Adalet Terazisinde Bir Aile Dramı

“Vasilik” Kalkanı ve Adaletin Çığlığı

Modern hukuk sistemimizde “vesayet” kurumu, kısıtlı kişilerin haklarını korumak, onların yaşam kalitesini güvence altına almak için tasarlanmış kutsal bir kalkandır. Ancak günümüzde bu kalkanın, bazen bireysel çıkarlar, miras hırsları ve aile içi hesaplaşmalar için bir “kılıç” gibi kullanıldığına şahit oluyoruz.

Bir evladın, kendi öz babasını ve kardeşini “tehdit” gerekçesiyle şikâyet etmesi, kolluk kuvvetlerini kapıya yığması ve uzaklaştırma kararlarıyla aile bağlarını tamamen koparması; üzerine düşünülmesi gereken derin bir yaradır.

İftiranın Hukuki Baskı Aracına Dönüşümü

Son dönemde özellikle miras çekişmeleri ve gayrimenkul paylaşımı gibi konularda, “aile içi şiddetle mücadele” yasalarımızın (6284 sayılı kanun) bazen manipüle edildiğini görüyoruz. Bir taraf, diğerini evden uzaklaştırmak veya mal varlığı üzerinde tek başına söz sahibi olmak için, hukukun sunduğu koruyucu tedbirleri bir silah olarak kullanabiliyor. Mağdurun “şiddet görmedim” diye bağırması, vasinin “onun iyiliği için yapıyorum” şeklindeki soğuk beyanı karşısında çoğu zaman çaresiz kalıyor.

Adaletin “Sağduyusu”

Ancak tüm bu karmaşanın içinde, adalet terazisi bazen beklediğimizden daha hassas çalışıyor. Bir kısıtlının, yani vasisi tarafından kontrol altında tutulan babanın, savcılık huzurunda “Ben şiddet görmedim” diyebilmesi, sistemin içindeki tüm kurguları sarsmaya yetiyor. Bu beyan, sadece bir baba-oğul ilişkisini değil, vasinin üzerindeki “koruyucu maskeyi” de düşürüyor.

Peki, bu süreçte birey ne yapmalı? İftiraya uğradığında, uzaklaştırıldığında, kendi evinden edildiğinde?

Hukuka Sığınmak: İlk tepki duygusal olmamalı. Kararlara itiraz etmek, süreci avukatla yönetmek ve hukuki disiplinden kopmamak en büyük güçtür.

Gerçekleri Belgelemek: İftirayı çürütecek tanıkları, baskıyı kanıtlayacak yazışmaları ve en önemlisi miras odaklı çekişmeyi ortaya koyacak belgeleri dosyaya dâhil etmek, savunmanın temel direğidir.

Sabır: Soruşturma aşaması, insanın sabrını zorlayan bir süreçtir. Ancak “temiz bir sicil” ve “kararlara uyum”, hâkim ve savcı nezdinde en büyük referansınızdır.

Sonuç Olarak

Adalet, sadece suçluyu cezalandırmak değildir; aynı zamanda iftira ile yaftalanan, öz babasından koparılan ve evinden sürülen insanın hakkını teslim etmektir. Bir aileyi miras kavgası uğruna parçalayanlara karşı, hukuk sistemi “kısıtlının özgür iradesini” ve “gerçekleri” koruyabildiği sürece, adalete olan inancımız yeşerir.

Unutmayın, vasilik kişiyi bir yerlere kapatma yetkisi değil, ona şefkatle hizmet etme görevidir. Eğer bu görev bir kalkan değil de kılıç olarak kullanılıyorsa, hukuk bir gün o kılıcı tutan eli mutlaka durduracaktır.

*** Bu yazı, genel hukuki süreçlerden yola çıkılarak, yaşadığınız mağduriyete ve benzeri durumlara dikkat çekmek amacıyla kaleme alınmıştır. Hakkınızı aradığınız her an, gerçeğin er ya da geç ortaya çıkacağını unutmayın.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.