Barabbas Toplumu
Barabbas hikayesi kanonik dört İncil’de de yer alan ibretlik bir hikâyedir. Barabbas, katil, zalim ve ırz düşmanı bir haydut olduğu için, Romalıların Yahudiye Valisi Pontius Pilatus tarafından zindana atılmıştı. Barabbas’ın zindan arkadaşı da Hz. İsa’ydı. Yahudiler için önemli bir yere sahip olan Fısıh Bayramlarında Romalıların yerleşik geleneklerine göre valiler zindandaki mahkûmlardan birini halkın seçimi üzerine affederlerdi.
Dönemin Fısıh Bayramında Pilatus, birisini serbest bırakmak üzere Barabbas ve Hz. İsa’yı halkın önüne çıkartıp hangisinin serbest bırakacağını halka sordu. Geleneksel dinlerine zarar verdiği gerekçesiyle, Hz. İsa’yı düşman bilen halk, yüksek kâhinlerin de kışkırtmasıyla birlikte İsa’nın değil Barabbas’ın serbest bırakılmasını istedi. Yani halk, Hz. İsa’yı değil, cinayet ve ırza tecavüzün temsilcisi Barabbas’ı tercih etti.
Pilatus: “O zaman Mesih denilen İsa’yı ne yapayım?” diye sordu. Halk, var güçleriyle “Direğe gerilsin!” diye bağırdı (Matta). Pilatus ısrar ederek “Neden? Bu adam ne kötülük etti? Ölümü hak edecek bir suçunu görmedim, dayak attırdıktan sonra onu serbest bırakacağım” dedi (Luka). Pilatus girişimlerinin işe yaramadığını gördü. Sonra onlara “Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Ötesini siz düşünün” dedi. Bu sözler de halkı kararından vazgeçirmedi. Üstelik halk, “Onun kanının hesabı bizden ve çocuklarımızdan sorulsun” dediler (Matta).
Sonuç olarak Hz. İsa’yı halkın seçimi üzerine çarmıha gerdiler. Barabbas da serbest kalır kalmaz ilk iş olarak birini öldürdü, bir başkasının da ırzına geçti ve yeniden hapse atıldı. Ertesi yıl Fısıh bayramında affedilmeye aday iki suçludan biri yine Barabbas’tı ve halk bu sefer de Barabbas’ın affedilmesi lehinde oy kullandı. Bu toplumlar, “Barabbas toplumu” olarak anılmaktadır.
Haşlanmış Kurbağa Sendromu
Bir tencere kaynar suyun içine bir kurbağa atarsanız, kurbağa kaynar suyun sıcaklığını hissettiği anda can havliyle tencereden dışarı fırlayıp kendini kurtarmaya çalışacaktır.
Ama aynı kurbağayı içi oda sıcaklığında soğuk suyla dolu tencerenin içine koyup tencereyi kısık ateşte yavaş yavaş ısıtırsanız kurbağa durumdan hiç rahatsız olmaz, hatta su ısındıkça keyif bile alır. Su yavaş yavaş kaynama noktasına gelirken kurbağanın vücudu bu tehlikeli değişime adapte olmaya çalışır. Sonunda su kaynar ama artık kurbağanın tencereden dışarı fırlayacak enerjisi kalmamıştır. Kurbağa böylece sessizce tencerenin içinde can verir.
Sosyolojide ve kitle psikolojisinde buna Haşlanmış kurbağa sendromu denir.
Dünyanın herhangi bir ülkesinde insanlara bir gecede tüm özgürlüklerini ellerinden alacağınızı, maaşlarını vermeyeceğinizi, adaletin yok olacağını söylerseniz, herkes o kurbağa gibi can havliyle tepki gösterir sisteme karşı koyar ve kaçmaya çalışır.
Ama egemen sınıflar bunu asla böyle yapmaz.
Sıcaklığı yavaş yavaş arttırırlar. Enflasyonu yavaş yavaş yükseltirler. Vergileri yavaş yavaş hayatımızın her alanına sokarlar. Adaletsizlik normalleşinceye kadar dozunu milim milim arttırırlar. Etrafınızdaki herkes bu yavaş ölüme adapte olmaya çalışırken siz de sürüye uyar, idare etmeye başlarsınız. “Herkes bu sıkıntıyı çekiyor, ben mi değiştireceğim dünyayı” diyerek yavaş yavaş ortama ayak uydurursunuz. Bu kültür sizin sorgulama yeteneğinizi, liderliğinizi ve bireysel uyanışınızı yavaş yavaş, siz farkına varamadan frenler.
Düşünün, her insanın hayatında o an mutlaka yaşanmıştır. Ters giden bir şeyleri fark ettiğiniz ama etrafınızdaki herkes sustuğu için sizin de yavaş yavaş kabullendiğiniz o an.
Neden sustunuz? Çünkü o tencerenin içinde yalnız olmadığınızı, herkesin sizinle birlikte yavaş yavaş haşlandığını görüyordunuz. Yani özetle bizi bitiren ani darbeler değil yavaş yavaş alıştırıldığımız kanıksadığımız kültürdür, yaşam biçimidir.
Bugün görüyoruz ki tencerenin altını en çok harlayanlar kurbağaların adaptasyon yeteneğini en çok övenlerdir. Asıl tehlike suyun sıcaklığı değil sizin o sıcaklığa alışmış olmanızdır.
Toplum psikolojisini ve son zamanlarda memleketimizde yaşananları anlayabilmemiz açısından bu hikayelerin yeterli olduğu kanaatindeyim. Kıssadan hisse.