Bilgi Eşitler
“Korku, güvenden güçlüdür”
Farkında mısınız bilmiyorum ama ben gitgide büyük ülke – küçük ülke ayrımının kalktığını düşünüyorum. Bunun yerine bilgiye, onu üretme ve sahada uygulama kapasitesine sahip her ülkenin veya kurumun çabasını görüyorum. Misal Tayvan, nokta kadar bir ada ülkesi ama çip teknolojisinde dünyaya yön veriyor, ayar çekiyor. Ya da Ukrayna’nın, İran’ın dayanma iradesi… Her iki ülke de iki süper güce karşı direniyor, savaşıyor.
Veya yakın geçmişte Hindistan, Pakistan gerilimine bakalım. Dev ülke Hindistan, tornistan yaptı. İsrail’in tutumu ne sayesinde? 10 milyonluk ülke, milyarı aşkın Müslüman devletlere kafa tutuyor. O bakımdan ben her defasında Yunanistan’ın ufaklığına aldanmamak lazım derim. Normal şartlarda Yunanistan bizim rakibimiz bile olamaz ama onu öyle bir eğitir, donatırlar ki baş belasına dönüşebilir.
Ülkelerden örnekler verdik. Peki şirketler cephesinde durum farklı mı? Orada da dev teknoloji ve bilişim şirketleri, devletleri geçen para ve bilgi gücüne sahip. Öyle ki bu dev şirketler, çoğu devletten daha güçlü. Geçmişte yapılan bir değerlendirmede, 2050 yılına gelindiğinde dünyayı 6 büyük dev dünya şirketinin yöneteceği yönünde bir öngörü vardı.
Peki nedir bu küçük ülkeleri ve şirketleri bu denli güçlü yapan? Bilgiye sahip olma, onu üretme ve sahada uygulama kabiliyetidir. Denilebilir ki bilgi en büyük güçtür. Bilgiye sahip olan, birçok yeteneği elinde bulundurur.
Geçmişte bilgi kilit altında idi. Ona ulaşmak çok zahmetli bir süreçti. Sadece inisiye olanlara açılırdı kapılar. Bilgi, küçük bir azınlığın tekelinde idi ve yaygın değildi. Küçük bir bilgi kırıntısı için bazen ait olduğun dergâha, manastıra, inanç merkezine yıllarca hizmet etmek, güvenirliği tesis etmek esastı.
Diyelim ki bilgiye ulaştınız; bunu uygulamak, yaymak pek mümkün değildi. Süreçler her bakımdan yavaş ilerliyordu. Ancak kulaktan kulağa, aslı değişerek, yarım yamalak ilerliyordu her şey. Öyle ki yeni bir icadın 40 km öteye taşınması bazen onlarca yıl alıyordu. Ulaşım ve iletişim sınırlıydı.
Oysa günümüze bir bakalım! Hemen her şey insanların bilgisine, erişimine açık. Araştırma geliştirme faaliyetleri için sonsuz imkânlar, kaynaklar var. Oturduğun yerden dünyanın her kütüphanesine, fakültesine, bilim merkezine ulaşmak mümkün. Yeni fikirler, yatırım alma, destek bulma, anında duyulma imkânına sahip.
Bu durumda şahıslar, şirketler, küçük devletler; büyük devletlere, hantal yapılara ve bürokrasisi çok olan yerlere göre daha şanslı. Hız, bilgiden sonra gelen önemli şey. Hızlı kararlar alma ve uygulama, hemen piyasaya sürme kabiliyeti küçük ve esnek yapılarda daha mümkün. Yani bürokrasi çarkını dolanan kazanır. Bürokrasi artık bir fren görevi görmektedir. Almanya’yı geriye atan nedir sizce? Tamam pandemi, Ukrayna ve şimdi de Körfez krizi, anlaşılır. Ama bürokrasiyi de hiç yabana atmayın! Hatta öyle ki halk arasında “Tanrı kimseyi Alman bürokrasisinin eline düşürmesin” mealinde bir söz dolaşmaktadır.
Bilgi dedik, onu üretme ve sahaya hızla sürme kabiliyeti dedik. Doğrudur. Artık bir şeyi üretmek için çok büyük binalara, devasa makinalara, fabrikalara gerek yok. Misal, dron üretimi… Zira bugünlerde çok üretiliyor, ihtiyaç duyuluyor. Hemen evlerde, garajlarda, küçük atölyelerde, 3D yazıcılarda üretim çok mümkün. Küçük savaş aletleri; milyarlarca dolarlık uçak gemilerini, savunma sistemlerini, sanayi tesislerini devre dışı bırakma yeteneğine sahip.
Bundan, çok değil 20 yıl önce, mümkün görünmeyen ve de hesapta bulunmayan birçok şey masadadır artık. Kazanan bilgiyi etkin ve hızlıca kullanandır. O hâlde denilebilir mi ‘Bilgi eşitler’ diye? Eşitlemese de eşitlemeye çalışır, aradaki mesafeyi kısaltır. En azından böyle bir potansiyeli kullanana imkân verir. Bunu anlamak için son 20 yılda atak yapan şirketlere bakın! 20. yüzyılın hantal sanayi devleri, tüm öğreti ve kurumlarıyla, çürümüş politikacılarıyla neden dökülüyor dersiniz?