Almanya’da Merkez Siyaset Dağılıyor

“Ölçemediğin sürece yönetemezsin”

Almanya’da tuhaf şeyler oluyor. Eskinin zihinlere kazınmış kaya gibi Almanya imajı çöküyor. Dünyada hemen her şey ekonomik temellidir. Ne demiş atalarımız: ‘var varlatır, yok söyletir’. İşte Almanya’da olan tam da budur. Ekonomi geriye gittikçe tartışmalar artar.

Alman ekonomisi dijital sanayi devrimini kaçırdı. O bildiğimiz meşhur Alman mekanik tekniği, dijital teknolojilere, yeni nesil icatlara erken reaksiyon gösteremedi. Bugün dünyanın büyük bilişim ve yeni teknoloji devleri arasında tek bir Alman şirketi yok. Oysa Almanya en az bir yarım yüzyıl, dünyadaki kaliteli sanayi üretiminin başını çekti. Ürettikleri tüm dünyada beğeni ve saygı gördü. Fakat günümüzde daha ileri teknoloji kullanan ve bilhassa ucuz üretim yapabilen Çin’e karşı kaybetti. Meşhur Alman otomotiv sanayi, Çin rekabetine dayanamadı.

Askeriyede de geri kaldı Almanya. Misal, güçlü bir ordusu yok. ABD koruması altında on yıllardır rahat eden Almanya, ABD’nin kendini geri çekmesiyle adeta ortada kaldı. Şimdi güvenliğine büyük paralar ayırmalıdır. O paralar ki eskiden halkın refahına gidiyordu.

Refah döneminde Almanya’yı Hristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratlar yönetti. Adeta dönüşümlü denecek şekilde iktidarı paylaştılar. Doğu Almanya – Batı Almanya diye iki bölünmüştü ülke. Doğu tarafı Sovyet etkisinde, Batı tarafı Amerikan etkisindeydi. 1989 yılında duvarlar yıkıldı. İki Almanya birleşti. Bu fiziki birleşme asla gerçek, gönülden bir birleşme olmadı. Doğu Almanlar hakir görüldü -ki onlar Sovyet diktası altında kapalı bir toplum olarak gelişmiş ve az toleranslı yapıda idiler. Yabancıları kıskandılar, bilhassa Türkleri. Türkler ekonomik açıdan Doğu Almanlar’dan ilerideydiler.

İki Almanya’nın tam entegrasyonu sağlanamadı. Buna işsizlik, ekonomide kötüye gidiş ve göçmen akını da eklenince, aşırı sağcı diyeceğimiz göçmen karşıtı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) yükselişe geçti. Öyle ki AfD’nin yükselişi durdurulamaz seviyeye çıktı ve şu an kamuoyu yoklamalarında ülke genelinde yüzde 30 bandında birinci parti konumunda. Eski Doğu Almanya ise onların oy deposu. Belirgin biçimde doğu eyaletlerinde önde AfD.

Batı kesiminde ise bilhassa metropol şehirlerde die Linke, yani Sol Parti yükselişte. Pazar günkü Berlin eyalet seçimlerinde Sol Parti, Türk kökenli adayı Elif Eralp ile yüzde 26 oy alarak ilk sıraya yerleşti. Aşırı sağa ve sola kayış, Almanya’da merkez partileri eritiyor. Bu, birçok Alman’da endişe yaratıyor. Genellikle böyledir, ekonomi bozulunca radikal güçler öne çıkar. Öyle görünüyor ki ilk genel seçimlerde AfD, federal hükümeti kurma gücüne kavuşacak. Diğer taraftan Sol Parti de ona karşı bir reaksiyon olarak güçlenecek. Bu, sokakların hareketlenmesi anlamına da gelir.

Ama enteresan biçimde Almanya için Alternatif Partisi ve Sol Parti, İsrail ve Ukrayna politikaları bakımından yakın duruyorlar. Anlaşamadıkları en önemli konu ise göçmenler meselesidir ki Sol Parti’de hatırı sayılır bir göçmen ağırlığı var. Bu gidişle Berlin Eyalet Başkanı Elif Eralp olacak fakat Sol Parti koalisyon kurmak zorunda. Koalisyon demek öz politikalardan taviz vermek anlamına gelir. O bakımdan Eralp, vaatlerinin çoğunu gerçekleştiremez -ki Berlin konut krizine, yüksek kiralara el atmayı düşünüyordu. Bu sebeple 240 bin sosyal konutu kamulaştırmayı düşünüyordu.

Alman siyasetinde merkez partiler güç kaybederken, uçtaki Sol Parti ve AfD güçleniyor. Fakat şaşırtıcı biçimden her iki parti de çoğu konuda radikal ve benzer başlıkları işliyor. Yakın gelecekte Almanya’yı bol sürprizli ve beklenmedik günler bekliyor.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.