla giderken aracınızı aniden durdurmaya çalışmaya benzer. Aslında yüksek hıza çıkmaya, sonuç ortaya çıkmadan önce karar verdiniz ve şimdi sonuçlarına katlanmak zorundasınız.
Hayatınız bir telaş ve stres içinde, koşturarak geçiyor olabilir. Acele etmek istemiyorsanız, acele etmenizi gerektiren, daha önceki aşamalarda verdiğiniz kararlar üzerinde düşünmeniz gerekir. Bu kararları tekrar değerlendirmek ve bazılarından vazgeçmek, ödün vermek demektir. Tecrübelerime göre maalesef çoğu insan ödün vermekten hoşlanmaz. İnsanlar genellikle her şeyi aynı anda elde edemeyecekleri gerçeğiyle yüzleşmek istemezler. Bunun yerine en az dirençle karşılaşacakları (ya da en kolay ilerleyecekleri) yolu takip etmeyi tercih ederler. Doğal olarak da çoğu zaman sonuçlardan şikâyet edip dururlar.
Öte yandan çoğu insan, hangi şeyleri diğerlerinden önde tutsa, hayattan ne kadar çok şey alabileceğini bilmiyor. Örneğin daha yavaş bir hayata değer vermek, sevdiğim insanlarla daha kaliteli zaman geçirmenizi sağlar. Tabii ki bazı şeylerin de bu hedefin düşmanı olduğunu kabul etmek gerekir. Örneğin geç saatlere kadar uyanık kalmak, sürekli telefonda olmak ya da güne çok fazla şey sığdırmaya çalışmak gibi.
Siz de daha yavaş bir yaşam istiyorsanız size tavsiyem: bunu sizin için bir başkasının yapacağı yanılgısına düşmeyin. Acele etmeden, daha yavaş bir yaşam elinizin altında; tek yapmanız gereken onu seçmek.
Daha Yavaş Tempolu Bir Hayat İçin 5 İpucu
Acele etmek yerine, durup hayatın tadını çıkarmak ister misiniz? İşte benim ve iyi tanıdığım bazı kişilerin hayatında işe yaramış bazı yöntemler:
1. Uyanmak Zorunlu Olduğunuz Saatten Daha Erken Uyanın
Gününüzde daha fazla zamana sahip olmanın en kolay yolu, güne geniş bir zaman boşluğuyla başlamaktır. Gereğinden erken uyanmak, sabaha rahat bir başlangıç yapabileceğiniz anlamına gelir. Bu zamanı sıcak bir içecekle, yavaşça kitap okuyarak ya da birkaç hafif ev işiyle doldurun. Eminim ki günü geriden kovalamak yerine, günün önüne geçmenin verdiği o hoş hissi tadacaksınız.
2. Acele Etmemek İçin Erken Çıkın
Aynı mantıkla erken uyanmak, bir yere gitmeniz gerektiğinde de evden erken çıkmak anlamına gelir. Dürüst olmak gerekirse, bu benim güçlü ve başarılı olduğum bir özellik değil. Ancak eşim sayesinde keyif aldığım bir avantaja dönüşüyor. Bir buluşmaya ya da toplantıya katılacaksak onun coşkusuyla, evden erken çıkıyoruz. Böylece ortamdaki insanlarla biraz daha uzun süre sohbet ediyoruz. Ardından toplantı vakti geldiğinde, daha iyi bir ruh hali içinde, tam anlamıyla orada oluyoruz.
3. Bir Seferde Tek Bir Şey Yapın ve Onu Tamamlayın
Zamanın daha yavaş akmasını sağlamanın bir yolu, elinizdeki göreve odaklanmaktır. Bir işten diğerine atlamak, günü kesik kesik hale getirir ve dikkatinizi ufak parçalara böler. Kendinizi telaş içinde hissetmenize rağmen muhtemelen daha az iş bitirmiş olursunuz. Ayrıca yavaşlamak, yavaş hareket etmek ve tek bir işe odaklanmak, çoğunlukla olumsuz sonuç vermez.
4. Günlük Rutininizde Sessiz Anlar İçin Yer Açın
Bu dünyada uzun süreli yalnızlığın tadını çıkarma fırsatı, çok nadiren elimize geçer. Eskiden arabada, yürüyüşte ya da ev işlerini yaparken, ne zaman fırsat bulsam podcast dinlerdim. Daha sonra böyle yapınca, beynimin günün deneyimlerini tam anlamıyla sindirme fırsatını kaçırdığını fark ettim. Artık sabah yürüyüşlerinde beynimin hayatı nazikçe sindirmesine ya da düşüncelerimin istediği yöne doğru akmasına izin veriyorum. Böylece su yüzüne çıkan bilinçaltı düşüncelerin beni nereye götürdüğünü görmek çoğu zaman şaşırtıcı oluyor.
5. Yatağa Giderken Listedeki Her Şeyi Tamamlamış Olmanız Şart Değil
Bu, “Yavaş Tempolu Bir Hayat İçin 5 İpucu” listesindeki en zor uygulama olabilir. Çünkü çalışan ve tempolu yaşayan insanların temel değerlerinden biri olan üretkenliğe meydan okuyor. Daha iyi ve başarılı olabilmek için kendimizi zor işler yapmaya zorlamamız ve mükemmelliği hedeflememiz gerektiğine inanıyorum, ancak bu hedefin de sınırları var. Çoğu insan için bu sınır, ulaşamayacakları en yüksek noktadır. Her zaman yapabileceğimizden fazlasını yapmak isteriz, bu yüzden başardığımız işlerle asla yetinmeyiz. Ancak yine de yatağa giderken aklınızda, yarın bugün başardığınızdan fazlasını yapmak olmasın. Bunun yerine bugün elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı, yarın sizi bekleyen güzel işler olduğunu düşünün.
Yazıma hayatta bedava yemek olmadığını hatırlatan biraz sert bir tavırla başladım sanırım. Ancak şimdi cesaret verici bir notla bitirmek istiyorum. En çok neye değer verdiğinize karar verip tüm çabalarınızı bunlara ulaşmaya odaklayın. Böyle yaptığınızda, çevrenizdeki insanlara kıyasla süper güçler geliştirirsiniz. Hayat, yanınızdan hızla geçip sizi bitkin düşüren bir kasırga olmak zorunda değil. Bugünden itibaren daha yavaş, daha tatmin edici bir tempo seçebilirsiniz. Üstelik bu seçim tamamen ve yalnızca size kalmıştır.
Yazan: Mike Donghia, The Epoch Times
Çeviren: Hatice Atmaca, The Epoch Times Türkiye