Dalında Kalan Emek Tezgâhta Katlanan Fiyat

Sabahın ilk ışıklarıyla bahçesine giren üretici, aylarca verdiği emeğin karşılığını alacağı günü umutla bekler. Toprağı işler, ağacı budar, gübreler, ilaçlar, sular. Dona, doluya, kuraklığa, fırtınaya karşı gecesini gündüzüne katar. Ancak hasat zamanı geldiğinde, ne yazık ki en büyük darbeyi doğadan değil, piyasa düzeninden yer.

Bugün ülkemizin birçok bölgesinde şeftali, nektarin, erik, kayısı, üzüm, incir ve daha birçok meyve, üreticiden maliyetinin bile altında alınıyor. Bir kilogram meyvenin üretim maliyeti 20-25 lirayı bulurken, üretici ürününü 10-15 liraya satmak zorunda kalıyor. Emeğinin karşılığını alamayan çiftçi, zarar ederek üretim yapıyor.

(Görsel: Bursadabuguncom instagram hesabı)

İşin en acı tarafı ise bu ürünlerin şehirlerdeki pazarlarda ve marketlerde 60, 80 hatta 100 liraya kadar satılmasıdır. Üretici kazanamıyor, tüketici de pahalıya almak zorunda kalıyor. Peki, bu büyük farkın kazananı kim?

Bu tablo, tarım politikalarının ve pazarlama sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini açıkça göstermektedir. Üretici ile tüketici arasındaki zincir uzadıkça kazanan aracılar, kaybeden ise hem çiftçi hem de vatandaş oluyor.

Bugün birçok üretici bahçesini sökmeyi, tarlasını boş bırakmayı düşünüyor. Çünkü borçla üretim yapan çiftçinin artık dayanacak gücü kalmadı. Mazot, gübre, ilaç, işçilik ve sulama maliyetleri her geçen gün artarken, ürün fiyatları emeği karşılamıyor. Dalında kalan her meyve, aslında ülkemizin tarımsal geleceğinden kopan bir umuttur.

Çiftçi üretmezse sofralar da boş kalır. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda gıda güvenliğinin ve bağımsızlığın temelidir. Üreticinin ayakta kalması, hepimizin ortak meselesidir.

Artık üreticinin sesine kulak verilmelidir. Üretim maliyetlerini karşılayan, çiftçiyi koruyan ve tüketiciyi de ezmeyen adil bir fiyat sistemi kurulmadıkça, kaybeden yalnızca çiftçi olmayacaktır. Kaybeden, toprağıyla var olan bu güzel ülkenin geleceği olacaktır.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.