Anneler Günü ve Ağıtlar
Dün Anneler günüydü.
Sokak Kitap ve Kahve Evinde imza ve söyleşisini yaptığım, “Bolkarlar’ın Sessiz Çığlığı – Anadolu Tarbaz Ağıtları” kitabımın rehberi annemdi. Ben sadece kayda geçtim. Annemden gördüğüm, duyduğum, ağıtları, ağıt hikâyelerini, diğer hikâyeleri, öyküleri, “Yaz kızım, kaydet kızım!” demişti annem. Tabii ki, diğer annelerin ağıtlarını da toparladım. Hem yalnız annemden duyduklarım kitap için yeterli olmazdı. Ve diğer annelerin ağıtları da yok olmaktaydı. Buna gönlüm razı gelmezdi.




Dün gece düşündüm: “Anneler Günü ve Ağıtlar!” aynı güne denk gelmesi çok anlamlı oldu. Hatta gelinim sordu: “Anne bilinçli mi yaptın? Çok harika oldu: Anneler ve Ağıtlar!” dedi. “Hayır” dedim, “Tamamen tesadüf oldu”. Onlarca annelerin acılarını haykırdığı ağıtlar, bir bir can buldular, Sokak Kitabevi’nin duvarları ve kitap kokuları arasında. Anneleri anma gününde onların yüz yıllık sesleri oluverdik usulca.
Annemin, Fadik ebesinden dinlediği mübadele hikâyeleri ve ağıtları. Hem halası hem kayınvalidesi olan Emine ebemden dinlediği, şehit askerler, dağda tipide kalan çobanlar, genç evladını kaybeden anneleri, bahçesini sel götüren komşuyu, tayını kaybeden halasını, karısını kaybeden ölene kadar sevdasından vazgeçmeyen amcayı… Ben bunlarla büyüdüm… Tek kötü yanı duygusaldım ağlayarak dinlerdim. Yazarken ayrı bir acı çektim. Bir daha kapağını açmayacağım dedim. İmza Günlerimde açıyorum sadece…
Kasım ayında, kıymetli yazarımız Ahmet Ümit’le imza gününde buluştuk Sokak Kitap ve Kahve Evinde. Ahmet Ümit bir televizyon programında, “Ben annemin masallarıyla yazar oldum. İlk adımı annemle attım.” demişti. Şaşırmıştım. Kitabını imzalarken hatırlattım ve kitabımdan bahsettim. “Ooo harika!” dedi…
Ağıtların; aynı göğün altında yaşanan acıların, sessiz direnişlerin izinden gittim. Kitabım, sadece bir anlatı değil; bir halkın kalp atışı, kadınların taşıdığı yüzyıllık yükün sessiz bir belgesidir.
Bu satırlarda, annelerin gözyaşını, dağların yankısını, toprağın hafızasını ve kuşaktan kuşağa aktarılan direnci bulacaksınız. Okudukça sadece acıları değil, dayanışmanın nasıl bir güç olduğunu da göreceksiniz.
Kitabım, bir toplumun yaşadıklarını görünür kılıyor. Unutulmuş hikâyeleri hatırlatıyor, kadın emeğini yüceltiyor, kültürel belleği koruyor. Bir nefes, bir ağıt, bir direniş… Hepsi insan ruhuna dokunan gerçek hikâyeler.
Ve bazı çığlıklar ancak birlikte okununca duyulur…
Biz de bunu yaptık. İmza Günüme katılan hepsi birbirinden kıymetli konuklarımla bu sesi duyduk. Öyle bir atmosfer yakaladık ki, geçmişi bugüne bağlayan o duygu dolu yolda ilerledik. Nasıl vakit geçti anlamadık. Anneler gününde, annelerin acılarını bir nebze olsun paylaştık. Yok sayılan, unutulan hikayelerin sesine kulak verdik.




Umarım anneler, hatta ağıt yakan babalar, bizi duymuştur. Katılan konuklarıma ayrı ayrı teşekkür ederim. Tüm kaybettiğimiz annelerimize rahmet dilerim. Hayatta olan annelerin, bu özel ve güzel gününü kutlarım.
Yaş aldıkça, “Cennet annelerin ayağının altındadır!” hadisini, halk arasında deyimleşmiş bu sözün kıymetini daha bir yoğun hissetmeye başladım. Tüm insanları seviyorum. Ama anneleri daha çok seviyorum; hakları asla ödenmez!