Baharın Yaslı Şafağı: Hıdırellez’de Solan Üç Fidan

Hıdırellez, baharın gelişi ve umutların yeşermesi. 6 Mayıs: diriliş, yeniden doğuş günü. Anadolu, binlerce yıldır her dilden duayı tek bir merhamet sofrasında birleştiren, bağrı taş olsa da kalbi hep şefkatle atan, ulu bir anadır. Türk insanının, sevgi, barış ve özgürlükte birleştiği bu günde, üç fidanı soldurması ve insanların içindeki umudu yok etmesi, ne kadar acı ve vahim!

6 Mayıs gencecik fidanların, tam bağımsızlık düşüyle ölüme dimdik yürüdüğü, adaletin ve vicdanın yüreklerde asılı kaldığı, o en uzun ve en hüzünlü mayıs sabahıdır. 6 Mayıs’a gelen süreci kısaca özetlemek isterim.

Milliyet gazetesi yazarı Güngör Uras, tartışılan füze kalkanı sistemlerinin kurulacağı bölgeyle ilgili farklı bir bakış açısı geliştirdi. 48 yıl önce füze kalkanı sisteminin kurulacağı Malatya Kürecik’te devrimci harekât başlatılacaktı.

Uras, 48 yıl önce bölgede yaşanan tarihi olaylara ışık tuttu. Devrimci lider Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bölgede kurulan Amerikan üssündeki radara karşı eylemler başlatmışlardı. Devrimci gençlerden Sinan Cemgil bu sırada hayatını kaybetmişti. Güngör Uras, “Amerikalılar Bu Köyü Çok Sever” başlıklı yazısında şu olayları anlatıyor:

Malatya’nın Kürecik köyü önemli bir köydür. Nedendir bilinmez Amerikalılar bu köyü çok sever. Elli yıl önce bu köyde Amerikalıların radar üssü vardı. Rusya bu köyden izlenirdi. Bundan sonra da füze kalkanı ile İran izlenecekti. Gençler bilmez, yaşlılar hatırlamaz. Bundan 48 yıl önce Kürecik’te çok şeyler olmuş, Amerikan radarlarına karşı eyleme yeltenen THKO (Türk Halk Kurtuluş Ordusu) öncüleri öldürülmüştü. Alpaslan Özdoğan, Kadir Manga, Sinan Cemgil. Türkiye için Halk Hareketi burada başlayacaktı.

THKO’yu Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Deniz Gezmiş ve Cihan Alptekin kurdu. Bağımsız ve demokratik bir Türkiye için halk hareketini başlatacaklardı. Bağımsızlık ve demokrasi arayışında 1970 sonunda eyleme geçtiler. Devrimin proleterya partileri ve halk ordularıyla gerçekleşeceğine, işçilerin ve halkın kendilerini destekleyeceğine inanıyorlardı.

Sinan Cemgil Orada Öldürüldü

12 Mart 1971’de sıkıyönetim ilan edildi. Gözaltılar, operasyonlar, tutuklamalar başladı. Deniz Gezmiş Gemerek’te, Yusuf Aslan Şarkışla’da, Hüseyin İnan ise Pınarbaşı’nda yakalandı. Sinan Cemgil ve arkadaşları arasında Deniz’lerin serbest bırakılmasını sağlamak için eylem yapılması üzerinde görüş birliği oluştu. Kürecik’te bulunan NATO Radar Üssü’nü basmaya karar verdiler. Ancak baskın öncesinde “İnekli Köyü” muhtarının ihbarı üzerine kuşatıldılar. 31 Mayıs 1971’de jandarma ile çıkan çatışmada Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan ve Kadir Manga vurularak öldürüldü.

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde cenazeyi almaya giden Sinan’ın annesi Nazife Cemgil, çevresini saran kadınlara Sinanlar’ı şöyle anlattı: “Bu oğlum Sinan… Bunlar da onun arkadaşları (Kadir ve Alpaslan), kardeşleri… Onlar da oğullarım… Bu çocuklar, bu oğullar, bu ülkeyi, halkı, sizleri sevdiler. Başka bir istekleri yoktu… Dileselerdi, düzenin adamları olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı. Ama onlar, sizin sorunlarınızı omuzladılar. Sizlerin iyiliği için dağa çıktılar. Ölümü göze aldılar. Öldürüldüler…”

Deniz Gezmiş’in annesi Mukaddes Gezmiş, oğlunun idamından sonra uzun süre susar! Konuşmaz. Bir sabah radyodan bir türkü duyar. Ve o an, “Yüce dağ başından indiremedim, yönünü yönüme döndüremedim. Bir yârin aklını kandıramadım. Dividim, kalemim, yazanım. Böyle bir yavrunun derdi var bende, yar bende, yar bende. Aha ben gidiyom, sen hemen ağla, yan ağla, dön ağla!” diye türküye eşlik eder… Bu koca yüreklerin annelerine bu yapılan reva mı? 6 Mayıs, Hıdırellez ve Anneler Gününe üç beş gün kala.

O dönemde, ülkenin üzerine çöken kara bulutlar ve oynanan oyunlarda evladını kaybeden tüm annelerin acısını paylaşıyor, kaybettiklerimize rahmet, yaşayanlara sabır diliyorum.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.