Direksiyon Başındaki Biz

Sabah erkenden evden çıkıp arabamıza bindiğimizde ya da bir toplu taşıma aracına adım attığımızda, sadece bir noktadan diğerine gitmek için yola çıkmayız. Aslında her sabah, toplumsal aynamızın karşısına geçeriz. Çünkü trafik, sadece araçların, yolların ve sinyalizasyon sistemlerinin toplamı değildir; insani ilişkilerimizin, birbirimize olan saygımızın ve en önemlisi de sabrımızın en çıplak haliyle test edildiği bir arenadır.

Günlük hayatta gayet kibar, selamlaşmayı seven, komşusuna güler yüz gösteren bir insanın, direksiyon başına geçtiği an adeta bir karakter değişimi yaşadığına kaç kez şahit oldunuz? Ya da belki de o yoğun koşturmaca içinde, kendi içimizdeki o sabırsız insanın aniden direksiyon başında nasıl uyandığını kendimizde gözlemledik?

Emniyet kemerini bağladığımız an, nedense dış dünyayla olan insani bağımızı kopardığımızı ve bir metal kutunun koruyucu zırhı arkasına saklandığımızı düşünüyoruz. Önümüze aniden kıran bir araca, kırmızı ışık yeşile döner dönmez saniyesinde basılan kornalara, hakkı olmadığı halde şerit değiştirmeye çalışanlara karşı verdiğimiz tepkiler, aslında içimizdeki “öfke kontrolü” sınavının ta kendisidir.

Oysa trafik bir rekabet alanı değil, ortak bir yaşam alanıdır. Direksiyon başındaki öfke, sadece gitmek istediğimiz yere bizi daha geç ulaştırmakla kalmaz; ruhumuzu yorar, günümüzü zehreder ve en acısı da can güvenliğimizi tehlikeye atar. Bir anlık acelecilik veya ego savaşı, geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir.

Çözüm ise ne cezalarda ne de daha geniş yollarda gizli. Çözüm, o sileceklerin arkasındaki insanın, tıpkı bizim gibi bir anne, bir baba, bir evlat olduğunu hatırlamakta başlıyor. Direksiyon başındayken göstereceğimiz bir saniyelik sabır, bir yayaya vereceğimiz küçük bir yol hakkı ya da öfkeyle basacağımız korna yerine göstereceğimiz bir tebessüm, dalga dalga tüm şehre yayılabilir.

Unutmayalım, yollar bizi sadece adreslere ulaştırmaz, birbirimize bağlar. Trafik kültürümüz ne kadar gelişirse, şehir yaşamındaki huzurumuz da o denli artacaktır.

Bir sonraki yolculuğunuzda, aynaya sadece arkanızdan gelen araçları görmek için değil, direksiyon başındaki “kendinizi” görmek için de bakın. Çünkü trafik, insanlığımızın aynasıdır.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.