Biz Çiftçiydik
1984 yılından bu yana kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü her yıl umutla karşılamak isterdik. Çünkü bizler toprağın insanlarıydık. Alın terini ekmeğe, emeği berekete dönüştüren çiftçilerdik. Ama bugün ne yazık ki içimiz buruk, sesimiz sitem dolu… Çünkü ülkemizde çiftçilik adım adım bitirilmiştir.
Biz köyümüzde bahar ayları gelip geçerken, gün doğumunun kızıllığıyla uyanırdık. Gözlerimiz umutla toprağa bakar, ellerimiz bereket için çalışırdı. Sabahın serinliğinde radyodan yükselen türküleri dinler, toprağın kokusuyla yeni bir güne başlardık. Ellerimiz dua gibi göğe kalkar, tenimiz uzun ömür isterdi. Gençlerin yüzünde sevda dolu gülüşler, yaşlıların gözlerinde ise üretmenin huzuru olurdu. Günler akar, yaz yaklaşırken tarlalarda umut büyürdü.
Biz çiftçiler için toprak, yalnızca geçim kaynağı değildi; yaşamın kendisiydi.
Mustafa Kemal Atatürk, çiftçiye verdiği değeri yıllar önce çok açık sözlerle anlatmıştır. “Köylü milletin efendisidir.” diyerek üreticiyi, milletin temel gücü olarak görmüştür. “Millî ekonominin temeli tarımdır.” sözüyle de bir ülkenin bağımsızlığının üretimden geçtiğini vurgulamıştır. Yine Atatürk’ün, “Ülkemizin gerçek sahibi ve efendisi, gerçekten üretici olan köylüdür.” sözü bugün hâlâ yol gösterici bir anlam taşımaktadır.
Köy odalarında bir araya gelen insanlar, “Biz emeğimizle, tırnaklarımızla toprağı işler; alın terimizle binbir çeşit çiçek açtırırız.” derdi. Çünkü üretmek kutsaldı. Bir buğday tanesinin, bir zeytin dalının, bir domates fidesinin arkasında büyük bir emek vardı.
Ama bugün ne yazık ki o emek tükenme noktasına geldi.
Çiftçiler artık birer birer toprağından elini çekiyor; üretmekten vazgeçmek zorunda kalıyor. Yıllardır uygulanan yanlış tarım politikaları, çiftçiyi yalnız bırakmıştır. Mazot fiyatları, gübre giderleri, tarım ilaçlarının maliyetleri katlanarak artmıştır. Buna karşılık, verilen destekler yetersiz kalmıştır. Çiftçi borç altında ezilmiş, üretim yapmak neredeyse imkânsız hâle gelmiştir.
Bir zamanlar kendi kendine yetebilen ülkemiz, bugün meyveden sebzeye, buğdaydan una kadar birçok ürünü ithal eder duruma gelmiştir. Oysa binlerce dönüm verimli tarım arazimiz var. Bereketli topraklarımız hâlâ duruyor. Eksik olan şey, üreticinin yeniden desteklenmesi ve toprağa küstürülmemesidir.
Bugün köylerde gençler artık çiftçi olmak istemiyor. Çünkü geleceğini tarlada göremiyor. Tarlalar boş kalıyor, köyler sessizleşiyor. Oysa bir ülkenin gerçek gücü; fabrikaları kadar tarlalarıyla, üretimiyle, köylüsüyle ayakta durur.
Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlarken içimizde buruk bir hüzün taşıyoruz. Çünkü biz sadece toprağı değil, umutlarımızı da kaybediyoruz. Yine de inanıyoruz ki çiftçiye hak ettiği değer verilirse, üretim yeniden canlanır, köyler yeniden şenlenir ve bu bereketli topraklar yeniden kendi insanını doyuracak güce kavuşur.
Çünkü üretmezsek tükeniriz!
Toprağa sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır. Çiftçi varsa hayat vardır, üretim vardır, bağımsızlık vardır.
Tebrikler şair ve yazarım, sesimizi ne güzel ifadeler ile dile getirmişsiniz yüreğinize ve kaleminize sağlık…
Çalışma hayatınızda başarılar diliyorum 🙏